Teori ve Politika'nın 77 - 78. Sayısı kitapçılarda! Abonelik veya sayıları edinmek için 'iletişim' sayfamızdaki bilgilerden iletişime geçebilirsiniz.


Perşembe, 14 Kasım 2019 10:57

Beklemek, İktidar ve Güç İlişkileri

Yazan

Bourdieu Akademik Aklın Eleştirisi kitabında mutlak iktidarı, öngörülmez olma ve her türlü makul beklentiyi başkalarından esirgeme, başkalarının öngörme kapasitelerine hiçbir fırsat tanımayarak onları mutlak belirsizliğe mahkûm etme iktidarı olarak tanımlamaktadır. İktidar olmanın önkoşulu her ne kadar keskin sınırlar ve normalleştirilmiş bir kurgu olarak açıklansa da, muğlaklığı, öngörülmezliği iktidarı ayakta tutan yegâne unsurlardandır. Bourdieu iktidarın, asla erişilmeyen bir sınır olarak onu elinde bulunduranı zamanın güçsüzlük olarak deneyiminden kurtardığını ve iktidarın kendisinin, beklemeyen aksine bekleten olduğunu söylemektedir.

Beklemek, iktidar ve zaman arasındaki ilişkiyi deneyimlemenin en aşina olunan halidir. Ertelemek, ağırdan almak, oyalamak, ötelemek, sonraya bırakmak, geç gelmek, acele ettirmek, şaşırtmak; bu eylemlerin her biri failin, öteki üzerinde kurmuş olduğu iktidar biçiminin ifadesidir. Bekletme eylemi iktidarın tahakkümünü kurar. Bekleyiş boyun eğmeyi içerir (Bourdieu, 2010, s. 269). Çok arzulanan bir şeyin çıkara yönelik olarak hedef alınması bekleyiş süresi boyunca değişir. Bundan ötürü ağırdan alma, bekletme, ümitleri yok etmeden erteleme, tamamen düş kırıklığına uğratmadan şaşırtma; iktidar kurmanın yaratıcı bir sanatıdır. Kadın erkek ilişkilerinde bekleten, öteleyen hep ilişkinin daha temkinli, daha az istekli tarafı olarak resmedilmiştir; dolayısıyla o, ilişkinin tahakküm ağlarını ören kişidir. Kimi zaman söylenen, “Ben bekletilecek bir insan mıyım?” ifadesi aslında iktidarın sarsılışının bir serzenişidir. Servis araçlarının genelde kapısında veya içeride görünebilecek bir yerde yazan “servis bekletilmez, beklenilir” yazısı servis şoförünün iktidarıdır.

Resmi kurumlarda bireyin üzerinde kurulan iktidarın önemli parçası orada harcanan vakit ve bekleme süresi ile kurulmaktadır. Ulaşmak için binanın kapısından içeri girmenin yeterli olduğu danışma’nın fail üzerinde kuracağı iktidar, ne zaman ulaşılacağı veya odasında ne zaman olacağı belli olmayan, görüşmek için kesin bir zamanın kolay olarak elde edilemediği başhekimden elbette az olacaktır. Bekletmek, başhekimin veya genel müdürün kullanmış olduğu simgesel bir güçtür. Hasta, doktora oldukça zor sıra, randevu ve tetkiklerden sonra ulaşabilirken bir hemşirenin hasta üzerinde tahakkümü oldukça sınırlı olacaktır. Hemşire sürekli ulaşılabilecek, orada olan ve kesin olan bir güç odağı iken, beklenilen sürenin kesin bir sınırının bulunmaması doktorun iktidarını güçlendirmektedir. Tanıştığım bir doktorun serzenişi geliyor aklıma: “Eskiden böyle miydi? Bin bir zorlukla, aylarca bekleyerek gelirlerdi doktorun yanına. Şimdi, kapıya gelip bana serum tak diyorlar kabaca. Ele ayağa düşürdüler bizi!” Bu sözlerinde doktor, kendisine ulaşma süresinin kısalmasının, hasta üzerinde kurduğu tahakkümü doğrudan azalttığını söylemektedir.

Aylarca duruşma gününü bekleyen bir sanığın, o gün duruşmaya takım elbise ile gelmesi ona sessizce dayatılmış bir iktidardır. IŞİD’in infaz videolarında, kafası kesilen tutsakların sakin duruşu herkesi şaşırtmıştır. Bu sakinliğin sebebi, tutsakların defalarca infazın eşiğine getirilip tekrar koğuşlarına götürülmesi olarak açıklanmaktadır. "Esir kurtulacağına inandırılır" (Cumhuriyet, 2016). Bekletmenin, ümitleri yok etmeden ertelemenin, iktidarın ağır yükü olduğu burada karşımıza çıkmaktadır. Defalarca kez ölümle burun buruna gelen tutsak, ilk başlarda oldukça korkmakta ancak artık beklemenin ve gerçek infazın ne zaman olacağını beklemektense öldürülmeyi bir kurtuluş olarak görmektedir. Beklemenin kurmuş olduğu o ağırlık, ölümü tercih edebilecek düzeye getirebilmektedir çoğu zaman.

Kafka’nın Dava’sı, müthiş bir güvensizlikle ilişkili çok güçlü bir yatırıma mahkûm etmek suretiyle kaygıyı en uç noktasına kadar taşımaya muktedir böylesi mutlak, öngörülmez bir iktidar modeli olarak okunabilir. Romanda anlatılan toplumsal dünya olağanüstü görünüşüne rağmen olağan toplumsal dünyanın yansımasından başka bir şey değildir. K.’ya iftira atılmıştır; başta hiçbir şey olmamış gibi yapar, sonra endişelenmeye başlar ve bir avukat tutar. Oyuna girer, yani bekleyişe… Oyunun sloganı, “güvenilecek hiçbir şey yok!”tur.

Bugün binlerce genç kamuda herhangi bir göreve atanmakta, ancak atandıktan sonra geçirmiş oldukları güvenlik soruşturmaları onları uzun bir bekleyişin içine sokmakta ve kimi soruşturmalar iki yıla yakın sürmektedir. Bekleyiş sırasında adayların çevresinden gördüğü baskı, soruşturmanın vermiş olduğu baskının bile önüne geçebilmektedir. Çünkü atandıktan bir yıl sonra başladığı işi kaybetmek artık isteyeceği son şeydir. Kimi atananların bu sürede ailesinden ve çevresinden duyduğu ağır soruları (Neyin var ki böyle uzun sürdü? Bir olaya mı karıştın? Üniversitede kimlerle oturuyordun?) tekrar duymak istemesi pek muhtemel değildir. Atanan adayların, soruşturmadan geçip geçmediğini her gün kontrol etmesi ve çevresindekilerin sürekli ona “ne oldu?” diye sorması, güç ilişkilerinin artık “orada” değil “burada” da olduğunun göstergesidir. İktidar ve güç ilişkilerinin, atamasını bekleterek gerçekleştirmesi, birey için işi daha önemli bir hale getirmektedir. Bu sürecin belirsizliği, ümidi kaybettirmeden ötelemesi, ertelemesi, oyalaması kişinin artık güç dengelerini anlaması ve ona uyması için yeterli bir süreye dönüşmektedir.

Bekletmek toplumsal alanda güç ilişkilerini her gün yeniden kurmaktadır. Bekletmenin kurmuş olduğu mutlak iktidarın kuralı yoktur, daha doğrusu kuralı kuralsız olmaktır. Hatta daha da ötesi her defasında veya canı istediğinde kural değiştirmek mutlak iktidarın temel özelliğidir. Yazı ben kazanırım, tura, sen kaybedersin! Her ne kadar düzenli olarak görünse de Dava’da olduğu gibi K. için mahkeme üyeleri dilediğinde toplanıp karar alabiliyordu. Bütünüyle keyfi bir iktidar biçimi olan bekletme, bir o kadar da kurulu bir düzensizliğin merkezinde durmaktadır. Canı istemediğinden erkek tarafını sürekli bekleten bir kız babasının bu keyfiliği geleneklerle açıklamasından en üst resmi makamlara kadar benzer bir iktidar ve güç ilişkileri karşımıza çıkmaktadır. Bekletilmenin belirsizliği, yönetilenin daha yönetilebilir hale gelmesini sağlamaktadır.

Bourdieu, P. (2010). Akademik Aklın Eleştirisi. İstanbul: Metis Yayıncılık.

Cumhuriyet. (2016, 12 27). Cumhuriyet.com.tr. 8 28, 2019 tarihinde http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/651475/Eksi_Sozluk_yazarindan_cok_carpici_yazi__ISiD_infazlarinda_kurbanlar_niye_sakin_.html adresinden alındı

Okunma 603 kez Son Düzenlenme Perşembe, 14 Kasım 2019 11:12

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.