Teori ve Politika'nın 77 - 78. Sayısı kitapçılarda! Abonelik veya sayıları edinmek için 'iletişim' sayfamızdaki bilgilerden iletişime geçebilirsiniz.


Komünist Örgütlenme, Komünist Pratik ve Popülist Çalışmanın Eleştirisi Üzerine Tezler

Yazan

Komünist Örgütlenme, Komünist Pratik ve Popülist Çalışmanın

Eleştirisi Üzerine Tezler[1]

[Teori ve Politika'nın politika anlayışına bir eleştiri]

 

Mansur Hikmetî

Çeviri: Sivayeş Azerî

Revizyonizm ve oportünizmin genel olarak dünya özelde İran komünist hareketi üzerindeki on yıllar süren egemenliğinden sonra, bugün hareketimizin sosyalizm ve proletaryanın toplumsal devriminin gerçekleşmesi yolunda ilerleyip zafere ulaşması Devrimci Marksizm ve Bolşevizmin bütün yönleriyle yeniden canlandırılmasına bağlıdır.

On yıllardır gerçek komünist mücadele ve pratik dünya çapında yapılmamaktadır. On yıllardır komünist pratiğin yokluğunun yol açtığı boşluk soysuz revizyonist kuramlar ve pratiklerle doldurulmuştur. Uluslararası arenada Marksizmin resmi temsilcileri olduklarını iddia eden Sovyetler Birliği ve Çin, en işçi karşıtı politikaları ve yöntemleri komünizm adı altında yayıp izlemişlerdir. Bunun yanı sıra, Troçkizm ve Avrupa komünizmi gibi, bu resmi revizyonizme görünürde karşı, ama aynı ölçüde revizyonist eleştirel akımlar hareketimizin mirasını, kuramsal ve pratik geleneklerini çarpıtıyor, başkalaştırıyorlar. Üstelik, özellikle emperyalizmin tahakkümü altındaki ülkelerde, küçük burjuvazinin süreksiz ve sınırlayıcı devrimciliği Marksizm adı altında, genelde popülizm, milliyetçilik ve küçük burjuva sosyalizmine dayanarak Devrimci Marksist kuramın temel ilkeleri ve pratiğini çarpıtmaktadır.

Bütün revizyonist ve küçük burjuva sosyalisti akımlara karşı, Komünist Parti Programı bizim kimliğimizi Devrimci Marksizm olarak açıkça tanımlamıştır. Biz, Komünist Manifesto ile gerçekten oluşmaya başlayan ve Ekim Devriminde dayanaklılığının ve işçi sınıfının toplumsal devrimini örgütlemede sürekliliğinin göstergesini bulan uluslararası bir sınıfsal hareketin parçasıyız. Biz, yalnızca Komünist Manifesto’nun amaçlarının gerçekleşmesi için çalışan, yalnızca ereklerinden ödün vermemiş bir hareketin değil komünist pratiğin onyıllar süren boşluğunu doldurmaya, ister yerel ister uluslararası burjuvazi ve küçük burjuvazinin Marksizmi çarpıtmalarına karşı Devrimci Marksizmi ve Bolşevik politikaları yeniden canlandırmaya -Bolşevizmin yeniden canlandırılmasına- kararlı bir hareketin parçasıyız. Bu bizim hareketimizin yüce komünist ereğidir. Bu erek, hareketimizi, kendi sınıfsal ereklerinin ölçüsünde başkalaştıran öteki akımlardan ayırmaktadır. Bu erek bizi bütün revizyonist ve küçük burjuva sosyalisti hareketlerden ayırır. Bugün dünya komünist hareketinin revizyonizmin egemenliği altında bulunduğu bir dönemde Bolşevizmin canlandırılması uğruna savaşmaksızın sosyalizm mücadelesi verilemez.

Revizyonizmin evrensel ve tarihsel çöküş evresi, nesnel koşulların ve uluslararası proletarya hareketinin pratik gereksinimlerinin dayatmasıyla başlamış bulunuyor. İran’da Devrimci Marksizmin popülist revizyonizmi bastırması ve Komünist Parti Programı bayrağı altında örgütlü bir komünist safın belirmesi, devrimci proletaryanın tarihsel ereklerini gerçekleştirmesi ve Bolşevizmi canlandırması olarak ortaya çıkan yeni hareketin bir parçasıdır.

Ancak Bolşevizmi yeniden canlandırma mücadelesi yalnızca kuramsal bir mücadele değildir. Bu mücadele aynı zamanda komünist pratiğin özel yöntemlerinin ve geleneklerinin yeniden kazanılması ve yerleştirilmesi için kararlı bir mücadele gerektirmektedir. Bu gelenekler ve yöntemler Marksizmin devrimci kuram ve programıyla birlikte komünistlerin işçi sınıfı içindeki işçi-olmayan ve komünist-olmayan öteki parti ve siyasal güçler karşısında ayrı ve bağımsız kimliklerinin tanımlanmasının ayrılmaz bir parçasıdır. Devrimci Marksizm, yalnızca kuramları ve erekleriyle değil kendi pratiğine özgü yöntemler ve geleneklerle de tanımlanan ve belirginleşen, işçi sınıfı içinde yaşayan ve etkin olan bir eğilimdir. Bu yöntemler ve gelenekler komünizme ve komünistlere özgüdür. Bunlar Marksizmin devrimci ereklerine ve programına dayanmaktadır, bu programın ayrılmaz parçasıdır ve hareketimizin pratik kimliğini belirler.

Revizyonizmin egemenliği ise yalnızca kuramın çarpıtılması, Marksist programdan sapma ve komünistlerin kuramsal kimliğinin başkalaştırılmasıyla değil, propaganda, yayılma, örgütlenme, parti içi mücadele, taktiklerin tasarlanıp gerçekleştirilmesi, kısacası bütün bir komünist pratiğin kimliğinin başkalaştırılmasıyla ve yok edilmesiyle sonuçlanmıştır.

Komünist Manifesto bu yöntemlerin genel çerçevesini belirlemiştir. Lenin ve Bolşevik Parti bu yöntemleri, parti üyelerinin ve parti örgütlerinin işçi sınıfı içindeki günlük etkinliğinden propaganda yöntemlerine, sınıfın partisel ve yığınsal örgütlenişinin yaygınlaştırılmasına, parti içi ilişkilere, parti içi merkeziyetçilik ile demokrasiye, partinin siyasal organı ve genel edebiyatı çevresinde örgütleme ve örgütlenmeye kadar, kısacası sürekli ve düzenli parti çalışmasından yığınsal ayaklanmaların örgütlenmesine kadar pratiğin çeşitli alanlarında uygulamıştır. Bu yöntemler, uluslararası işçi sınıfının pratiği içinde Marksist kuramın vazgeçilemez ilkelerine uygunluklarını birçok kez kanıtlamıştır.

Günümüzde Bolşevizmi yeniden canlandırma mücadelesi İran Devrimci Marksizmi için özel pratik bir anlama bürünmüştür. Yaklaşık dört yıl boyunca, büyük bir devrimin ve sınıfların açıkça karşı karşıya gelişlerinin ortasında popülist revizyonizme karşı ereksel ideolojik bir mücadele, hareketimizin kendi bağımsız proleter siyasal-ideolojik kimliğine yeniden kavuşmasını ve bu kimliği berkleştirmesini sağlamıştır. Komünist Parti Programı, İran Devrimci Marksizminin revizyonizme ve işçi-olmayan sosyalizmlere karşı bütünsel eleştirisinin belirmesi ve Devrimci Marksizmin yalnızca popülist revizyonizmden değil revizyonizmin bütün biçimlerinden siyasal-ideolojik bağımsızlığının bayrağıdır. Bu belirleyici kazanım bizi İran Komünist Partisini kurma eşiğine getirmiştir.

Komünist Parti Programı’nın yayımlanmasıyla birlikte önümüzde duran komünist partinin kuruluşu ve komünist pratiğin yaygın olarak gerçekleştirilmesi gibi ivedi görevler, hareketimizin Bolşevik pratiğin ilke ve yöntemlerini ivedilikle yeniden canlandırıp uygulamasına olan gereksinimini daha şimdiden göstermektedir. İran Devrimci Marksizminin devrim boyunca deneyimleri ve gerçekler, popülist yöntemlerin komünist ereklere hizmet etmedikleri gibi onlara ulaşılmasına engel olduklarını, komünist erek ve programın yalnızca Bolşevik pratikle gerçekleşebileceğini göstermiştir. İran Komünist Partisi’nin pratikte örgütlenmesinin, yalnızca, daha şimdiden Komünist Parti Programı’nda açıkça görülebilen Devrimci Marksizmin revizyonizmle olan siyasal-ideolojik ayrılığı temelinde gerçekleşmesi olanaklı değildir. Komünist parti devrimci proletaryanın kuramsal ve pratik bağımsızlığının organıdır, bu yüzden partinin kurulması için Komünist Parti Programı güçleri Leninist örgütlenme kuramı ve Bolşevik pratik faaliyetin ilkelerine kavuşmalıdırlar. Bu bizim şimdiki koşullarda pratikte komünist partiyi kurmamızın anahtarıdır.

Öte yandan Komünist Parti Programı’na ulaşma ve popülist revizyonizmin pratikte iflas etmesi hareketimizin komünist partiyi kurma yönünde son adımı atması için en iyi koşulları sağlamıştır.

Komünist Militanlar Birliği’nin (KMB) ilk kongresi komünist ve popülist pratiklerin yöntemleri konusunu ayrıntılarıyla tartıştı, komünist partinin kuruluşu ile Devrimci Marksizmin pratiğinin düzeltilmesi ve yaygınlaştırılmasında bu konunun yeri ve önemini vurguladı. Biz, Devrimci Marksizmin saflarında popülist yöntemleri kesinlikle eleştirmeye, bu yöntemlerden bütünsel sınıfsal biçimde kopmaya ve komünist pratiğin yöntemlerini pratik çalışmanın bütün düzeylerinde yaygınlaştırıp berkitmeye kararlıyız. Aşağıdaki tezler, KMB’nin birinci kongresi tartışmaları ve sonuçları temelinde düzenlenmiş bu ivedi görevde kuramsal hareket noktamızı oluşturmaktadır.

1- Leninist örgütlenme kuramı ile komünist pratiğe özgü gelenekler ve yöntemlerin saflarımızda yeniden elde edilip berkitilmesi, yalnızca popülist örgütlenme kuramı ve pratik çalışma yöntemlerinin ilkelerinin bütünsel eleştirisi, bu kuram ve yöntemlerin küçük burjuva özelliklerinin kavranmasıyla olanaklıdır.

Marksist kuram ile komünist pratiğin ilkeleri kuşkusuz pratik temellere dayanmaktadır, genel olarak bir bilim gibi öğrenilebilir. Ancak bu ilkelerin derinlemesine, bütünsel ve genel biçimde kavranması ile belirli bir hareket düzeyinde maddileşmesi, her düzlemde Marksist görüşlerin yayılması ve berkitilmesinin yolunu tıkayan işçi-olmayan bakış açılarının sürekli olarak eleştirilmelerine dayanmaktadır. Sınıfsal bir hareket içinde Marksizmin öğretilmesi ancak bu hareket içindeki sapkın düşünce ve eylemlere karşı mücadeleyle olanaklıdır. Komünist Parti Programı’nın, hareketimizdeki burjuva ve küçük burjuva kuramsal engellere karşı mücedele sonucu oluşması gibi, komünist eylem yöntemlerinin belirlenmesi de, bu yöntemler defalarca bilimsel ve devrimci doğruluklarını göstermiş olsalar bile, şimdiye değin hareketimizi Marksizm adı altında etkileri ve egemenlikleri altında tutmuş olan örgütlenme kuramları ile pratik yöntemlerin bütünsel eleştirisiyle olanaklıdır.

Hareketimizde komünist pratiğin ilkelerinin kavranması, özellikle Bolşevik eylem ilkelerine dayalı yaygın bir eylemliğe iye pratik bir hareketin örgütlenmesi, popülist bakış ve eylem yöntemlerinden bütünsel sınıfsal bir kopuşu gerektirmektedir. İran Devrimci Marksizminin kendi eylemliğini genişletmesi, komünist partinin kurulup yerleştirilmesi yönündeki kuramsal mücadelesi artık “eylem içinde popülizmin” eleştirisi ve mücadelenin çeşitli alanlarında komünist örgütün pratik etkinliklerinin ilkelerini sunmasına odaklanmalıdır.

2- Bütün siyasal örgütlenmeler kaçınılmaz olarak belirli sınıfsal siyasetler ve ereklerin gerçekleşmesinin aracıdır. Örgüt program ve siyasetin bir işlevidir, her örgütün ana özelliği, eylem yöntemleri ve çalışma biçimi son çözümlemede bu sınıfsal siyasetler ve ereklerle örtüşür. Öyleyse Devrimci Marksizmin popülist örgütlenme kuramı ve pratiğine yönelik eleştirisi teknik değil siyasal-sınıfsal bir eleştiridir.

Popülizmin örgütsel davranışı olumsal, istemsel veya popülizmin komünist eylem ilkelerini bilmemesinden kaynaklanan bir davranış değildir. Popülist örgütler ve eylem yöntemleri popülizmin kuramsal-siyasal bakışının, programatik yöntem ve ereklerinin kaçınılmaz sonucu ve cisimleşmesidir.

Kuşkusuz bizim popülizmin örgütlenmesine yönelik eleştirimiz, etkinliğinin -ister örgüt içindeki ister örgüt dışındaki pratik sorunlar konusunda olsun- çeşitli alanlarındaki davranış biçimini değerlendirdiğimizde tam olacaktır. Ancak Marksist eleştiri bizim temelde popülizmin örgütsel-eylemsel hareketinin kuramsal-siyasal ilkelerini tanımamızı, popülizmin kuramsal-siyasal ve pratik bakışının küçük burjuva türdeş özünü açığa vurmamızı gerektirir. Popülist eylem biçiminin eleştirisinin anahtarı, bu eleştirinin daha belirli, daha somut sorunlarla karşılaşma alanlarına genişletilmesinin gerekli koşulu budur. Eleştiriyi popülist eylem biçiminin teknik ve uygulama yönleriyle sınırlamak, bu anahtarı bırakmak anlamına gelir.

3- Taktik politikaların değişmez sosyalist erek ve temel ilkelere dayanmaması popülist örgütleri oportünist taktik-süreç politikalara ve burjuva politikaların değişimi ölçüsünde sürekli siyasal yalpalamaya itmektedir. Sosyalist programın temel ilkelerinin yokluğu, popülizmin taktik konusunda opürtünizm ile anarşizm arasında yalpalamasının, keskin siyasal dönemeçlerde örgütsel dağınıklığı ile örgütsüzlüğü isteyişinin ana kaynağıdır. Komünistlerin burjuvazinin politikaları ve siyasal gelişmeler karşısında eylemsel ve örgütsel kararlılıkları, komünist program ile taktiklerin ilişkili oluşları, taktiklerin komünist programın erek ve ilkelerine dayanmasından kaynaklanmaktadır.

4- Küçük burjuvazinin program ve politikadaki devrimciliği, devrimci-demokrat eylemi örgütlemeyle sınırlı kalmaya; popülist örgütlerin propaganda, yaygınlaşma ve örgütleme ana etkinliklerinin nesnesinin özel olarak işçi sınıfı değil toplumun bilumum demokrat kesimleri (halk) olmasına yol açar. Popülizm, işçi sınıfı içinde etkinlikte bulunduğu uğraklarda bile kendini sınıfın sosyalist, bağımsız örgütleyicisi olarak değil “sürekli demokrat” bir güç olarak işçi sınıfını harekete geçirecek bir örgüt olarak tanımlar. Buna karşılık, komünist örgüt etkinliğinin nesnesini her şeyden önce işçi sınıfı olarak belirler; işçi sınıfının, özellikle de öncü işçilerin ve doğal işçi önderlerinin sosyalist örgütlenmelerini, burjuvazi karşısında işçi sınıfının mücadele saflarını sıklaştırmayı sürekli ve temel görevi olarak tanımlar. Demokrasi için mücadelede, özellikle demokratik bir devrimde, komünist örgüt proletaryanın bağımsız safını oluşturmayı, proleter olmayan emekçileri proleter politikalar çevresinde örgütlemeyi ve harekete geçirmeyi, demokratik harekete proleter önderliği dayatmayı erek olarak benimser.

5- Popülizm, örgütsel görüşünün sınıflarüstü özü gereği, işçi sınıfı ile küçük burjuva kesimlerin toplumsal konumlarının nesnel farklılıklarını yadsımak zorundadır. Bundan dolayı kişileri toplumsal-ekonomik konum ve kimliklerinden ayrı toplumdan kopmuş birimler biçiminde (kendi örgütü içinde) örgütler. Popülizm örgütlemeyi yalnızca kendi teşkilatını örgütleme anlamında kavrar, işçi sınıfını bir sınıf olarak örgütleme becerisini gösteremez. Popülist örgütlerin örgütsel hücreleri, “mücadele” için toplumsal ve sınıfsal ilişkilerinden kopmuş ve “örgüte” katılmış, keyfi biçimde yan yana getirilmiş bireylerden oluşan hücrelerdir. Buna karşılık, komünistler için örgütleme, nesnel varlığı dolayısıyla mücadeleci olan toplumsal bir sınıf olarak işçi sınıfını örgütlemek anlamına gelir. Komünist örgüt işçi sınıfını yaşam ve üretim ortamında örgütler ve onun öncüsü olur. Komünist örgüt ve komünist partinin temel örgütlenme birimleri ve hücreleri, öncü ve mücadeleci işçilerin ve doğal işçi önderlerinin kendi yaşama, üretim ve etkinlikleri ortamında oluşturduğu birimlerdir.

6- Bundan dolayı popülist örgüt siyasal mücadaleyi sınıflar arasındaki nesnel mücadelenin temelinde değil, “örgüt” temelinde tanımlayan bir kendinde örgüte dönüşür. Popülist örgüt için mücadale, “örgüt” ile bütün sınıfsal belirlenimlerinden soyutlanmış ve “rejim” olarak sınırlanmış düşman arasındaki mücadaleye indirgenir. Yine bu yolla, devrimci eylem ve taktik belirleme, popülist örgüt için kendi üyelerinin doğrudan eylemlerine indirgenir. Taktik ve eylem popülist örgüt için örgütseldir, sınıfsal-yığınsal değildir.

Üstelik İran devrimi deneyimi de popülist mücadele anlayışını bütünüyle açığa çıkarmıştır. Popülizm için mücadale ancak eylem biçiminde tasarlanabilmektedir; bundan dolayı ekonomizmin özel bir biçimi, eylemsel ekonomizm ya da kendiliğinden yığınsal eylemlerin arkasından sürüklenmek, popülistlerin etkinliklerinin pratik bir özelliğini açığa vurur. Salt biçimde eylemlere -ister doğrudan örgütsel, ister kendiliğinden olsun- güdümlenmek popülist örgütlerin süreksizliklerinin, kararsızlıklarının, siyasal yüzeyselliklerinin ve küçük burjuva dar görüşlülüklerinin göstergesidir. Bunun karşısında komünistler işçi sınıfının yalnızca kendi gücüyle özgürleşebileceğine inanıyorlar.

[Komünistler] işçi sınıfının bilinçli ve örgütlü kesimi olarak ereklerini ve görevlerini, işçi sınıfı yığınlarının burjuvaziye ve burjuva devletlerine karşı doğrudan, devrimci eylemlerini parti sloganları ve taktikleri temelinde, parti örgütünün önderliği altında örgütlemek olarak tanımlarlar. Komünistler taktik ile eylemi sınıfsal taktik ve eylem olarak, bilinçli işçi önderleri ve işçi sınıfının örgütlü yığınları tarafından takınılacak [tavır] olarak tasarlar ve yaygınlaştırmaya çalışırlar. İşçi sınıfına toplumsal bir sınıf olarak kendi sloganları ile mücadele yöntemlerini takınmak üzere seslenir, sınıfı örgütlerler.

7- Devrim süreci boyunca üç yılı aşkın sürede gösterdikleri etkinlik, popülist örgütlerin propaganda ve yaygınlaşma yöntemlerininin ve içeriğinin küçük burjuva özelliklerini bütünüyle ortaya çıkarmıştır. Popülist örgüt için yaygınlaşma pratikte “örgüt içi yaygınlaşma”dır; bu, “örgütün” son tutumlarını üyeler ile sempatizanlar için açıklamak ve gerekçelendirmek ötesinde bir anlam taşımamaktadır. Propaganda da “örgütün tutumlarını” yeni siyasal olaylar karşısında tekrar tekrar sloganlar ve klişeleşmiş formülasyonlar biçiminde dile getirip gerekçelendirmeye, burjuva devletinin siyasetçileri ile kurumlarının ahlaki açıdan deşifre edilmelerine, biçimsiz ve örgütsüz yığınları kendiliğinden eylemlerini yoğunlaştırmak ve yaygınlaştırmak için kışkırtmaya indirgenmiştir. Popülizm dayanıklı bir programdan, ilkesel taktiklerden yoksun olduğundan, siyasete ve siyasal mücadaleye soyut yaklaşımından dolayı kararlı bir propaganda politikası izleyemez. Siyasal olaylar ile burjuva politikalar popülist propagandanın içeriğinin ve özünün belirlenmesinin ana etkenidir. Böylece popülist propaganda ve yaygınlaşma bir yandan içerik ve öz olarak karmaşık ve çetin, “kuramsal” ayrıntılar ve inceliklerle dolu bir olaya dönüşür; öte yandan pratikte, “yığınlar”la ilişkide muhataplarının eğilimleri ve bilinçleri seviyesine değin indirgenir. Akademizm ve kuyrukçuluk popülizmin propagandasının ve yaygınlaşmasının ayrılmaz parçasıdır.

Buna karşılık, komünist propaganda ve yaygınlaşma, çalışma alanı ve muhatap olarak mücadeleci işçiler, işçi ve emekçi yığınları seçer. İşçi sınıfını kendi çıkarları konusunda bilinçlendirmenin ana aygıtı sınıf saflarını örgütlemek, geniş kitleleri devrimci proletaryanın sloganları ve yöntemleri çevresinde mücadaleye katmak, pratik mücadelenin bütün alanlarında işçi sınıfını ve emekçi kitlelerini sürekli olarak yönlendirmektir. Komünist program ve taktik, komünist propagandaya, dayanıklı, sürekli ve yalpalamayan bir özellik katar; komünist propagandanın değişik düzlemlerde pratik mücadelenin sorunları, muhatapların bilinç seviyeleri ile siyasal bilinçleri düzeyinde çeşitli biçimlere bürünmesine, aynı zamanda partinin biricik ve bütünsel taktik ve propagandif politikalarını, devrimci, öncü içeriğini kendinde yansıtmasına olanak sağlar. Komünist işçilerin ve militanların sürekli ve kararlı biçimde bu her komünistin görevini yerine getirebilmeleri yalnızca komünist program ile taktiğin propaganda ve yaygınlaşmanın temelini oluşturması yoluyla olanaklıdır.

8- Popülist örgütün örgütsel dokusu popülizmin genel halkçı bakış açısı ile yönelimlerini izler. Küçük burjuva devrimciliği, bireyleri nesnel toplumsal-sınıfsal konum ve ilişkilerden soyutlanmış birimler olarak örgütlemek her şeyden önce küçük burjuvazinin, özellikle küçük burjuva aydınlarının ekonomik-toplumsal konumuyla örtüşmektedir. Popülist örgüt, özünden dolayı, işçi dokusu olan bir örgüte dönüşemez. Bunun karşısında komünist örgüt genişlerken işçilerin, işçi ailelerinin ve işçi sınıfının değişik kesimlerinin daha büyük kısımlarını kendine çeker ve örgütler.

9- Toplumsal-sınıfsal kimlikten yoksun bireylerden oluşan küçük burjuva örgütler zorunlu olarak dar, süreksiz ve amatördürler. Popülist örgütteki örgütsel ilişkilerin kişisel özelliği demokratik merkeziyetçiliği liberalizme, bürokratizme ve dar birimciliğe indirger. Bunun karşısında komünist örgüt; sağlam ve bütünsel bir önderliğin altında çeşitli ekonomik üretim alanlarında, bölgelerinde ve birimlerinde etkinlikte bulunan işçi sınıfının pratikteki önderlerinin örgütlerine dayalı; gücünü, etkisini militanlarının ve birimlerinin işçi sınıfı önderleri ve yığınlarıyla ilişkileri yoluyla elde eden; bu yüzden hareketini çeşitli alanların etkinleri ve militanlarının görüş alışverişi ve demokratik karar mekanizmalarına, bu militanların mücadelelerinin bütünsel olarak tek bir merkez aracılığıyla yönlendirilip uyumlulaştırılmasına dayandıran bir örgüt olarak, gerçek anlamda demokratik merkeziyetçiliği gereksinen, aynı zamanda onu uygulayabilen biricik örgüttür.

Popülist örgüt aynı biçimde siyasal polisle mücadale, örgütsel etkinliğin mali ve maddi hazırlığı gibi pratik etkinliğin öteki alanları ve ayrıntılarında da sınıftan ayrı, dar birimci küçük burjuva özelliğini göstermiştir. Komünist hareket popülizmin pratik mirasını bu alanların bütününde çöpe atmalı, bu alanların tümünde proleter politikasının pratik etkinliğinin ayrıntılarını ortaya koymalıdır.

10- Örgütsel pratikte Bolşevik yöntemler takınmak komünist partinin kuruluşuna bırakılmamalıdır, bu politikaları gütmek yalnızca partinin görevi değil her zaman, her koşulda bütün komünist birimler, örgütler ve kuruluşların görevidir.

Komünist partiyi komünistler kurar, temel olarak komünistler kuramsal ve pratik kimliklerinin her iki alanında komünist olmak zorundalar. Pratik komünist yöntemler, tıpkı Devrimci Marksizmin kuramsal-programatik bakış açıları gibi, bizim komünist kimliğimizin bir parçasıdır. [Bu yüzden, pratik komünist yöntemler] parti ve işçi sınıfı hareketini örgütlemek için partinin olmadığı koşullarda mücadale eden bütün komünist örgütler tarafından aynı ölçüde gözetilmelidir. Saflarımızda komünist pratik yöntemler takınmayı partinin kuruluşuna erteleyen, bu yüzden popülist pratik etkinlik yöntemlerini sürdüren ve gerekçelendiren eğilimlerle, Marksizme yabancı kuramsal bir sapma, İran devrimci proletaryasının tek, bütünsel partisinin kuruluşu yolu üzerinde gerçek bir engel olarak mücadale etmeliyiz. İran Komünist Partisi’nin sözcüğün gerçek ve pratik anlamında kuruluşu yalnızca kuramsal ve pratik her iki alanda da kendilerini işçi olmayan sınıfların siyasal güçlerinden ayırabilen militanların, kadroların ve örgütlerın eseri olabilir.

 
 


[1] Bu yazı Komünist Militanlar Birliği’nin Eylül 1982 tarihli Birinci Kongresinin bildiriler ve belgelerinden alınmıştır.

Okunma 13102 kez

Son ekleyen Mansur Hikmetî

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.