Cuma, 17 Ağustos 2018 11:13

‘Liberalizmin Sefaleti’ Neyi Görmüyor?

Yazan

 

Geçtiğimiz günlerde bu sitenin Kürsü başlıklı sütununda “Liberalizmin Sefaleti” başlığıyla bir yazı yayınlandı. Yazı liberalizmi, hayvan hakları aktivistliği, liberal feminizm ve liberal sosyalizm olarak tariflediği ideolojiler özelinde eleştirmeyi hedefliyor. Ben ise yazarın liberalizm tanımını ve eleştirisini sahiplenmekle beraber, liberal feminizm eleştirisinin yanlış biçimde temellendirildiği kanısındayım.

Yazı, liberalizmin gerçek bir soruyu görmezden gelmek eğiliminde olduğunu ifade eden girişten sonra şu paragrafa yer veriyor:

"Liberalin feministi, kadını erkeğin himayesinden çıkarmak gerektiğini ifade eder. Kadın bedeninin meta olmasına isyan eder ama kapitalizmin her bedeni meta haline getirdiğini bilmek istemez.

Onun için, erkeğin kadını metalaştırması tüm mücadelenin özüdür. Onun bedeni erkeğe karşı bağımsız olmalıyken, düzen tarafından o bedenden elde edilen sömürü söz konusu ise bu durum ikincil, önemsiz, acil olmayan, heyecan vermeyen bir konudur."

Basit bir metin okumasıyla, yazar nezdinde liberal feminizmin ‒geleneksel Marksist tanımıyla‒ emek sömürüsünü aynı ölçüde hesaba katamaması sebebiyle liberal olduğunu anlıyoruz. Bu durumda liberalizmin panzehiri olarak, her bir özel ezilmişlikten bahsederken bir de mutlaka emek sömürüsünü mü anmak gerekir? Kadınlar, Kürtler veya Aleviler emek sömürüsüne yönelik “özel” bir vurgunun dolayımı olmaksızın savaşçı ve yıkıcı bir mücadeleye eklemlenemez mi?

Radikalleşmenin ilk adımı olarak emek sömürüsünün farkında olunması gerektiği yönündeki geleneksel dar-Marksist görüştense; bilimin soyutlama düzeyinde, altyapısal sistemi, diğer görüngüleriyle beraber ‒bugüne kadar feministlerin patriyarka teorileriyle, Marksistlerinse ekseriyetle ‘yeniden üretim’ başlığı altında parmak bastığı‒ erkek egemenliğini de içerir biçimde formüle etmek, politik düzlemde ise bu sistemi hangi ezilenlerin ne biçimde alımladığını hesaba katmak bize daha fazla imkan sunuyor. Demek istediğim, bilimsel düzlemde geliştirilen bütünsel açıklamaların, politik düzlemde tüm ezilen kesimlerin tek tek adını çağıran bir mücadeleye tekabül etmediği; politik düzlemde, ezilenlerin sistemle, bütünlüklü açıklamalara yer veren bir kitapla karşılaşır gibi karşılaşamayacağı; ezilenlerin sistemin bütününe birden sarılıvermektense, onun bir yüzeyiyle karşılaşmasından, bir halkasından tutmasından bahsedilebileceği. Ve bu halka elbette tecavüze, erkek şiddetine, yönetenlerin aşağılayıcı sözlerine maruz kalan kadınların söylediği üzere, erkek egemenliği olabilir.

Bu durumda “doğrudan” kadın sorunundan, erkeğin kadını metalaştırmasından bahsetmek, ne bilimsel düzeyde tali bir meseleye parmak basmaktır, ne başarısızlığa mahkum bir siyasi projenin başlangıcıdır, ve elbette ne de liberalliktir. Kadın mücadelesinin liberalizmden arınmak için hatırlamaya ya da öğrenmeye ihtiyaç duyduğu, gerçek işçilerin sömürüldüğü gerçeği değil, köklü toplumsal değişikliklerin devrimci ve örgütlü bir mücadele tarzı ile politik iktidarı almayı gerektirdiği gerçeğidir.

17 Ağustos 2018

Okunma 616 kez Son Düzenlenme Cuma, 17 Ağustos 2018 11:35

Son ekleyen Jülide Yazıcı

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.