Pazartesi, 25 Şubat 2019 20:00

Sarı Yelekliler bitiyor mu?

Yazan

 

Geçtiğimiz cumartesi Sarı Yelekliler 15. eylemlerini yaptı. Tüm Fransa'da 282 bin kişinin katıldığı ilk haftadan bu yana katılımcı sayısında büyük bir düşüş yaşansa da; Sarı Yelekliler, hâlâ, cumartesi günleri şehir merkezlerinin günlük akışını etkileyecek ve politik gündemi meşgul edecek bir sayıyı yakalayabiliyor.

Üstelik sayıdaki düşüş düz bir çizgi izlemiyor; sayının düşüklüğünü hareketin bitmekte olduğuna yoranlar ertesi hafta daha büyük bir kalabalıkla karşılaşabiliyor. Daha çok iktidar yanlısı kimi kesimler, 14. hafta eylemlerinde bir akademisyen ile birkaç eylemci arasında yaşanan bir olay sebebiyle, 15. haftanın katılımcı sayısında özel bir düşüş öngörüyor ya da umuyordu. Geçen hafta bir grup Sarı Yelekli, İslamofobikliğiyle ve Fransa'nın sömürgeci tarihini sahiplenmesiyle bilinen ve Yahudi bir akademisyen olan Alain Finkielkraut'u, ‒”Lanet siyonist”, “Lanet İslamofobik”, “Defol, Fransa bizimdir” gibi söylemler ve bilumum küfür eşliğindeki‒ tepkilerle eylem alanından uzaklaştırmıştı. Bu anları kaydeden görüntüler, takip eden tüm hafta boyunca medyanın ve çeşitli politik kesimlerin gündeminde oldu. Yahudi karşıtlığının aşırı sağ ve aşırı sol grupların temel bir karakteristiği olduğu ve eylemin aşırı grupların eline geçtiği ya da Finkielkraut'a tepki gösterenlerin aslında Sarı Yelekli kılığına girmiş Filistin yanlısı banliyö çocukları olduğu yönünde propaganda yapıldı bolca. Macron, siyonizm karşıtlığının antisemitizmle eşdeğer tutulması gerektiğini söyledi. Tüm bu propagandalara rağmen, geçen hafta (tüm Fransa'da) 41 bin olan eylemci sayısı bu hafta 46 bine çıktı.

Devlet, elbette, tüm enerjisini bu hareketi bir an önce bitirmeye/ehlileştirmeye yöneltmiş durumda. Macron, eylemcilerin karşısına yoğun polis baskısıyla çıksa da, söylemsel düzeyde Sarı Yeleklileri bir bütün olarak karşısına almaktan kaçınıyor. Sarı Yeleklilerin ülke çapında görmezden gelinemez etki ve popülaritesi karşısında, Sarı Yelekli yurttaşlarının da iyiliğini düşünen âkil başkanı oynuyor. İlk haftalarda kameralar önünde özür dilemesinin ardından, ilerleyen haftalarda her idari birimde halkla bir araya gelinerek ulusal sorunların tartışılmasını öngören “Büyük Ulusal Danışma” önerisini ilan etti. İtinayla, ekonomik sorunlardan bunalmış ve hakkını arayan Sarı Yelekli ile politik hesapları olan “aşırı” Sarı Yeleklinin ayrışması gerektiğini savundu, birinci sınıftaki Sarı Yeleklilerle bir araya gelmeye hazır olduğunu söyledi.

Ne var ki, Sarı Yelekliler hareketi, bir şiddet düzeyine sahip eylemleri ve hükümete yönelik öfke dolu söylemleriyle daha ilk günden itibaren, kimi ekonomik kazanımlar elde etme güdüsünden çok daha fazlasına sahip olduğunu gösterdi. Geçen 15 haftanın ardından ‒polis baskısı ya da hükümetin iyileştirme teklifleri sebebiyle eylemden uzaklaşanlar olsa da‒ ortada; en güçlü ve yaygın olarak “Macron istifa” sloganını atan, toplumsal sorunların asıl kaynağı olarak iktidarı belleyen, böylece sorunu ve hareketi politikleştiren, polisle çatışan, devlete tutsak vermis ve tutsağını güçlü biçimde sahiplenmiş, bu hareketin başlamasından önce “aşırı” olarak bilinen gruplara indirgenemez olan ve sayıca azımsanamayacak bir kitle bulunuyor.

Sarı Yelekliler var olmaya devam ediyor, fakat gelecekleri hâlâ belirsiz. Bu kitle bir süre sonra dağılıp gidecek ve ilişkiye geçen kimi politik gruplar hareketten devşirdiğini devşirmis mi olacak, yoksa hareket ya da hareketin bir damarı kendini yeni bir ideo-politik kimlik olarak mı örgütleyecek? Şu anki haliyle, Sarı Yelekliler üzerinde solcu grupların tesiri epey az. Solcu grupların hareketin gelişimi üzerinde etki sahibi olduğundansa, (anarşist olmayanların) üzerine orak-çekiç çizilmiş sarı yelekleriyle kitlenin içinde epey cılızca kendilerini gösterdikleri söylenebilir belki. Anarşistler ise biraz daha dikkate değer bir konum tutuyor. Eylem alanında, ideolojilerinin sembolleri olan giyim ve davranış tarzları ile en az diğer solcular kadar iğreti duruyorlar, fakat şiddetin konuşmaya başladığı noktada eylemciler tarafından çoğu zaman dikkat ve coşkuyla izlenen ‘performanslar’ sergiliyorlar. Sol cenah Sarı Yeleklileri etkilemek adına sıradışı bir ideolojik açılım gerçekleştirmeyecekse, solcularla eylemciler arasındaki tek gerçek temasın, kitlenin Macron öfkesinin kızgınlaşması ve şiddet ile şiddetin uygulayıcılarının daha önemli ve etkili bir yer tutmaya başlaması durumunda mümkün olacağı söylenebilir.

25 Şubat 2019 / Paris

Okunma 1010 kez

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.