logored

‘Teori’ maval okumak, ‘politika’ mavra atmak değildir

Yazan

Teori ve Politika’nın IŞİD ve TAK yazıları çok tepki çekti. İnternet âleminde küfürler gırla gitti. “Kafalar yandı”, devreler karıştı. Solculuğun güzelim, hülyalı, barışçıl, medenî dünyasında bir kara leke olarak yerini aldı bu yazılar.

Ama bir eksikmiş. Biri daha can atıyormuş meğer bu furyada yer almak, Teori ve Politika’ya “çakmak” için.

Bir yazıdan söz ediyoruz. Pek mühim bir şey olduğu belli! İki yıl önce yazılmış (sonra düşünülmüş!), bir yıl önce yayınlama kararı verilmiş (sonra gene düşünülmüş!)ve geçen haftalarda da (gene çok düşünüldüğü kesin!) yayınlanmış! İnsanoğlunun mahrum kalmaması gereken bir eserle karşı karşıyayız.

Bir köşe yazısında 58 sayfalık bir e-kitap! Köşe yazısı ölçülerinde bir kitap değil, köşe yazısının sanal hacmi kullanılarak yayınlanmış bir şey! Bir garip hal: “Teori ve Politika: Yolun sonu!” (https://drive.google.com/file/d/0B5P1_tuMlt0oeTZYeFlGcHNYLUU/view)

*

Öncelikle bir belirti ve bir soru!

Teori ve Politika adlı yel değirmenine, adı “Marksist-Leninist” olan bir örgütten düşen, düşmekte olan, düşeyazan kaçıncı Donkişot’un öttürdüğü kaçıncı savaş borusu bu yarabbi! Bunlar için Teori ve Politika neden bir takıntı haline geliyor?

Teori ve politika deyince akıllarına Teori ve Politika geliyor herhalde.

*

Ne anlatıyor yıllanmış eser?

Teori ve Politika’nın artık vadesi yetmiş. IŞİD adındaki örgüt, ağır bir sille atmış Teori ve Politika’nın binasına ve bu dergi darmadağın olmuş. Misyonu bitmiş artık. Altmış altıncı sayısı Teori ve Politika’nın son sayısıymış! Artık ölüymüş de haberi yokmuş!

Nasıl yani, diye bir bakıyorsunuz. Tabiî ki derdinin 66. sayı olmadığını ilk bakışta görüyorsunuz. Derdi derinde. Derinden gelen bir Teori ve Politika derdi var yazıcının ve mağribimiz, sözünü ettiği sayıda mal bulmuş.

Yazıcı basit mantık silsilesine bile sahip değil; derdi, “son sayı”sı değil, Teori ve Politika’nın tüm varlığı. Ölüm, artistlik olsun diye uydurulmuş bir metafor. Daha öte bir ciddiyeti yok.

Yazıcıya göre Teori ve Politika’nın görüşleri baştan beri ölü aslında. Ama onun müdahale edeceği âna kadar yaşadığı varsayılmalı ki, ölüm duyurusunu başkasına bırakmasın. Selayı kendi okusun.

*

Cenaze ezanının mahiyetine geçelim mi?

Yazıcı, çok sayıda başlıkta ve konuda defterimizi dürmüş. IŞİD, din, şiddet, devrimcilik, Aydınlanma, tarih bilimi, politika teorisi, felsefe, Marksizm falan… Aklına gelen her konuda diyelim.

Bir insanın bir şeyi hiç ama hiç anlamadığı olur mu? Kategorik bir anlamadan söz ediyoruz; bir meseleyi “o mesele” yapan nitelikten, bütünlükten, –isterseniz– öz’den. Evet, karşımızdaki böyle bir örnek. O kadar okumuş ama hiçbir şey anlamamış. Düz cümleyi anlama sorunu değil söz ettiğimiz. Basit eylem cümlelerini anlamış, fakat soyutlama içeren hiçbir önerme bir kulağından bile girmemiş ki ötekinden çıksın.

Her şeyi usulsüz. Her şeyi istismar edecek kadar kendiyle dolu. Kendine verilen köşeyi, Marksist teori ve birikimi, öğrenmeyi ve öğretmeyi, gelmişi ve geçmişi; her şeyi pazara sürüyor.

Yok; mahiyete geçmeye hiç gerek yok. Her kütle batman, her söz fikir değildir.

Bozuk zarfın doğru mazrufu olmaz.

*

Mahiyetle ilgili merakı olanlara bir başka yazı önereceğiz. E-kitapta ifade edilen fikir kırıntıları, derli toplu ve sade bir şekilde Ömer Laçiner tarafından dile getirildi: “Uygarlık bahsine giriş.” (Dileyen okusun: Birikim, Sayı: 324, Nisan 2016) Teori ve Politikacılar da yanıtladı: “Uygarlık bahsinden çıkış.” (Dileyen bunu da okusun: http://www.teorivepolitika.net/index.php/guncel-yazilar/item/568-uygarlik-bahsinden-cikis)

*

Yazıda hiç mi bir şey yok? Teori ve Politika’nın hiç mi eleştiri götürür bir yanı yok? Olmaz olur mu! Ama yazıcı arkadaş, hakikî sorunları bile doğru sorulara dönüştürmeyi başaramıyor. En yerinde konumları bile eğri-büğrü anlatıyor.

Eğriyle doğruyu karıştırırsanız eğrilik çıkar. Haksızla haklıyı ayıramazsanız haksızlık olur. Bilgiçlikle bilgiyi uzlaştırmaya kalkarsanız cehalet kazanır.

Herkes yapabildiği işle uğraşsın. Sınıflı toplumsal formasyonlar boşuna yaratmamış işbölümünü. Henüz herkesin her işten anladığı ve anlayabileceği çağda değiliz.

O güzel deyişle, “ehline helaldir naehle haram”.

*

Her meseleyi kafasında çözmüş, her soruya cevabı olan mahalledeki abi pozlarında sarf edilen her cümle azameti ve kendine güveni artırıyor, anlatıyor da anlatıyor. Bu işlerin böyle olmadığını bir “usta” anlatsa da otursa yerine ve huzura kavuşsa kıpırtılı ruhu ne iyi olurdu.

Ticaretin tadına varmış hınzır işportacı gibi, eline geçen, kulağına çalınan her kavramı ve kategoriyi tezgâha koyuyor hevesle. Ve tabiî bitiriyor nitelikli işgücü harcanmış kavram ve kategorileri.

Teoriden anlayan kimse olduğu vehmine kapılmış ve ilk mühim işi Teori ve Politika’nın defterini dürmek olmuş. Teori ve Politika’yı Marksizm dışına atarak kendine Marksistlik inşa ediyor.

Oysa, ne teoriden anlıyor, ne politikadan.

*

Sen, heveskâr yazıcı…

Sokrates ya da Thales’e, gözünü yıldızlara dikmişken önündeki çukura düştüğünden dolayı gülenler vardı. Biz Sokrates veya Thales değiliz ama sen gülenlerdensin.

Mimar Sinan’a, minaresinin eğri olduğunu söyleyen bir çocuk vardı. Biz Mimar Sinan değiliz ama sen o çocuk kafalılardansın.

Marx’a sistem teorisi satmaya kalkan akıldaneler vardı. Biz Marx değiliz ama sen, Marx’ın, “cehaletle tartışılmaz” dediklerindensin.

Sen Ömer Laçiner değilsin tabiî, ama Laçiner’le aynı kafadansın. Birikimcilerle ideolojik yoldaşlık yetsin sana.

Sen, İlber Ortaylı’nın yüzünü buruşturup söylediklerindensin, ama biz Ortaylı değiliz.

Tatlı niyetine köşe yazılarını yaz, ocakbaşı hikâyesi niyetine Firarî Kahkahalar at… Bunların üstüne çıkma. Ve, geçen yılların yıpranmış devrimcisi; mavrayı kes!

***

Umut Gazetesine not

Önemli bir devrimci varoluşun sesi olan gazetenizin küçük egoların doyum alanı olmadığını biliyoruz.

Ama bir usulsüzlüğe hoşgörülü davrandığınız da açık.

Gerekli olduğunu kararlaştırdıysanız, eleştiri kırbacınızın izini sırtında onurla taşıyacağını sanıyoruz her bir Teori ve Politika yazarının. 

Okunma 2180 defa
Apertura de cuenta bet365.es