Pazartesi, 30 Temmuz 2018 15:25

F Tipi Devrimciler

Yazan

 

Vedat Düşküner’i gördüm dün 2-3 saat, “biraz sitem/matem gayrısı isyan...” 18 yıldır kesintisiz yatıyor. Boylu poslu bir Ovacıklı, ilkokul mezunu, kati surette yoksul bir çocukluk geçirmiş İstanbul’un Alevi diyarlarında. 19 Aralık 2000’de, “Hayata Dönüş” günlerinde dışarıda, Sarıgazi civarlarında ateşli silahlarla gerçekleştirilen eylemler iddiasıyla tutuklanmış. Giriş o giriş cezaevine, o vakit 19’undaymış. Ekleyin üstüne 18 sene daha. Boyun eğmeden gencecik bir ömrü zindanlara kurban etmek... Yar göğsüne baş koymadan vurulup düşenler gibi... En son 8 ay önce görmüşüz, üzerine beş demir kapının kapatıldığı bu delikanlıyı. Tükürün biz kara cübbelilerin yüzüne ki daha sık, daha düzenli gidelim içerideki devrimcilerin yanına.

Geçtiğimiz yıllara kadar Türkiye Solundan cezaevinde kesintisiz en uzun süre kalan Mantık ve Diyalektik’in yazarı Aydın Çubukçu’ydu, 19,5 yıl. Sevdiğimiz bu güzel abimiz şimdilerde, 1971 yılı Nurhak çarpışmasında ağır yaralanıp hapiste yıllarca kalan başka bir yakışıklı abimiz Mustafa Yalçıner’le birlikte Londra’ya göçmüş.

Bugün rekor 25. ve 28. yıllarla iki Cepheli’deymiş. Yatıyorlar kesintisiz ve dahi yatacaklar. 30. ve 32. yıllarında olan Kürt Hareketi militanları da var, bahse değer mi? Onlar “Böğürtlen Zamanı” romanından kopup gelmişler, iki cilt, yazarı Bolu F Tipi’nden bildiriyor hikayelerini, bir 20 yıldır: “Üç gün geçti ve güvenli bir noktaya çekilemedim. Bizimkiler, beni bıraktıkları ve üstünü çalılarla örttükleri kuyudan gelip alamamışlardı. Dayanacak gibi değildim. Çok kan kaybetmiştim. Kuyudan çıktım. Sürünerek köyün dışındaki terk edilmiş eve girdim. Sırılsıklamdım. Pencere kenarına uzandım. Not defterimi, 13 tanesi kandan içilmez hale gelmiş Maltepe sigaramı, çakmağımı, tütünü, iki paket sigara kağıdını ve ARGK kimliğimi güneşe serdim, kurusunlar diye.”

Türkiye Devrimci Hareketi diye adlı adınca bir varlık 20’li yaşlarındaki cesetler, 20 yıllara dayanan cezaevi hayatları ve kelle verip de adres vermeyenler sayesinde Hareket adını aldı. 40 yıldır defalarca ölerek. Kanıyla, hakkıyla. Bitti mi bu Hareket? Bitti. Bir formu, bir türü, bir konjonktürü bitti. Yenisi? Doğacaktır. Yeni formu, yeni türü, yeni konjonktürüyle. Elbette…

Okunma 496 kez

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.