Çatı Partisi

Yazan

Melik Kara

 

1. Kürt Hareketi için Çatı Partisi

Kürt Hareketinin merkezi öznesi olan PKK’nin bir yetkilisi; “DTP’nin ne kadar çabalasa da, gücü ve etkisi bir yere kadar olmaktadır” diyor ve ekliyor: “Mevcutta tek umut ve seçenek, sol demokratik bir hareket yaratmaktır.”

Kürt Yurtsever Hareketi için bu ihtiyacın kurumsal karşılığı “Çatı Partisi” olarak duyuruldu. Kürt Hareketi, Çatı Partisine verdiği önem ve anlamda yanılıyor. Onun, Hareketin mevcut sınırlarını aşmasında tayin edici bir rol oynayacağını sanıyor. Bu bir yanılgıdır. Hareketin gelişebileceği yegane yer Kürt kitlelerdir. Ve bunun da yegane dayanağı gerilla hareketinin güç ve etkisidir. Bu konuda yeşerecek her umut yanlışa bir adım daha atmaktır.

Bunu şöyle bitirmeli: ‘PKK’nin ve genel olarak Kürt Yurtsever Hareketinin, ne kadar çabalasa da, gücü ve etkisi bir yere kadar olmaktadır. Ancak bunun dışarıda bir çaresi yoktur. Mevcut durumda, asıl ağırlık, gerilla hareketinin yükselmesi ve serhildanların sürmesidir. Batı’da bir demokratik hareket bu hareketin önemli yanal bileşenidir. Orta vadede, Batı’da demokratik ya da tercihen devrimci bir hareketin ortaya çıkması yaşamsaldır.

Çatı Partisi, gerilla hareketinin ve genel olarak Kürt kitlesel hareketinin Türk halkını “zorlayıcı” varlığında orta vadede anlam kazanabilir. Böyle bir toplu devrimci eksen olmadan bu tür örgütlenmelerin önemi ve başarı şansı da olamaz.

2. Kürt Hareketinin açığa çıkmamış potansiyeli veya başka potansiyeller

Kürt Yurtsever Hareketinin günümüzde Kürt halkının ‘bölge’de yaklaşık yarısı üzerinde bir hegemonyası bulunuyor. Batıdaki Kürtler katılırsa bu oran epeyce düşüyor. Ancak bu her durumda operasyonel bir sevk ve idare halini almıyor, yani politikleşmiş bir sonuç doğurmuyor. Kürt Hareketinin etkisi yine de örgütlü gücüne oranla çok fazla. Çatı Partisi, Kürt kitlelerinin geniş kesiminin Hareketin nüfuzuna girmesine yol açabilir mi?

Ya da başka bir seçenek düşünülebilir mi? Türk halk kitlelerinin anlamlı bir kısmının, Türk sosyalistleri, solcuları, İslamcıları, liberalleri vs. aracılığıyla harekete geçmesi ve hareketini Kürt Hareketiyle bitiştirmesi daha mı uygun olabilir? Belki her ikisi birbirinin koşuludur.

Bize göre, bunlar fazlasıyla iyimser öngörü ve projeksiyonlar. Yine de, Kürt kitlelere ilişkin olanı daha gerçekleşebilir bir manzara veriyor. Önümüzdeki yerel seçimler buna ilişkin çok önemli bir işaret olacaktır.

3. Eşitsizlik

Kürt Hareketi ile “Türk tarafı” arasında telafi edilemez bir eşitsizlik vardır ve bu, Çatı Partisinin kuruluşuyla da giderilebilecek bir açık değildir. Eşitsizlik, Çatı Partisini en baştan Kürt Hareketine aşırı bağlamaktadır. Bu bir şikayet konusu değil gerçeğin kendisidir. Kürt Hareketi üstündür ve üstünlüğü mücadelesiyle elde etmiştir.

Dolayısıyla, “Türk tarafı”nda (gerek solcu ve sosyalist örgütlerde, gerek Sünni Müslüman kesimlerde –var mı böyle kesimler?-) cümle yanlış kurulmaktadır.

Cümlenin yanlışlığının farkında olmamak mümkün olmadığından, yanlışlığın Parti kurulduktan sonra ve Parti sayesinde düzeltilebileceği sanılmaktadır. Ya partinin yüksek politik etkisiyle, ya da parti kurulları oluşturulurken başvurulacak teknik çarelerle. Büyük yanılgı!

Bu parti, kısa ve orta vadede, çok ve doğru olarak telaffuz edilen “ezilenlerin birliği” esprisini gerçekleştiremez.

Ayrıca, eşitsizliğin yaratacağı kesin sorun nasıl giderilecek? Türk tarafına “pozitif ayrımcılık” mı uygulanacak!

4. Türkiye solunun onmaz açmazı

Türkiye sol hareketi, Kürt Hareketine yakın durarak da, uzak durarak da, “kendi sınıfını” örgütleyememektedir. Bu iki çareye başvuranlar oldu, ve başvurmakta olanlar hala çabalıyor.

Kürt sorunu Türk tarafındaki gelişmeleri bu anlamda üst-belirliyor. Çatı Partisi bu sorunu çözemez. Çatı Partisine bu sorun bağlamında bakılmamalıdır.

5. İki cephede güç sorunu

Çatı Partisi ne Kürt Hareketinin ihtiyaç duyduğu güç açığını kapatmaya yetebilir, ne de Türkiye solunu bir güç haline getirebilir. Ancak bu vargının yapısal bir akıl yürütmenin sonucu olduğunu gözden kaçırmamalıdır. Türkiye solu, Kürt maddesini bir kez daha istismar etme fırsatı bulur kötü anlamıyla.

6. Çatı Partisinin giderilemez “Kürt Sorunu”

Böyle bir parti, Kürt bileşimini gizleyemeyeceğine göre, geniş Türk halk yığınları nezdinde DTP’den pek farklı algılanmayacaktır. Vitrinde “Türklere” yer verilmesi ise zaten olmaz, olsa da yürümez. İğretilik her adımda görülür.

Kürt Hareketi, orta vadede bile, Türkler üzerinde nüfuz elde edemez. Türk solcularının da böyle bir şeye güçleri yetmez.

Çatı Partisinde bir Kürt takiyesi işlevli de olmayacaktır, anlamlı da... 1960’larda TİP sözcülerinin radyo konuşmalarına “marabalar” sözüne yaygın bir şekilde kulak verildiği söylenir. Bugün, böyle bir sözün Çatı Partisi sözcülerinde dile gelmesi, Türk halkında, bir Kürdün ya da Kürtçünün sözü olarak algılanacaktır.

7. Birlik

Çatı Partisi, kategorik olarak eşit iki –veya çok- kesimin birliği olamaz.

Bir ezilen hareketinin ezen bölgede gelişebilmesi örneği herhalde tarihte yok. Yani, iki bölgede iki güçlü hareketin birliği olmadığı gibi, Kürtlerin Türklerin sosyalistlerini, emekçilerini falan örgütlemesi de söz konusu olamaz.

Keşke, madem Türk solcuları yapamıyor, Kürt Hareketi Türkler üzerinde nüfuz tesis etse… Ama bu da olmayacak duaya amin demektir.

Çatı Partisi zorunlu olarak, gelirlerse, Türk “marjinal” grupların, eğer tepinmezlerse, Kürt yığınlar üzerindeki birliği olacaktır. Söylendiği gibi, feministler, eşcinseller, liberaller, sosyalistler, “demokrat Müslümanlar”ın bir arada olacağı bir ortamdan maraz çıkar şimdilik.

O halde, Çatı Partisi, Kürt Hareketinin evsahipliği ve hakemliğinde yeni bir ÖDP projesi olarak şekillenmek durumundadır. Kürt Hareketinin içinde olduğu bir ÖDP de fena bir şey değildir.

ÖDP bir proje olarak tarihe gömüldü. Bir anlamda, sol hareketin legal kanadında 1980’lerin sonundan beri görülen dinamiği toplamıştı. Ancak, bu kesim için içinde bulunduğumuz yıllar SEH sözcülerinden Kenan Kalyon’un deyişiyle, “ÖDP-sonrası” bir nitelik arz ediyor. Bu kesimler için birlik bir zorunluluk. Çünkü bu politik oluşumların kendi başlarına faaliyet yürütme alışkanlığı ve politik anlayışı kalmamış bulunuyor. Ama EMEP böyle değil. Bu parti, deyim yerindeyse birliğe mahkum değil. Ancak bu partinin 1990’lardan farklı olarak 2000’li yıllar boyunca Kürt Hareketiyle birlikte hareket etme politikası onu bu politikanın somut sonuçlarını aramak durumunda bırakıyor.

Bugün sol hareketin ekseriyeti legal alanda. Ulusalcı denilebilecek politik örgütler dışında kalanların politik hattı da dağınık durumda. Liberalizmin etkisi bu kesimlerde epeyi belirgin. Kürt Hareketiyle temas, bu kesimler için bir sağlık işaretidir.

Kürtlerin olduğu bir ÖDP bugün gayet iyi bir varlık olacaktır. Ancak Kürtsüz bir neo-ÖDP, kendinden bile hoşnut olamayanların bir araya geldiği ve legalizme kazık çakılan bir yer olmaya mahkumdur.

8. Legal parti

Açık parti Türkiye devrimci solunun acil ihtiyacı değildir, olmamalıdır. Halihazırda platform adıyla faaliyet yürüten oluşumlar açık alandaki ihtiyacı görmektedir. Tabela partilerine gerek yoktur.

Kürt Hareketinin yokluğunda, legal politik oluşumlar önemli ve acil olamaz. Kürt Hareketi olmaksızın, işçi sınıfını örgütlemek bahanesiyle yapılacak legal birlikler sadece reformcu alanda pekişmeye hizmet eder. Kürt Hareketinin yanında durmak, en reformcu ve liberal özneleri bile diri tutucu, giderek devletle karşı karşıya getirici bir işleve sahiptir.

Kürt Hareketiyle asıl birlik, bütün cephelerde yürütülecek bir birlik olmalıdır, olacaktır. Çatıda, Türk tarafına legal ve ‘demokratik’ mevzilerin reva görüldüğü dikkat çekmiyor mu, yoksa bu durum herkesin işine mi geliyor?

9. Çatı Partisine –ya da birliğe– mahkum olanlar

Sol harekette, bu tür bir mekana, başlarını sokacak bir yere hayati ihtiyaç duyanlar var. Bunların, başka yere gitmektense Kürtlerin yanına gelmesi iyidir.

Ancak görüldüğü kadarıyla, Çatı Partisini sosyalist bir oluşum olarak görmek isteyenler, olanak bulsa yani başka ve yeterli bir ağırlık yaratacaklarına akılları kesse hemen uzaklaşacaklar. Fakat bu fırsatı bulamamanın sıkıntısı içinde oldukları görülmektedir.

Çatı Partisinin tarafında yer alanların neredeyse sadece kendi başına olmaktan rahatsız olan politik kesimlerden oluştuğunu gözlüyoruz. Her biri kesin olarak iddiasızlıkla sakatlanmış birçok legal oluşum için Çatı Partisi, aslında bir sığınak işlevi görecektir. Yani bu oluşumlar, bir sürece “katkı” koymaktan çok bir süreçten katkılanmak isteyenlerdir.

10. Çatı Partisinin sağ kanadı

Bugün Çatı Partisini bir sınıf eksenine ve sosyalist niteliğe davet edenlerin kendilerine böyle bir oluşumun sol, sosyalist hatta Marksist kanadı vehmi biçtiğini görüyoruz. Gerçekte bunlar Çatı Partisinin bir kanadı olabilirler belki ama sol ya da sosyalist değil olsa olsa sağ ya da liberal kanadı olabilirler.

Neden? Çünkü Kürt tarafının dayanağı güç, bügün eylemli varlığıyla en devrimci niteliği taşımaktadır. Ancak bu tarafın söylemi Türk sosyalistlerine “sağ”cı görünmektedir. Türk sosyalistleri ise bugün Türkiye’de sol kesimde eylemli olarak en sağdaki kesimler arasında yer almaktadır, ancak elbette söylemi itibarıyla Marksistliğine kimsenin söz etmesine izin vermemektedir.

Çatı Partisinin sosyalist olması gerektiğini ileri sürenler gerçekte bu oluşumun sağ kanadı olmaya mahkumdur. Zira politikayı gerçek güçler ve ilişkiler ortamında yapmaya en uzak kesimler bunların arasındadır.

11. Devrimciler Çatı Partisinde yer almıyor

Türkiye devrimci hareketinin üyeleri Çatı Partisinden uzak duruyor. Her birinin çeşitli farklı saikleri olsa da bu bir sonuçtur. Örneğin ESP’nin bu oluşuma ilgisiz kalmak istemediği görülüyor. Ancak ESP’nin kendi içinde ve dışarıya karşı bu oluşumda olmayı tarif edemediği anlaşılıyor. BDSP, Çatı Partisinin liberalllerin yeni odağı olduğu gerekçesiyle bu oluşumdan uzak durmakta. Partizan’ın her türden politik birliğe uzak olduğu biliniyor. DHF’nin de anlayış olarak uzak olmaması beklenirken, dışında yer alması devrimcilere ait genel bir soruna işaret etmesi olarak değerlendirilebilir.

Ulusal solcular Çatı Partisinde yer almıyor. Legal alanda yer alan ve Çatı Partisine ilgisiz kalanların “ulusal sol” bir eğilimle hareket ettiğini varsaymak zorunlu çok özel gündemlerini bilemediğimiz grupları tenzih ederek...

12. Çatı Partisinin öznesi

Çatı Partisi, bir gerçek özneden bir de özne sayılamayacak bir çoğulluktan oluşacaktır. Türk tarafı toplam olarak bir özne olamamakta, ancak genel olarak bir irade namı alabilmektedir. Çatı Partisinin kaderi tek bir bağımsız değişkene, Kürt Hareketine bağlı.

13. Stratejik ittifak

Türkiye devrimci hareketiyle Kürt Yurtsever Hareketinin bugünkü koşullarda stratejik ittifak kurmak için fiziksel koşulları elvermez. İttifak, eğer açık bir tabiyet anlamına gelmeyecekse, az-çok eşit güçler arasında yapılır. Kürt Hareketi, sözcüğün özne karşılığı anlamında tek bir harekettir; oysa Türkiye sol hareketi –hadi bunun devrimcisini bir yana bırakalım– çoklu bile denemeyecek bir minik yığın oluşturmaktadır.

Kürt Hareketinin Batıda devrimci ve sol kesimlerden başka anlamlı bir güç oluşturan liberal ya da başka nitelikte bağlaşığı da yakın gelecekte olmayacaktır. Liberalizm Türkiye’de giderek yaygınlaşan etkidir, ama politik bir odak olmayacak gibi görünüyor.

Kısa vadede, Kürt Hareketinin gücünü kendi başına artırması dışında bir yol görünmüyor. Türkiye tarafında bir güçlenme ihtimali bulunmuyor. Kürt Hareketinin gelişme kaydetmesi, olasılıkla Türk halk kitlelerinde bir kırılma yaratacak ve Türkiye soluna iş bundan sonra düşecektir. Ancak bu momente kadar yapılacak bir iş, alınacak bir yol yoktur. Türkiye devrimci hareketi görünür gelecekte de güçsüz olmayı, halihazırdaki gücünden farklı olmamayı sineye çekmek durumundadır.

Muhalif İslamcılarla ittifak bir başlıktır ama esas başlık olamaz. Çünkü muhalif İslamcılık Türkiye’de çok zayıf bir damar olmaktan öteye geçemedi. Sorun, Müslüman halk kitlelerinde muhalif bir damar yakalamak, açığa çıkarmak, yaratmaktır.

Kürt Devrimi sürecinin Türk halk kitlelerinde bir gericileşme sürecine hız verdiği gerçektir ve bu, devrimci hareket belirgin zaferler kazanmadığı sürece olağandır. Kürt Hareketinin gelişmesi 1992 civarında Türk halk kitlelerindeki bu nazik eşiği atlatıyordu neredeyse. Ancak devletin karşı hamlesi bunu akamete uğrattı ve Türk halkı devletinin zaferini paylaşmaya heves etti.

14. Çatı Partisi ne devrimcidir ne de sosyalist

Çatı Partisi devrimci olamaz. Böyle bir iddia bile taşımamalıdır. Radikal demokrat olması gayet ileride bir pozisyondur.

Hatta, bir Çatı Partisinin devrimcilik iddiası gibi taşıyamayacağı bir yükü peşinen omuzlaması onu olabilecek çeperden uzaklaştıracak ve dar ve bildik bir toplama mahkum edecektir. Çatı Partisi liberal yönler bile taşıyabilir.

Öte yandan, kendi tam varlığını böyle bir partiye Kürt Hareketiyle eylemli dayanışma devrimci argümanıyla yaslamanın rehavetine kaptıranlar, Kürt Hareketinin en az bir temel boyutunun ve hatta merkezi öznesinin iradesiyle de olsa, bu merkezi öznenin kendisinin bu oluşumun dışında olacağını hiçbir zaman unutmamalıdır. Kürt Hareketinin toplam varlığı bir uygun devrimci pozisyonu vermektedir. Kendi toplam varlığını Çatı Partisinde toplayacaklara devrimcilik söylemi tutturmaktan başka seçenek kalmamaktadır.

Çatı Partisi sosyalist de olamaz. Güya böyle olunca Çatı Partisi bir yandan Marksizme ve öte yandan işçi sınıfına kendini bağlamış ve niteliğini bu şekilde belirlemiş olacak. Artık sorun da kalmamış olacaktır.

Çatı Partisinin renginin emek ekseni veya sosyalizm üzerinden kurulacak olması Kürt Hareketine sömürgeci bir dayatmadan başka bir şey değildir. Doğu’da ulusalcı, Batıda sosyalist bir Çatı Partisi fikri de aynı görüşün bir başka görünümüdür. Zaten elinin uzanmadığı bir yere ilişkin söz etmek sadece elinin uzandığını düşündüğün yere ilişkin bir manipülasyonun işaretidir.

Çatı Partisi demokratik ve özgürlükçü bir oluşum olmalıdır. Bu, hem Doğuda hem de Batıda her türlü çelişkiyi kapsayıcı niteliktedir.

Bu bakımdan, bir ezilenler cephesi olamasa da, bunu hedefleyen bir yapı olmalıdır. Ezilenler cephesi kurmanın nesnel koşulları bulunmamaktadır. Çünkü bu cephenin Kürt bileşeninin maddesi ortadayken, Türk bileşeninin (Türk kökenli ezilenler) maddesi henüz sahnede değildir.

15. Kürt Hareketinin tarihsel olarak devrimci desteğe ihtiyacı var

Kürt Hareketi, Batı’dan desteğe şiddetle ihtiyaç duyuyor. Çatı Partisi bu işlevi açık alanda ve demokratik mücadele bakımından görebilecek bir oluşum.

Kürt Hareketi Batı’dan destek arayışını politik konjonktürler gereği sürdürecektir. Bu hareketin arayış tayfının epeyi geniş olduğu malum ve bunda politik bakımdan bir sorun da bulunmuyor. Ancak Kürt Hareketinin başka bir alanda ve belki daha etkili olacak bir desteğe ihtiyacı var. Bunun kanıtını, daha geçenlerde, bir devrimci şiddet eyleminin öznesini selamlayarak gösterdi.

Kürt Hareketi, bir yandan öznel olarak kendi başına mücadelesini şiddetlendirmek, nesnel olarak ise, bölgede, bölge devletlerinde istikrarsızlaşmanın artmasını beklemek durumundadır. Devrimci çözümün şu koşullarda belirebileceği yol budur.

16. Katılmalı ya da desteklemeli

Biz, ihtiyaç duyduğumuz için değil, Kürt Yurtsever Hareketi ihtiyaç duyduğu için Çatı Partisi oluşumuna destek vermek kararındayız. Kürt Yurtsever Hareketinin gelecekte ortaya çıkabilecek ihtiyaçlarına da aynı argümanla yaklaşmalıyız.

Ancak içinde bulunduğumuz koşullarda, Çatı Partisi katılarak bir desteğe en azından bizim konumumuzdan ihtiyaç duymamaktadır.

 

Okunma 12660 kez

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.