HABER: İslam Devleti Zayıflıyor Ama Ölümcüllüğünü Koruyor

Yazan

Kendinden menkul İslam Devleti Halifeliği hızla zayıflıyor. Cihatçılar Haziran’da Irak Ordusu tarafından Felluce’den kovuldular, ardından kentten kaçışları sırasında havadan başlarına bomba yağdırıldı. Suriye’de ABD destekli isyancılar kuzeydeki Menbic kentinde gruba bağlı savaşçıları kıskaca aldıktan sonra fiilî başkenti Rakka’ya göz dikmiş bulunuyor. Toplamda, şu an için İslam Devleti’nin Irak’ta ele geçirdiği toprakların yarısını, Suriye’de ise yüzde yirmisini yitirdiği sanılıyor. Aynı şekilde Libya’da da ana kalesini elden çıkarmanın eşiğinde bulunuyor. 

Kuzeyde en büyük iki kent, Musul ve Rakka İD’nin denetiminde bulunduğundan en büyük çarpışmalar daha başlamadı. İD savaşçılarının buraları canla başla savunacağı beklenir. Buralarda sadece araziden fazlası söz konusu. İslam Devleti’nin kendisini öbür cihatçı gruplardan ayırt etmesi –ve doğrusu el-Kaide gibilerini geride bırakması– vahşetinin yanı sıra arazi (ülke) ele geçirmesi ve yönetmesi sayesinde olmuştu. Bu araziyi ve bir İslamî Ütopya kurma şansını yitirdikçe hoşnutsuz Müslümanlar nezdindeki çekiciliği azalabilir. Bu yüzden grup kendini değişen şartlara uyarlıyor.

İslam Devleti birçok bakımdan gitgide alışıldık, devletsiz bir terör örgütü hâline geliyor. Grubun sözcüsü Ebu Muhammed el-Adnani Mayıs ayında bu yönde âni ve anlamlı bir dönüşle İslam Devleti’nin toprak için savaşmadığını açıkladı. Elbette Rakka ile Musul’u savunacaktı, ama aynı zamanda gerilla taktiklerine geri dönmeye de hazırlanmaktaydı. Adnani, dışarıdaki yandaşlarına, grubun düşmanlarını bulundukları yerlerde vurmaları yönündeki çağrısını da tekrarladı. “Yuvalarında yapacağınız en küçük eylem bizim açımızdan burada bizimle olsaydınız [yapabileceklerinizden] daha iyi ve daha kalıcıdır” dedi.

Çeşitli bireyler ve gruplar çağrıya yanıt verdi. Orlando, İstanbul, Dakka, Bağdat ve Cidde gibi yerlerde geçen ayki saldırılarda yüzlerce kişi öldü. Bazıları doğrudan İD’nin işiyken bazıları sadece ondan esinlenmişti. Tüm bunların dikkatleri grubun Suriye ve Irak’ta uğradığı başarısızlıklardan uzaklaştırmış olması, kimi ilgililerin saldırıların artacağını tahmin etmesine yol açıyor. London School of Economics’ten Fawaz Gerges, “Gelecek 12 ay büyük ihtimalle geçen 12 aydan daha kanlı olacak” diyor.

Grubun stratejisi görünebileceği kadar tepkisel değil. İslam Devleti yıllardır Batı’ya gönüllüler göndermekteydi. Paris, Brüksel ve son saldırılar yetkin şebekelerin işiydi. CIA müdürü John Brennan ABD öncülüğündeki koalisyonun grubun malî gücünü baskıladığını ve eylem tezgâhlama ve eğitim yeteneğini zayıflattığını ancak hâlâ terör saçabileceğini söylüyor: “Terörist yeteneğinin kayda değer bir şekilde azalması için grubun toprak, insan gücü ve para bakımından daha bile ağır kayıplar vermesi gerek”. 

Birçok tahlilci tamamıyla devletsiz bir İD’nin cazibesinin çoğunu yitireceğini düşünüyor. Uğradığı başarısızlıklar şimdiden bir etki göstermişe benziyor. Şubatta yayımlanan bir ABD istihbarat raporu İD savaşçılarının sayısındaki büyük düşüşü kayıplara ve firarlara bağlamıştı. Oysa düşünce kuruluşu Brooking Institution’dan Will McCants toprak kaybının yandaşlarını harekete geçmek için bileyebileceğini düşünüyor. Grubun yenilmiş gibi göründüğü geçen onyılın sonundaki Irak deneyimine işaret ediyor: “Pek çok cihatçının bayrağı altında toplanmaya başladığı ân o ândı.”

O zamanlar İD el-Kaide’ye bağlı idi. Ama bu iki grup 2014’te yollarını ayırdı –el-Kaide bile İD’yi çok aşırı bulmuştu. Şimdi Suriye’de birbirleriyle savaşıyor, eleman ve kendilerine biat edecek taşeron gruplar bulmak için rekabet ediyorlar. Sonuçlar İD’nin cazibesinin derecesini gösterebilir. Meselâ, Nijeryalı cihatçı grup Boko Haram, 2015 Mart’ında İD’ye biatını açıklamadan önce el-Kaide ile bağlantılı idi. Tahlilciler şimdi bir kez daha taraf değiştirebileceğini düşünüyorlar. Bir ABD düşünce kuruluşu olan Foundation for Defence of Democracies uzmanlarından Daveed Gartenstein-Ross “İlerleyen el-Kaide hemen hemen her bölgede çok daha güçlü bir marka” diyor.

Gelecek yıl içinde ya da aşağı yukarı o sıralarda İD muhtemelen Rakka ve Musul’dan çıkarılacak. Brennan, üzerindeki baskı arttıkça İD’nin “Küresel terörizm gündemindeki yerini korumak için küresel terör kampanyasını yoğunlaştıracağı sonucuna varıyoruz” diyor. Ne var ki, başka hiçbir neden olmasa bile, sırf kendi oluşumunun ortaya çıkmasına izin veren koşullar pek fazla değişmemiş olduğundan, halifelik hedefinden vaz geçmesi olası değil. Suriye ile Irak’ı hâlâ bölücü ve etkisiz hükümetler yönetiyor. İslam Devletini yitirdiği kentlere geri dönmekten kim alıkoyacak?

Okunma 2531 defa