Yerel seçimlerde ESP ve Yurtsever Hareket

Teori ve Politika’nın görüşlerini benimseyen ve kendilerini “Teori ve Politikacı” olarak adlandıranlar, yerel seçimlerde aldıkları tutumu ve gerekçelerini aşağıdaki yazıyla ortaya koydu.

 

Yerel seçim çalışmalarında ESP’yi ve Yurtseverleri destekliyoruz

28 Mart yerel seçimleri, politik özneler somutunda Türkiye’de genel olarak ezilenlerin parçalanmışlığının derinleşmesine vesile oluyor. Kürt Ulusal Hareketi ve Türkiye devrimci hareketinin bu seçimlerdeki net ayrı duruşu ‘ezilenler’in varsayılan cephesinin nesnel durumunu, açmaz ve imkanlarını ele veren önemli bir işaret olarak öne çıkıyor.

Yurtsever Hareket

Yurtsever Hareket, yaşadığı büyük geri çekilmelere rağmen, Türkiye’deki egemen statükoyu sarsmada devrimci işlevler görmeyi sürdürüyor. Seçimler özgülünde de, SHP gibi bir partiye verilen çatı payesi bile bu konumu değiştirmek bir yana, paradoksal yeni açılımlar sunabiliyor.

Türkiye sol ve devrimci hareketi, Yurtsever Hareketle onun devrimci döneminde bile hakiki bir bağlaşık olma konumuna hiçbir zaman gelememiştir. Nitekim, bugün yaşadığımız örnek, Yurtsever Hareketin ‘sosyal demokratlar’la ilk ittifakı da değildir. Bu, sorumluluğu Yurtsever Hareketin omuzlarında olan bir sorun değildir. Yurtsever Hareket, giderek kendi bilincine rağmen oynadığı devrimci rolden dolayı, verili koşullarda gözden kaçırılamaz bir aktör konumundadır. Eğer seçimi gerçekten, olması gerektiği üzere, ülkesel ölçekte, ve bir politik aktörün yaşadığı ‘politik bir olay olarak seçim’ şeklinde değerlendirme durumundaysak, bir mevcudiyet olarak önümüzde Yurtsever Hareketten başkası bulunmamaktadır. 28 Mart yerel seçimleri politik konjonktürü özgülünde ülkesel politik özneler arasında bir Yurtsever Hareket gerçekliği vardır.

Yurtsever Hareket, SHP çatısı altında seçime katılmaktadır. Ancak bir gerçeği vurgulamak bir politik hakikati açığa çıkarmakla eş anlamdadır. Sade bir Kürt yurtseverinin, özel bir sevk ve idareyle kullanacağı oy, hiç de SHP rumuzuna olmayacaktır. Somut çalışma alanlarında ise, Demokratik Güçbirliğinin birlikte çalışma gerçekleştiremeyeceği ve ‘Batı’da dinamik Kürt güçlerinin devletle karşı karşıya gelme ihtimalinin yabana atılır olmadığı açıktır.

Türkiye devrimci hareketi

Türkiye devrimci hareketini oluşturan irili ufaklı, çeşitli politik meşreplere sahip örgütsel yapıların tümü, seçimler özgülünde Yurtsever Hareketten ayrı durmaktadır. Yapısal olduğu açık olan bu durumun Yurtsever Hareketten çok Türkiye devrimci hareketi tarafından sorun edildiği de büyük bir anlayış duyusuyla izlenmektedir. Yurtsever Hareketten ayrı duruş, ne rastlantı, ne de yanılgıdır. Devrimci hareket, kendi verili varlığını ancak böyle koruyabileceğini görmektedir.

Türkiye devrimci hareketinin özneleri arasında seçim konjonktürüne özgü bir politik faaliyet belirleyenler arasında Ezilenlerin Sosyalist Platformu öne çıkmaktadır. Diğer birçok devrimci hareket, ya seçim özgülünde ‘yok’tur, ya da nesnel olarak ESP’nin merkezinde olduğu bir genel kümeleşme oluşturmaktadır.

Politik Marksist bir öznenin iradesinin eseri olması ESP’ye yönelik ilgiyi haklı bir gerekçeyle belirginleştirmeye hizmet etmektedir. Ancak ne öne çıkan varlığıyla ESP, ne de dağınıklığı bir an görmezden gelinecek bile olsa Türkiye devrimci hareketinin diğer bütün mensuplarının toplam cesameti, ortaya bir ülkesel özne olarak çıkmaya yetecek haldedir. ESP, buna rağmen, seçimler özgülünde özel bir politik form alabilmiştir; seçimlerde ülkesel politik bir özne değildir, ama seçimleri kendi özgülünde somut ve sonuç alıcı bir politik olay haline getirebilmiştir. Bu, devrimci politik niteliğin yeniden-üretilme koşullarının çarpıcı bir şekilde daraldığı günümüz koşullarında özel olarak öne çıkarılması gereken bir durumdur.

Biz, kendini politik bakımdan Türkiye devrimci ve Marksist devrimci hareketinin gerçekliğine bağlamış bir kollektifin mensupları olarak, bu durumu somut eyleyişimizde tayin edici nitelikte görmekteyiz.

ESP ve Yurtseverler

Bizler, ampirik olarak gözlenmesi olanaksız bir politik gerçeklik üzerinden hareket etmek gerektiği kararındayız: Yurtsever Hareket ile Türkiye devrimci –ve geniş anlamda sol– hareketi arasında, 28 Mart seçimleri özgülünde daha zayıflamasına rağmen bir ‘bağ’ bulunmaktadır. Bu, tarihsel nedenlerle pek az kurumsal karşılık bulmuş ve geniş anlamda politik nitelikte anlaşılması gereken bir bağdır. Biz bunu 3 Kasım 2002 seçimlerinde “DEHAP ile ESP el ele” ifadesiyle dile getirmiştik.

Sonuç olarak, 28 Mart yerel seçimleri politik kampanyasında, biz Teori ve Politikacılar, ülkesel politik gerekçelerle Kürt Yurtseverlerine, devrimci hareketin özgül varlığına ilişkin gerekçelerle Ezilenlerin Sosyalist Platformu’na destek verme istek ve kararındayız.

Çalışma anlayışımız

Teori ve Politika, ajitasyon faaliyeti yürüten bir politik grup değildir. Dolayısıyla, bu derginin teorik-politik platformu çerçevesinde hareket eden bizler, seçim konjonktürünü kendi görüşlerimiz doğrultusunda ajitasyon ve propaganda yapacağımız bir moment olarak değerlendirmiyoruz.

Olanca gücümüzü Komünist Devrimciler ile Yurtseverlere katacak, ve seçim çalışmasında, ESP’liler veya Yurtseverlerden ayrı bir ajitasyon faaliyetinde bulunmayacağız.

Yurtsever Hareket etkileşim öznemiz değildir ve onunla herhangi bir eleştirel ilişkiye girmeyi yararsız buluyoruz.

Ezilenlerin Sosyalist Platformu ise, önde gelen etkileşim öznelerimizden birinin yansımasıdır. Dolayısıyla, ESP’nin görüş ve politikalarına dönük eleştirilerimiz, kendi önceliklerimiz bağlamında kategorik bir öneme sahiptir. (ESP’nin özellikle Diyarbakır’da aday çıkarmasını yanlış bulmaktayız.)

Okunma 10721 kez

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.