Teori ve Politika'nın 77 - 78. Sayısı kitapçılarda! Abonelik veya sayıları edinmek için 'iletişim' sayfamızdaki bilgilerden iletişime geçebilirsiniz.


Partili-Sol ile Toplumsal-Sol’un Birliği Konusunda Atılım Yapmak

Yazan

Partili-Sol ile Toplumsal-Sol’un Birliği Konusunda Atılım Yapmak*

 

Marta Harnecker*

Çeviri: Akın Sarı

Giriş

1. Kıtamıza dayatılan küreselleşme modeli ülkelerimizdeki en acil sorunların çözülmesinin mümkün olmadığını gösterdi ve ardından ona yönelik karşı çıkışları artırdı.

2. Bu karşı çıkışlar birçok farklı pratik ve mücadele aracılığıyla dile getirilmektedir.

3. Birçok Latin Amerika ülkesinde sol cepheler ya da Sol’un politik uzantıları neo-liberalizme karşı muhalefette bir araya geliyor. Diğer taraftan, büyük politik aktörlere dönüşen güçlü toplumsal hareketler şu anda neo-liberal küreselleşmeye karşı savaşın ön saflarındadır.

Latin Amerika’da neo-liberalizme karşı en önemli sekiz deneyimi (Meksika’da EZLN[1]; El Salvador’da FMLN[2]; Venezuela’da Bolivarcı devrim[3]; Kolombiya’daki gerillalar[4]; Ekvador’daki yerli hareketi ve onun politik temsilcisi[5]; Brezilya’daki MST ve PT[6]; Uruguay’daki Frente Amplio’yu[7] inceledikten sonra neo-liberalizme karşı stratejik muhalefet ekseninin, ilk etapta, solun farklı kesimlerini bir araya getirerek hareket ettiği sonucuna vardım.

Benim Sol’dan anladığım şudur: Kâr mantığına dayalı kapitalist sisteme karşı duran, çalışan sınıfları kapitalizmin neden olduğu maddi yoksulluktan ve manevi ıstıraptan kurtararak[8] onların çıkarlarına bir gelişim sağlayan, ve hümanizm ve dayanışmaya dayalı alternatif bir toplum için savaşan bütün güçler.

Bu yüzden Sol sadece sol partiler ya da politik örgütlerde mücadele verenlerle sınırlı bir Sol değildir; aynı zamanda toplumsal aktör ve hareketleri de içerir. Bu hareketler çoğunlukla dinamik ve savaşçıdır, yukarıdaki idealleri destekler ancak herhangi bir politik parti ya da örgüt içerisinde mücadele vermezler. Birinci grupta yer alanlardan bazıları devrimci gerilla savaşını tercih ederken, kurumları dönüştürmek için güç toplamayı tercih edenleri de vardır; ikinci gruptakiler arasında ise bazıları özerk toplumsal hareketler ve farklı biçimlerde iletişim ağları oluşturmaya çalışmıştır.

Basitleştirmek için ilk grubu “partili-Sol”, ikinci grubu ise “toplumsal-Sol” olarak adlandırıyorum. Ancak Sol’un bu iki farklı ifadesinin militan çabalarını birleştirerek ikinci bir görevi layıkıyla yerine getirebileceğimiz inancındayım: Bu görev günümüz vahşi kapitalizminin sonuçları nedeniyle acı çekenlerden oluşan büyük bir birliğin kurulması ve neo-liberalizme karşı anlamlı bir toplumsal bloğun inşa edilmesidir.

Ardından gelecek stratejik görev, gelişen fakat hâlâ dağınık olan toplumsal muhalefeti bir başlangıç noktası sayarak devasa bir tek sütun içerisinde toplamak için partili Sol ile toplumsal Sol’un birleştirilme yollarının aranması olacaktır.[9]

Neo-liberal projenin parçalayıcı stratejisine[10] ve işçilerin maruz kaldığı darbelere rağmen bu geniş birliğin geliştirilmesi için objektif koşullar mevcuttur.[11]

I. Uygun Objektif Koşullar

Krizlerin derinliği, krizlerden etkilenen kesimlerin genişliği ve çeşitliliği, dikkate alınmayan toplumsal taleplerin çeşitliliği [...], geniş bir yapılanış şeklinde tanımlanabilecek alternatif bir toplumsal bloğun oluşumunda hedeflenen ilk adımların atılmasında muazzam uygun bir ortam meydana getirir.[12]

Neo-liberalizmin ekonomik sonuçlarına maruz kalanlar içerisinde -kent ve kırdaki çalışan sınıfların geleneksel kesimlerinin yanı sıra- yoksullar ve dışlananlar, yoksullaştırılmış bir orta sınıf, küçük ve orta düzeyden bir işadamları grubu, enformal sektör, orta ve küçük ölçekli kırsal üreticiler, birçok uzman, işsizler ordusu, işçi kooperatifleri, emekliler, polis ve ordunun alt kademe kadroları[13] vardır. Bununla birlikte sadece ekonomik açıdan etkilenenleri değil, sistem tarafından baskı ve ayrımcılığa maruz kalanları da göz önünde bulundurmalıyız: kadınlar, çocuklar, yaşlılar, yerli halklar, siyahlar, bazı dini inançlar, homoseksüeller vb. Biz, Helio Gallardo’nun söylediği gibi, sadece sosyo-ekonomik anlamda yoksullaştırılanlardan bahsetmiyoruz, fakat aynı zamanda farklı ve özgün koşullarından dolayı yoksullaştırılmış insanlardan, yani, ülkelerimizdeki insanların çoğunluğunu oluşturanlardan söz ediyoruz.

Bunların Kadın, Yerli, Çevre, Tüketici ve İnsan Hakları hareketleri gibi bazıları güçlü hareketler haline geldiler. Bu hareketler, bulundukları platformların birçok sınıf ve birçok kuşağa hitap etmesi, somut eylem biçimlerine sahip olması, ve geçmişe oranla daha az hiyerarşiye ama daha çok iletişim ağına dayanan bir örgütlenme yaratması gibi özellikler nedeniyle birçok açıdan -güçlü bir temaya bağlı olarak- klasik işçi hareketinden farklıdırlar.[14]

Bazı örneklerde ana eylemler yeni toplumsal aktörler tarafından başlatılmaktadır. Revaçta olan küreselleşme modasına ve neo-liberal nitelikli yeni önlemlerin uygulanmasına yönelik itirazlar, daha çok genç kuşakların başvurduğu, çoğunlukla elektronik iletişim ağına dayalı harekete geçirici, şaşırtıcı örnekler ortaya çıkardı. Farklı bir dünya için yola çıkan bu militan tavırlar, ne yazık ki birleşmelerine ve heterojen yapılarının üstesinden gelmelerine yardımcı olacak bir bütünlükten yoksun oldukları için, genellikle eğildikleri sorun ya da olay bittiğinde ortadan kalkmaktadırlar.[15]

Muhtemelen bu dayanıklılık eksikliği daha yeni başlamış olmalarına, daha az kenetlenmeleri veya farklı militanlık anlayışlarına bağlıdır ve bu da toplantı ve örgütlenme için daha nadir maddi mekân kullanmalarından kaynaklanır. Bunlar çok yeni hareketler olduğu için belki de farklı aktörlerin uygun katılımı henüz yeterince iyi tanımlanmamıştır. [16]

II. Öznel Güçlükler

Ama yine de, alternatif geniş bir toplumsal bloğun oluşturulması için uygun olan bahsettiğimiz objektif koşulların yanı sıra, temel bir sorunla ilgili çok karmaşık öznel koşullar da mevcuttur; bu temel sorun Sol’un dağınıklığıdır. Bu durumun nedenlerini açıklayacak bazı unsurlar üzerinde yoğunlaşacağım.

1) Politikanın ve politikacıların krizi

Spesifik politik katılımın gerilediği –dünya çapında bir fenomen– ve politik katılımın kendisini başka yönlere ve başka eylem biçimleri ne yeniden yönelttiği bir zamanda yaşıyoruz.[17]

Aynı zamanda genel olarak politikacılara ve politikaya karşı gittikçe artan yaygın bir güvensizlik mevcuttur.

Bu güvensizliğin günümüzde demokratik rejimlerin yerini alan büyük baskı uygulamalarıyla da ilgisi vardır.    

Franz Hinkelammert bunu şöyle tanımlar: Egemenliğin sivil hükümetlerde değil de egemen çevreleri savunan örgütlerde, ve bunun da ötesinde, [daha gelişmiş ülkelerin] hükümetlerini temsil eden uluslararası mali örgütlerde bulunduğu; fikir birliğinden yoksun, güçlü ekonomik merkezler lehine medyanın aşırı kontrol sahibi olduğu, saldırgan demokrasiler. Denetim altındaki demokrasiler, yönetenlerin kendilerinin hiçbir demokratik mekanizmaya tabi olmadığı yerlerdir.[18]

Bunlar daimi niteliği olan, seçimlere dayanmayan ve dolayısıyla seçim sürecine tâbi olmayan ve demokratik yollarla seçilenlerin verimli kapasitelerini alenen sınırlayan Ulusal Güvenlik Konseyi, Merkez Bankası, Ekonomik Danışma Kurumları, Anayasa Mahkemesi, Maliye Bakanlığı gibi kurumlarda gücü toplayan düşük yoğunluklu ya da denetimli, kısıtlanmış, sınırlanmış ya da vekilli demokratik rejimlerdir.

Karar alma süreci politikacılardan çok uzmanlar tarafından gerçekleştirilir. [...] Sözde tarafsızlık ve bu oluşumların depolitize edilmesi politik fikirlerin uygulanması için egemen sınıf tarafından benimsenen yeni yolu örtbas eder. Egemenlerin kararları, Parti köşelerinde benimsenir.

[...] egemen sınıflar tarafından tamamen tekelleştirilen ve büyük ölçüde seçmenlerin “arzusunu” belirleyen ve diğer yandan demokratik yollarla seçilmiş yetkililerin etkin kapasitesini fevkalade sınırlandıran ve yurttaşların arzusuna karşı koyan bu koruyucu duvar yoluyla uzlaşmaları yaratan mekanizmalar büyük ölçüde geliştirilmiştir.[...][19]

Politikaya ve politikacılara yönelik gittikçe artan yaygın güvensizliği açıklayan diğer unsurlar, bir yandan, reformlar, yapısal değişimler, yoksulluk ve dönüşüme olan ilgi gibi Sağ’ın günlük söyleminin parçasına dönüşmüş Sol’un söylem ve dilinin Sağ tarafından ilkesizce kendine mal edilmesi; diğer yandan soldaki bazı partilerin adım adım neredeyse düzen partilerinin geleneksel uygulamalarından hiç de farklı olmayan politik pratikleri benimsemesidir.

İnsanlar giderek kendilerine sadece seçim zamanlarında uğrayan, hizip kavgalarında ve ufak tefek ihtirasların tatmininde enerji harcayan; tabana gerçekten danışmadan karar alma sürecinin yukarılarda halledildiği, kolektif bir grupta tek bir kişinin başı çektiği, adam kayırmacılığın belirtilerini sergileyen, saydamlığını yitirmiş ve bir o kadar kokuşmuş[20] parti uygulamalarını reddetmektedir. İnsanlar hiçbir zaman eyleme dönüşmeyen mesajları giderek reddediyor.

Sıradan halk geleneksel politik sistemden bıkmıştır ve yenilik, olumlu yönde değişim, politik sürece yeni bir yaklaşım istemektedir; onlar sağlıklı politik görüşler, şeffaflık, katılım istemektedir ve onlar yeniden güven kazanmak istemektedir.[21]

Örneğin Şili’de sekiz yüz binden fazla genç insanın seçmen listelerine kayıt olmamayı tercih etmesi çok semptomatiktir.[22]

Politika ve politikacılara güvensizlik her geçen gün büyümekte ve bu tavır toplumsal-Sol’a da nüfuz etmektedir. Politik partilerin aktif olduğu politik arenada bu durum Sağ açısından bir tehlike arz etmezken Sol açısından önemli bir tehlike teşkil eder. Sağ, diktatörlük döneminde yeterince görüldüğü gibi politik partiler olmadan da tüm işlerini görebilir ancak Sol [...], bu ister parti ister politik bir cephe ya da başka bazı araçlar olsun, politik bir araç olmadan yapamaz.[23]

Bu birçok nedenden ötürü meydana gelir. İlk olarak dönüşüm kendiliğinden olmadığı içindir: Kapitalist toplumun mevcut düzeni akılcılaştıran ve haklı gösteren egemen fikir ve değerleri -özellikle de kitle medyası aracılığıyla- tüm topluma nüfuz eder ve böylece etkileri de, özellikle, eleştirel bir yorumdan geçirebilecek teorik donanımı çok daha az olan kesimlerde görülür. İkinci olarak, kapitalizme alternatif yeni bir toplumsal ve ulusal proje geliştirmemiz gerektiği içindir. Üçüncü olarak, bu dönüşüme karşı olan çok etkili kuvvetleri yenilgiye uğratabilmek zorunda olduğumuz içindir.

Köklü toplumsal dönüşümlerin tarihi, geniş halk katmanlarının ve bunların eylemlerinin birleştirilmesi için kullanılacak alternatif bir ulusal program tasarlayabilen ve mücadele edilmesi gereken güçlü düşmana karşı etkili bir darbe vuracak strateji ve taktik oluşturabilen politik bir aygıt olduğunda, nelerin başarılabileceğini sürekli kanıtlamıştır.

Politik eylemin etkili olması, halk hareketlerinin, protesto ve direniş eylemliliklerinin amacına başarıyla ulaşması için spontan bir şekilde yükselen çeşitli çabaları birleştirebilecek ve onlara yol gösterebilecek ve diğerlerini teşvik edecek oluşumlar gereklidir.

Sağlam bir örgütsel birlik, sadece size nesnel eyleme kapasitesi vermekle kalmaz, bunun yanında gösterilere enerjik katılımı sağlayan içsel bir atmosfer de yaratır ve bu enerjiyi olumlu bir mecraya akıtır. Politikada neyin gerektiğini hatırlamalıyız: sadece Haklı olmanız yetmez, tam zamanında Haklı olmalısınız ve bu Haklılığı pratiğe dökebilecek yeterli güce sahip olmalısınız.

Diğer yandan, savaştığınız dava hakkında net fikirlere sahip olmamanızın ve kararları uygulamanız için sağlam araçlara sahip olmadığınız fikrine kapılmanızın olumsuz ve felç edici bir etkisi vardır.[24]

2) Kapitalizme alternatif bir toplumsal projenin olmaması

Sol’un birleşmesinin önündeki en önemli engel, Sovyet sosyalizminin yenilgisinden ve Avrupalı sosyal demokrasi ve Latin Amerikalı “halkçı-kalkınmacılık” tarafından teşvik edilen Refah Devletinin krizinden sonra, kapitalizme alternatif, uygulanabilir, sosyalist ya da başka bir isim altında olsun, yeni dünya gerçekliğinin karşısında durabilecek[25] sıkı ve inandırıcı bir tasarı olmamasıdır.

Kapitalizm kendini yeniden düzenleyebilme, kendi sonunu hazırlayan teknolojik devrimi kullanma, işçi sınıfını parçalama, bu sınıfın pazarlık gücünü sınırlama, işsizlik korkusundan kaynaklı panik yaratma konusundaki devasa kapasitesini ortaya koymuştur. Bu sırada Sol’un büyük çoğunluğu ise geçmişe çakılı kaldı. Haddinden fazla teşhis var ancak tedavi yok. Politik bir pusula olmaksızın kılavuzluk ediyoruz.[26]

3) Partilerde örgütlenen sol’un karşılaştığı zorluklar

Partili-Sol’un büyük bir bölümü son yıllarda toplumsal hareketlerle birlikte çalışmakta ve gelişmekte olan yeni toplumsal aktörlerle bağ kurmakta çok fazla güçlük yaşadı. Bunun birçok nedeni vardı.

a) Politik etkinliğin sadece kurumsal bir şeye indirgenmesi

Sağ, Devlet Kurumlarının kullanımı ve kontrolü yoluyla büyük bir politik inisiyatif sergiledi, neo-liberal modeli dayatmak için ekonomik gücü kullandı. Böylece, hem bazı toplumsal hareketlerin orantısız biçimde gelişmesine hem de parti karşıtı düşüncenin gelişmesine yardımcı olan toplumsal parçalanmaya dayalı başarılı bir strateji eşzamanlı olarak hazırlandı ve uygulamaya kondu. Diğer yanda, partili-Sol ise çoğunlukla savunmadadır. Partili-Sol politik çalışmaları için genellikle sadece halihazırda varolan kurumları kullanır. Düşman tarafından dayatılan oyunun kurallarına kendisini adapte etmeye çalışır ve düşmanı neredeyse hiç şaşırtmaz. Saçmalık derecesi öyle boyutlara varır ki Sol’un gündemi Sağ tarafından oluşturulur.

Seçim sonuçları beklediği gibi olmadığında, Sol’un, seçimler boyunca savaşmak zorunda kaldığı ters koşullar hakkındaki yakınmalarını defalarca dinlemedik mi? Ne var ki aynı Sol çok nadiren seçim kampanyaları boyunca kendisine dayatılan oyunun kurallarını kınamış ve seçim reformları için bir tasarı gündeme getirmiştir. Adaylarını yetiştirmek için bir eğitim kampanyası gerçekleştirmek yerine -ki böylece insanlar örgütlerini ve bilinçlerini geliştirebilir- tam tersini yapar, genellikle, seçim ihtirası içerisinde, egemen sınıflarla benzer teknikleri kullanır.

Diğer yandan egemen sınıflarca belirlenen oyunun kuralları solun birliğini engeller ve kişi kültünü kışkırtır.[27]

Aslında bu, bir seçim mağlubiyeti durumunda, kampanya süresince girilen borçlanma, yıpranma ve hüsranın yanı sıra, seçim ile ilgili çabaların seçmenler açısından politik bir gelişmeye dönüştürülememesine neden olur ve örgütçüleri zamanlarını boşa harcadıkları hissiyle baş başa bırakır. Eğer kampanyalar, seçimlerin kitle örgütlerini ve bilinçliliği arttırmak için kullanıldığı pedagojik bir açıdan ele alınırsa, seçim sonuçları olumlu olmasa bile, durum çok farklı olacak ve kampanyada harcanan zaman ve çaba kayıp olarak düşünülmüş olmayacaktır.[28]

Bazıları tarafından, belki de haklı olarak, kurum kültünün egemen sistem tarafından, dönüşen Sol’un kalesine sokulmuş Truva atı olduğu ve dolayısıyla bunun Sol’a içeriden saldırı anlamına geldiği ileri sürülmektedir.[29]

Militan çalışması giderek idari ve kamusal konuma sahip insanlara bırakıldı. Yüksek öncelikli çabanın kolektif eylemlilik olması durumu terk edilmiş ve parlamenter etkinliğe ya da uzlaşmacı bir varlığa dönüşülmüştür.[30]

Militan etkinliğin alanı seçim gününe, propaganda afişlerinin asılmasına ve diğer önemsiz kamusal işlere indirgenmiştir.[31]

Daha da kötüsü parti finansmanının giderek devlet kurumlarında, parlamentoda, yerel idarelerde, seçim komisyonlarındaki vb. parti kadrolarının katkılarından sağlanması, beraberinde bağımlılık ve ağır baskıları getirmektedir.

Diğer yandan eğer yasal-politik kurumların kontrolü için savaşımı ikincil kılmaya ve devletin rolünü abartmaya eğilimli geleneksel kavramsallaştırmalara dayalı dar politik fikirler terk edilirse partili-Sol ile toplumsal-Sol’un birleştirilmesi kolaylaşacaktır.[32] Bu kavramlaştırma hem en radikal hem de en reformist kesimler içerisinde yaygınlaşır. Radikaller politik etkinliklerini politik iktidarın elde edilmesi ve devletin yok edilmesi ile sınırlı tutar; reformistlerinki ise politik iktidar ya da hükümet pratiklerinin idare edilmesi ile sınırlıdır. Kitle örgütleri ve mücadeleleri büsbütün ihmal edilir.[33]

Sol açısından politika, kurumlar üzerinde denetim sağlamak değil, gerçekliği dönüştürme amacıyla bu kurumların değiştirilmesi ihtimali anlamına gelmelidir. Politika, gerekli değişimlerin gerçekleştirilmesi amacıyla yeni güç ilişkilerinin yaratılması ihtimali anlamına gelmelidir. Öncelikle toplumsal bir güç oluşturmadan politik bir gücün geliştirilemeyeceği anlaşılmalıdır.

Partili-Sol özgürlük için mücadele edenlerin pratiklerini tek bir politik proje içerisinde bir araya getirme çabası yerine tüm katılımcıları ve hareketleri “partili yapma” eğilimindedir.[34]

b) Körleştiren kavramsal çerçeveler

Sol yeni gerçekliklere açılma temelinde zor bir süreç yaşamıştır. Sol çoğu kez, bu yenilikleri içtenlikle karşılaması gerekirken, aksine yeni toplumsal öznelerin potansiyelini kavramayı engelleyen katı bir kavramsal çerçevenin içerisinde çakılı kalmıştır.

c) Homojenleştirme eğilimi

Partili-Sol’un farklılıklarla çalışma konusunda bir sorunu vardır. Özellikle sınıf partileri her zaman kendi özel toplumsal tabanlarını homojenleştirmek eğiliminde olmuştur. Bu partilerin gücünü aldığı işçi sınıfının verili kimliği ve homojenliği bir zamanlar makuldü, ama bugün, böylesine geniş bir toplumsal aktörler yelpazesi karşısında bu bir anakronizmdir. Günümüzde birlik vurgusu farklı topluluklara ait olmaktan kaynaklanan çeşitliliğe, etnik, kültürel ve toplumsal cinsiyet farklılıklarına saygı duymaya dayalıdır veya dayalı olmalıdır. Her kesimin ya da bireyin potansiyel özelliklerinden başlayarak ve toplumsal aktörleri homojenleştirmeye çalışmadan militan bağlılıkları yönlendirmek için çabalamak mümkün hale gelmiştir. Farklılığa karşı saygıyla başlayan ve o şekilde devam ettiren ortak bir mücadele platformunu oluşturabilen bütün bağlantı noktalarının kavranması ve özel bir duyarlılığa sahip olunması önemlidir.

Farklılıklara yönelik bu saygı dile de yansıtılmalıdır. Farklı ilgileri olan insanlara aynı mesajı yollamakta ısrarcı olan eski alışkanlıklara bir son vermek gereklidir. Kitlelerin amorf olduğunu düşünmek yanlıştır -kitleler farklı mekanlarda yaşayan, farklı şeylerle uğraşan ve farklı ideolojik etkilere maruz kalan kadın ve erkek bireylerden meydana gelir; bu yüzden her özel kişiye ulaşmak için esnek nitelikli mesajlar benimsenmelidir. Mesajlar hem kişilere yönelik olmalı hem de aynı zamanda ortak hedefleri kaybetmemelidir.  

d) Otoriter tarz

Eğer partili-Sol’la kitle hareketlerinin, ve genellikle yeni toplumsal aktörlerin ilişkisini ciddi biçimde engelleyen bir şey varsa o da partili-Sol’un çoğu kadrosunun otoriter tarzıdır. Bu kadrolar genellikle kitleleri emirlerle yönlendirmeye alışmışlardır. Ne var ki toplumsal hareketler ve özellikle de yeni aktörler kendilerinin yönlendirilmesine müsaade etmezler ve hareketlerine dışarıdan yöneltilen önerileri özgürce ve bilinçli bir şekilde benimsemeleri için ikna edilmeleri gerekir. Bundan dolayı günümüzde politik kadrolar (İspanyol halkı içerisinde) aslında kültürel geleneklerine ve direnişlerine kazınmış şapka* gibi, insanların potansiyel doğal bilgeliğine ulaşabilen muntazam eğitimciler olmalıdır. Hayatta kalmak için günlük mücadelelerle empati kurabilen ve böylece politik örgütlenme yoluyla elde edilebilecek olan daha küresel bilgi ile bu bilgeliğin birleşme noktasını bulabilen eğitimciler.[35] Mücadele deneyimlerinin kendi içlerinde çok geliştirici değere sahip oldukları akılda tutulmalıdır.

Yeni aktörler özellikle demokrasi konusuna duyarlıdırlar. Mücadeleleri başlangıç noktası olarak çoğunlukla baskıya ve ayrımcılığa karşı olmuştur. Elbette, bu yüzden yönlendirilmeyi reddederler ve karar alma sürecinde demokratik bir katılım isterler. Örgütlenmeleri içerisinde uzlaşmayı teşvik eder ve bu gerçekleştirilemez olduğunda, kararların çok geniş bir çoğunluk tarafından benimsenmesi gerektiğini düşünürler. Kendi isteklerini azınlıkta olanlara zorla kabul ettirmek için çok az farkla elde edilen çoğunlukları kullanmaktan kaçınırlar. Eğer büyük bir kitle ikna olmamışsa sınırlı denilebilecek bir çoğunluk tarafından benimsenen bir kuralı zorla kabul ettirmenin hiçbir anlamı olmadığına inanırlar. İnsanların yavaş yavaş olgunlaşacağını ve belirlenmiş bir kuralın iyi niteliklerini kendi başlarına görerek fikir değiştirmelerini beklemenin tercih edilir olduğunu düşünürler [...]. Bu yaklaşım çoğu kez Sol hareketlerin ve partilerin başına bela olan üzücü iç ayrışmaları ve önemli, büyük hatalar yapılmasını önler.[36]

Yine de, daha önceki hatalar ve ayrışmalara rağmen her şeyi gemiden denize atmamamız ve sıfırdan başlamamamız gerektiği uyarısında bulunmanın kaçınılmaz olduğuna inanıyorum. Özellikle gençlik arasında güneşin altındaki her şeyi yıkıcı biçimde eleştirmek ve geçmişi bütünüyle es geçerek sıfırdan başlamak kaydıyla mükemmel bir şey inşa edilebileceğine inanmak yönünde belirgin bir eğilim vardır.

Çoğunlukla bir şeyler yapmaya çabalamış, çalışmaya başlamış, hatalar yapmış, sonra bu hataların üstesinden gelmiş ve bu ideal uğruna yaşamlarını vermiş öteki kuşakların çabalarının hakkını vermeden düşlediğimiz toplumu, partiyi, örgütü yaratabileceğimizi düşünüyoruz. Bütün bu deneyimlerin bilinmesi ve bu çabalardan dersler çıkarılması gerektiğine inanıyorum.

Geçmişe ilişkin belleğimizi yitirirsek, yenilgilerimizden öğrenmezsek, bizim olan mücadele geleneğimizi arkamızda bırakırsak, –bilhassa insanlarımızın tarihsel hafızalarının silinmesiyle ilgilenen– Sağ’ın oyununu oynuyoruzdur, çünkü bu Sağ açısından, güçlerin bir araya gelmemesini ve daha önceki hataların tuzağına düşülmesini garantilemenin en iyi yoludur.[37]

Partili-Sol’un toplumsal-Sol’a yaklaşabilmesi ve böylece bir sentez ortaya çıkması için, partili-Sol kendisini ideolojik olarak yenilemeli, politik kültürünü ve çalışma yöntemini değiştirmelidir. Partili-Sol toplumsal-Sol’un geliştirdiği ve başını çektiği direniş ve mücadele biçimlerini kendi haznesine dahil etmelidir.[38]

4) Toplumsal-sol’un sınırları

Partili-Sol’un toplumsal-Sol’a yaklaşmasını engelleyen nedenlerden bahsettik. Diğer yandan da, bazı durumlarda, bu hedefe ulaşılmasını engelleyen toplumsal-Sol tarafından benimsenmiş kimi tavırlar vardır.

Politika ve politikacılara olan güvensizlik krizi ve bazı hareketlerin ve yeni toplumsal aktörlerin orijinal ve savaşçı etkinliği karşısında genellikle toplumsal hareketleri ve direniş gruplarını yüceltirken politik partileri yadsıyan bir eğilim ortaya çıktı. Daha önce söylediğimiz gibi, bu eğilim Sağ’ın kontrolü altındaki medya tarafından teşvik edilir ve hoş karşılanır. Mücadelenin gelinen aşamasında toplumsal-Sol içerisinde, hedeflerine partiler olmadan varabileceklerini düşünenler ve hatta bunu önerenler vardır.

Partili olmayan Sol’un sayısız bireyi ve kolektif üyesinin, kendi özelliklerinden kaynaklı olarak farklı birçok taleplerini birbiriyle ilişkilendirmek ve hoşnutsuzluklarını örgütlü bir biçimde ifade etmek ve yönlendirmek için gerekli araçlara sahip olmadıkları unutulur. Aynı zamanda sistemin yeniden üretimi açısından tehlike yaratan toplumsal bir muhalefet oluşturamazlar. Ben azınlıklar toplamının birleşmiş bir çoğunluk olacağını savunan bu moda akıma karşı Eric Hobsbawm’ın fikrine katılıyorum.[39]

Toplumsal hareketler benimsedikleri amaçların sektörel ya da kolektif özelliklerinden dolayı ulusal çözümlere yönelik şeyler ortaya koymakta ve önermekte sorunlar yaşarlar; hatta ulus-ötesi süreçler hususunda çok daha büyük güçlükler yaşamaktadırlar.

Çoğu kez toplumsal-Sol da politik partilerin başına bela olan aynı kötü alışkanlıklara yenilmektedir: “kuyruk-çuluk” (caudillo-ism), iktidar-cılık, tabanın manipülasyonu, kariyer-izm ve kayırmacılık.  

III. Yeni Politik İfade Biçimlerinin Yaratılması için Yollar Aranması

Toplumsal hareketlerle partiler arasındaki ilişkiler yapıcı gerilimler olarak değerlendirilmelidir. Toplumsal hareketler özerkliklerini kaybetmemeli ve köklerinden vazgeçmemelidir, çünkü güvenirliklerini ve güçlerini bunlar aracılığıyla elde etmişlerdir; ve ister yeni tip Sol partiler olsunlar ister organik oluşumlara sahip olsunlar, partiler toplumsal hareketleri temsil etmeye veya bastırmaya çalışmamalıdır. Bunun yerine asıl görevleri partili-Sol ile toplumsal-Sol’u birleştirmek üzere tasarlanmış ulusal bir proje hazırlamak olmalıdır.[40]

Bu düşüncelerin hayata geçirilebilmesi için, ister varolan partilerin yenilenmesi yoluyla, isterse de yeni politik araçların oluşturulması aracılığıyla, her nerede mümkünse, yeni politik ifade biçimlerinin yaratılmasının gerekli olduğunu düşünüyorum.[41]

‘Politikleştirmek’ partiler oluşturmak değildir; politikleştirmek, adaletsizliğe ve baskıya maruz kalan kişileri içinde bulundukları koşulların değişimine katılmayı aklına koyan Öznelere dönüştürmektir. Benzer şekilde politik bir aygıtın ya da politik bir örgütün oluşturulması gerektiğini düşünmek Sol bir partiyle ilgili geleneksel formül üzerine düşünmek değildir.

Politik aygıtın gerekli olduğu düşüncesini reddedenlerin çoğu, politik aygıtı, kafalarındaki geçerli nedenlerle reddettikleri anti-demokratik, otoriter ve bürokratik tek yönlü parti imgesiyle özdeşleştirir. Bu öznel sınırlılığın üstesinden gelinmesi gerektiğine inanıyorum, çünkü daha önceleri de söylediğim gibi, tüm aktörleri bir araya getiren ve belirlenmiş hedeflere yönelik eylem iradelerini birleştirecek bir yapı olmadan ne mevcut egemen sisteme karşı etkili bir mücadele verilebileceği ne de alternatif bir sosyalist toplum oluşturulabileceği kanısındayım.

IV. Birliği Kolaylaştıracak Yeni Bir Strateji

Sol’un farklı kesimlerinin birleşmesi ne kadar hayati önemde olursa olsun, bu hedefin, nihayetinde bir yığın harf kümesinin toplamı olmaya mahkum zirve koalisyonları aracılığıyla yaratılan iradi bir yoldan gerçekleştirilebileceğini düşünmüyorum. Ayrıca kitlelere yönelik tepeden inmeci öncü ilişkilerini de kıyasıya eleştirmek gereklidir.

Aynı zamanda anti-kapitalist mücadele için yeni bir stratejinin pratiğe geçirilmesi ve geliştirilmesi yoluyla bu koalisyon için sağlıklı koşullar yaratabileceğimize inanıyorum.

Peki bu strateji ne olacak?

Bu strateji, ekonomi ve Devlet arenasının ötesine geçen ve toplumun bütün hücrelerine sızarak kapitalist sistem içerisinde ve onun aracılığıyla geliştirilmiş yeni egemenlik biçimlerini ve mücadelenin değişen koşullarını hesaba katan, dünyada yeni gelişen önemli toplumsal, politik, ekonomik ve kültürel dönüşümleri dikkate alan bir strateji olacaktır.[42]

Günümüzde öncekilerden farklı olarak, sadece egemen sınıfın baskıcı aygıtlarıyla mücadele etmekle kalmamalı aynı zamanda egemenlerin önemli alanlar üzerindeki hegemonyası, toplum üzerindeki kültürel yönlendiriciliği, yönetilen sınıfların ideolojik bakımdan itaat altına alınmasıyla mücadele etmeliyiz [...] sadece Devlet tarafından kullanılan zorlayıcı gücü, yasa koyucu ve baskıcı faaliyetleri değil aynı zamanda devletin mevcut sivil toplum içerisindeki halkın kapitalist toplumsal düzeni kabul etmesini üreten mekanizma ve kurumlarını da ayırt etmeliyiz.[43] Totaliter bir devlet için gece sopası ne ise propaganda da burjuva demokrasisi için odur.[44]

Carlos Ruiz’in[45] belirttiği gibi, karşımızdaki zorluğun, baskıya sığınmadan kendisini devam ettirmek için yeterli kitle bağlılığına sahip burjuva demokrasisi içerisinde -üstelik, halkın geniş kesimleri kapitalist sürece yardım etmeyi memnuniyetle kabul eder- devrimci bir strateji hazırlamak olduğunu anlayarak başlamalıyız.

Alternatif bir toplum için sadece propaganda yeterli değildir. Mevcut durumun karmaşıklığı Sol’un ileri sürdüklerini pratiğe geçirmesini gerektirir. Sol, kapitalist yapılara karşı, kâr düşüncesini ve bu kâr sisteminin dayattığı ilişkileri paramparça eden alternatifler geliştirmeli; elinde tuttuğu mekân ve bölgelerde hümanizm ve dayanışma fikrini oturtmaya ve, her nerede geliştirebilirse, basit piyasa talepleri aracılığıyla ya da tarafından zapt edilemeyecek mücadeleleri geliştirmeye çalışmalıdır. Hedef her zaman açık bir şekilde burjuva demokrasisinden daha üstün olan halk demokrasisi ve yönetiminin gerçek tabakalarının gelişmesine yardım eden alternatif, anti-kapitalist bir toplumsal projenin geliştirilmesi olmalıdır.[46] Yeni tarz bir demokrasi için mücadele tabandan ve tabandakiler için olmalıdır.

Sadece bu tarz bir strateji sürekli ve yükselen bir mücadele yaratır ve “tesadüfi” zaferlerin yanıltıcı dinamiklerinin üstesinden gelebilir.[47]

Strateji, inşası için eşzamanlı somut bir pratikten yoksun, insanların zihnine süslü bir eğitim olarak pasifçe sokulan propaganda haline getirilmiş bir ütopya sunmaktan ziyade üniversitelerde, yerel yönetimlerde,[48] kırsal topluluklarda, işçi ve mahalle cephelerinde farklı bir politik pratik tarzın sergilenmesiyle yeni kesimlere hitap edilebilecek demokratik mevzilerin inşa edilmesidir.

Kapitalizmin kendi içinde karşı-güç yoluyla bu tarz somut biçimlerin ve yolların ortaya çıkması, derin bir toplumsal dönüşümle uğraşan Sol’a karşı önemli bir meydan okumadır.

Diğer yandan kapitalizmin kâr mantığı her türlü alternatif yapıyı tamamen engellediğinden, farklı toplumsal aktörlerin hümanizm ve dayanışmaya dayalı projelerini yaymaları için kapitalist sisteme bir son vermeleri gerektiğini anlamaya başlamaları ancak bu pratikler yoluyla mümkündür.

Bu yüzden alternatif bir proje, taktiksel kestirme yollara, konjonktürelciliğe, kısa vadeli ayaklanmalara bir son vermek ve daha sonra –seçimlere, şiddete ya da başka herhangi bir tarz mücadeleye ikincil anlamlar ve fırsatlar tanınmasına izin veren– taban hareketlerinin demokratik mücadele dürtüsünü, halk demokrasisi ve yönetiminin farklı biçimlerini içeren yerel yapının üzerinde yoğunlaşmış pratikleri birleştirmek açısından acildir. Aksi takdirde, bu pratikler son birkaç yıldır yaygın bir şekilde ivediliğe yapılan vurgudan dolayı uzun ömürlü olmayacaktır.

Ayrıca halk kesimlerinin, birlik hedefi ya da ekonomik mücadeleye yönelik çabalarını engelleyen bütün indirgemeci taban hareketlerinin, sınırlı, apolitik ve sığ anlayışlarının acilen üstesinden gelinmesi gereklidir.[49]

Bu yeni strateji yeni bir biraraya gelme çağrısının geliştirilmesi üzerinde yoğunlaşırsa önemli ölçüde partili militanlar ile toplumsal militanların, bir başka deyişle Sol’un bütün kesimlerinin biraraya gelmesini teşvik edecektir. Militanlık için bir partiye, cepheye ya da harekete bağlı olmak zorunlu değildir; sadece alternatif oluşuma katılarak da militanlık yapılabilir: örneğin, insanlar hümanizm ve dayanışmaya dayalı bir kent oluşturmak için yerel yönetimlerdeki çeşitli katılımcı inisiyatiflere dahil olduğunda; öğrenciler öğrenci federasyonlarının demokratikleştirilmesini amaçlayan katılımcı projelere katıldığında; yeni toplumun işareti olan kır topluluklarının oluşumu ya da kır toplulukları kamplarına köylü katılımı aracılığıyla.

V. Muhalefet Hareketi İçin Yönergeler Olarak Hedefler

Bu yazının başında da belirtildiği gibi, ulus-ötesi mali sermaye tarafından yürütülen ve geniş bir medya ve askeri güç tarafından desteklenen neo-liberal politikalara karşı mücadelede Sol’u birleştirmek yeterli değildir; aynı zamanda bu politikalara karşı geniş bir toplumsal blok oluşturulmalıdır. Bu toplumsal blok –daha önce de söylediğim gibi– sistemin tahribatlarına maruz kalan ve onun ilerlemesini durdurmaya, daha sonra da sistemi parçalamak için mücadeleye katılmaya hazır olan herkesi içermelidir. Eğer anlaşmaların yürürlükte olduğu yerlere öncelik veren somut ve belirli görevleri ele alabilirsek farklı aktörleri bir araya getirme sürecinin daha kolay olacağına inanıyorum.

Şimdi bu muhtemel görevlerden bazılarını önereceğiz.

Bu dönem için geniş bir platform oluşturun

Ciddi kriz içindeki ülkelerde, bu tür bir dönemde toparlanmak için, görevi “tüm kaybedenleri” ve neo-liberal modelden etkilenenleri birleştirmek olması gereken[50] bir program ya da platformun hazırlanması önemlidir.[51] Günümüz için somut alternatifler ortaya koyarak, toplumsal muhalefeti birleştirerek ve onun politik ifadesi için geniş kanallar açarak neo-liberal planın gelişmesini engelleyecek bu tarz geniş platformlar yeni ittifakların kurulmasını ve geniş bir toplumsal muhalefet bloğunun oluşturulmasını sağlayacaktır.[52]

Birlik için spesifik alanlar yaratın

Neo-liberalizm karşıtı mücadelelerin buluşacağı ve birleşeceği ve bu mücadelelerin mümkün olduğunca süreci tersine çevirmenin yollarını arayarak -her bir toplumsal ve politik aktörün özgün niteliklerini koruyarak- sistem mantığının üstesinden gelmek ya da durdurmak için mücadelelerini arttırdığı ve ortak görevler üstlendiği alanlar yaratmalıyız.

Buna bağlı olarak halk konsültasyonu, referandum ya da halk oylaması yoluyla çok ilginç bir alan yaratılır diye düşünüyorum. Bu alanlar başarılı olduğunda, neo-liberal yasaların uygulanmasına son vermenin dışında, ideolojik karşı-propaganda için alanlar yaratırlar, ancak bilhassa, politikayı daha yeni yeni anlamaya başlayan, daha iyi bir dünyaya katkıda bulunmak isteyen, çoğu kez bunu nasıl yapacağını bilmeyen, ve aynı zamanda geleneksel bir tarz içerisinde militanlık yapmayı da istemeyen birçok insan ve genci –ikna etmek ve eğitmek için somut olarak evden eve çalışmayla– harekete geçirilebilirler.

Örneğin Venezuela’nın R-Causa’sı, Teğmen Coronel Hugo Chavez’in ve onun Bolivar hareketinin başını çektiği askeri darbeden [Şubat 1992] birkaç ay sonra bir referandum örgütledi. Bu konsültasyon süresince seçim sandıkları kentin ana caddelerinin ortasına yerleştirildi ve seçmenlere, o zaman Devlet Başkanı olan Carlos Andres Perez’in ülkeyi yönetmeye devam etmesini kabul edip etmedikleri soruldu. Beş yüz bin insan oy kullandı, bilhassa başkent bölgesinde, ve bunların yüzde 90’ı Perez’e karşıydı. Bu referandum uygun bir politik atmosfer yaratılmasına ve başkanın devrilmesine yardım etti: Venezuela açısından bu her yönden yeni bir politik olaydı, ilk defa bir parlamenterin dilekçesi sonucunda bir başkan yetkisini kaybediyordu ve görev süresi dolmadan yerinden ediliyordu. Bu tarz bir konsültasyon için hiçbir yasa işe koşulmadı, bununla birlikte hiçbir yasa da çiğnenmedi. Sonuçları hesaplanmamış olmasına rağmen yurttaşların yoğun katılımı politik bir mesajdı.[53]

Uruguay’daki Frente Amplio gibi başka örnekler de vardır: diktatörlüğün yasa dışı ilan ettiği partiler tarafından organize edilen, bunların arasında Frente de vardır (1982), seçimlerin tanınmadığını gösterme amaçlı boş oy verilmesi pratiği; insan haklarını ihlal etmiş olanların ya da diktatörlük boyunca (1989)[54] cinayetlere karışan zanlıların cezalandırılma ihtimalini ortadan kaldıran “Dokunulmazlık Yasası”na karşı halk oylaması; ve kamu kuruluşlarının özelleştirilmesi üzerine gerçekleştirilen referandum (1992) örnekler arasında sayılabilir. Meksika’da, 1995 yılında Zapatista Ordusu farklı konular üzerine halkla birlikte konsültasyonlar örgütledi, bu konsültasyonların arasında Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu’nun bir hareket mi yoksa politik bir parti olarak mı yoluna devam etmesi gerektiği vardı ve bu, 1999’da yerli halkların onayına sunuldu.[55] Brezilya’da da dış borçlar üzerine bir konsültasyon düzenlendi (2000).

Bu mücadele araçlarının aşınmasını önlemek için, içeriğin seçilmesi ve ardından doğru bir şekilde formüle edilmesi bağlamında konsültasyonlar tam zamanında oluşmalı ve çok iyi örgütlenmelidir.

Bu konsültasyonların çoğunun hiçbir hukuki etkisi yoktur, ancak bu yolla politik etki elde edilir. Tüm bunlar bize, neyin legal neyin illegal olduğu ikilemi içerisine düşmekten kaçınmak için Sol’un mümkün olabildiğince yaratıcı olması gerektiğini gösterir. Bu proje, bahsettiğim alternatif toplumsal bloğu inşa etmeye başlamak için bilinçliliği, hareketliliği ve katılım sağlamayı yaratacak bu dikotomi kapsamına girmedikleri ve belki de faydalanılabilir oldukları için “alegal” şeklinde tanımlayacağım başka alanları hesaba katmalıdır.

AFTA’nın halk konsültasyonları Başkanlarının bir sonraki mitinginden önce tüm bölgelerde aynı zamanda örgütlenerek büyük bir ideolojik aydınlanma kampanyasının yanı sıra bütün kıtaya dayatılan yeni-sömürgeciliğe direnmek için muazzam bir etkinlik de oluşturabilmektedir.

Sistemin yapılarını ve mantığını eleştirirken sistemi gayrimeşru ilan edin

Sistemin sadece adaletsizliklerini eleştirmekle kalmayıp –ki bu birçok etik oluşum (dini gruplar, çevre grupları vs.) tarafından denenmişti– aynı zamanda günümüz kapitalist sisteminin temeli olan mantık ve yapıları eleştirerek sistemin gayri meşru doğasını kanıtlamalıyız.[56] Bu, aydınlarımızın girişmesi gereken acil bir görev olarak bunlar üzerinde özveriyle çalışılması ihtiyacını ortaya koyar.

Yerel yönetimleri ve diğer bölgesel deneyimleri vitrinlere dönüştürün

Hiç kimsenin modern devletin politik ve ekonomik krizinden şüphe duymadığı bir zamanda ve gerek bürokratik sosyalist devletlerin gerekse de kapitalist devletlerin meşruluk çerçevesinde bir krizi olduğu sırada, sol açısından önemli stratejik görevlerden biri, yönettiği yerel yönetimleri farklı bir politik ve toplumsal projenin pratikte sergilenebileceği vitrinlere dönüştürmektir.

Saydamlığın olmadığı, yozlaşmanın, hükümet yağmacılığının egemen olduğu dönemlerde Sol’un kamusal yönetim üzerinde etkili bir toplumsal yönetimi kurmak için mekanizmaları olduğunu kanıtlamak önemlidir.

Kapitalizme karşı olası tek temel alternatif olan ve adına savaştığımız sosyalist toplumu kurmak için, toplumun özerk örgütlenmesini teşvik edecek ve Öznelerin kendilerine ait anayasasını çoğaltacak olan bu Yönetimler, politik ve kültürel şartlar için alanların yaratılmasına katkıda bulunabilir.

Bu deneyimler aynı zamanda küresel neo-liberal düzen tarafından zorla kabul ettirilen sınırların sınanması için ideal bir zemindir, bu yüzden, Sol açısından bu sınırlar hakkında insanları bilgilendirmenin çok önemli olduğu inancındayım.

Ve yalnızca sol tarafından kontrol edilen yerel yönetimleri vitrinlere dönüştürmeye çalışmakla sınırlı kalmamalıyız fakat aynı zamanda solun tutunabileceği tüm alanlarda (kırsal topluluklar, yoksul semtler, üniversiteler, öğrenciler ve sendikalar, katılımcı deneyimler, alternatif radyo istasyonları vs.) mücadele vermeliyiz.

Sonuç olarak, bugün güçlenmenin tek yolunun, Sol içerisindeki tamamen farklı pratiklere rağmen başka bir dünyanın ulaşılabilir ve mümkün olduğunu göstermekten geçtiğini düşünüyorum.

 

 


* Kaynak: http://www.rebelion.org/harnecker/harnecker281102.pdf.; 24 Kasım 2004.

* Bu makale, 2001 yılında Dünya Forumu için hazırlanmıştır. Buradaki fikirler şu kitapta daha da geliştirilmiştir: La izquierda despues de Seattle, Siglo XXI, İspanya, 2002.

[1] Meksika’nın Güneydoğusundaki Chiapas Eyaleti, Ocak 1994’de birçok beldesinde silahlı bir isyana öncülük edildiğinde dünya gazetelerinin birinci sayfalarına haber oldu. Meşhur “İkinci Komutan” Marcos figürünün başını çektiği yerlilerin gerilla hareketi Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu (EZLN), Chipianeco Yerli grubunun sömürülmesine ve ayrımcılığa karşı savaşır. Marcos, Meksika sivil toplumunda topladığı muazzam empatiden ötürü politikayı seçti, bununla beraber, sisteme karşı olan bütün politik ve toplumsal kesimleri bir araya getirme çabaları beklenenden daha başarısız oldu.

[2] FMLN, El Salvador hükümeti ile FMLN’yi meydana getiren beş gerilla hareketi arasındaki barış görüşmelerinden (Ocak 1992) doğan bir politik partidir. Bugün FMLN ülkedeki önemli bir politik güçtür ve nüfusun yüzde 60’ının yerleşik olduğu ve ekonomik faaliyetin yüzde 70’inin gerçekleştiği başkent San Salvador ve diğer 79 kente hakimdir.

[3] Hugo Chavez, Venezuela’nın devrimci sürecine liderlik eden eski bir teğmendir. İlk girişimi, yani o zamanki seçimi kazanan Başkan Carlos Andres Perez’i (1992) devirme girişimi başarısız olmasına ve birkaç ay tutuklu kalmasına rağmen, arzu edilen toplumsal değişimlerin elde edileceği yer olarak kurumsal süreçlere anlam yükledi ve riayet etti. 1998’de Chavez, politik-kurumsal oyunun kurallarında değişimleri hızlandırmasını sağlayan bir çoğunluk oyuyla başkanlık seçimini kazandı: yeni bir Anayasanın kanunlaştırılmasını başardı ve 2001’in sonuna kadar güçlü ekonomik çıkarlara ve politik etkiye sahip olanların, yani geleneksel partilerin öfkesini alaya alan bir dizi yeni Sosyal Kanunu uygulamaya koydu.

[4] Kolombiya’da, kıtadaki en uzun ömürlü gerillalar, küçümsenemeyecek bir bölgeyi ellerinde tutmaktadır ve şu bileşenlerden oluşurlar: En güçlü ve etkili olan FARC’ı, ELN takip eder ve onun ardından da EPL gelir. Kolombiya hükümeti çok uzun ve karmaşık bir müzakere sürecinden sonra FARC güçlerine karşı, artan ABD desteği tarafından teşvik edilen ve Kolombiya Planı’nın uyuşturucu sorununu ortadan kaldırmaktan çok gerillaları ortadan kaldırmak için bir plandan başka bir şey olmadığını ortaya koyan bir savaş ilân etti.

[5] Ekvador, Güney Amerika’da ABD dolarına geçiş için deneme zemini olmuştur ve bununla birlikte on yıl boyunca, yerli hareketlerinin neo-liberalizme karşı mücadelede esas öncü olması sonucunu doğuran yerli seferberlikleri ve isyanları yaşanmıştır. Yerli grupları, kent sosyal hareketleri ve bağımsızlar 1996 başkanlık seçimleri için yeni bir politik partide bir araya geldi: kısaca Pachakutic olarak da bilinen, Pachakutic Yeni Çok-Uluslu Kır Birlik Hareketi. Toplamda şaşırtıcı bir oy aldı (üçüncü oldu ve ikinciye çok yakındı); Ocak 2002 isyanında Ulusal Kongre’yi ele geçirdiler ve ordu içerisindeki bir grup tarafından desteklendiler.

[6] Brezilya’da, 70’lerin sonlarında askeri diktatörlük sırasında işçi hareketinin içinde doğan ve neo-liberalizme karşı olan İşçi Partisi’nin (Partido de los Trabajadores / PT) Lula olarak tanınan lideri Ignacio Lula Da Silva bu yazının yazıldığı esnada (Mayıs 2002) yıl sonundaki başkanlık seçimlerini kazanma şansı en yüksek kişi haline gelmişti. Halihazırda, en önemlisi Sao Paulo olan, on üç milyonun üzerinde sakine sahip altı eyalet başkentini idare ediyorlar. Lula esas olarak örgütlü halk kesimleri ve orta tabakalar tarafından desteklenmektedir: bunların arasında en göze çarpanı kıtadaki en güçlü hareketlerden biri olan Topraksız Köylüler Hareketi’dir ve bir köylü hareketi olmasına rağmen Brezilya’da neo-liberalizme karşı mücadelenin öncüsü olmayı başarmıştır.

[7] Uruguay’daki Frente Amplio (Geniş Cephe), kıtadaki en uzun ömürlü halk cephesi (1971’de faaliyete başladı), ülkenin en önde gelen politik gücüdür. Cephenin liderlerinden biri olan, ülkenin başkenti Montevideo’nun eski belediye başkanı Tabare Vazquez, Frente Amplio-Encuentro Progresista [İlerici Geniş Cephe Kongresi] olarak bilinen bir koalisyon içerisinde bazı merkez-sol kesimler tarafından desteklenmiştir. Bu koalisyon, sol kanat adayın kazanmasını önlemek için tarihsel düşmanları olan iki geleneksel sağ kanat parti ortak bir cephe oluşturduğu için 1999’da gerçekleştirilen son Başkanlık seçimlerinde yenilgiye uğratılmıştır.

[8] Carlos Ruiz, Un proyecto político para los nuevos tiempos. Rebelión Internet magazine. Bu çalışma Paulo Freire Enstitüsü tarafından düzenlenen seminerde sunuldu, Santiago de Chile, 13 Ocak 2001.

[9] Vertiente Artiguista, De primera fuerza a gobierno nacional. Perspectivas estratégicas y propuestas para el período. 5 no’lu belgenin son uyarlaması 28 ve 29 Ekim 2000’de Maldonado’da, Vertiente Artiguista tarafından düzenlenen Days of Reflection sırasında sunuldu. A.g.e., s.1.

[10] Bakınız Marta Harnecker, La izquierda en el umbral del Siglo XXI…, Siglo XXI Editores España, Madrid, üçüncü baskı 2000, s.174-176, paragraflar 612-619.

[11] Bakınız M. Harnecker, La izquierda en el umbral del Siglo XXI…, a.g.e., Bölüm İki , Kısım III: Los efectos de la globalización neoliberal sobre los sectores populares, s.223-265, paragraflar 786-946.

[12] Vertiente Artiguista, De primera fuerza a gobierno nacional..., a.g.e., s.8.

[13] Küçük rütbeli subaylar ve onlara tâbi kadrolar.

[14] Vertiente Artiguista, De primera fuerza a gobierno nacional..., a.g.e. s.12.

[15] Vertiente Artiguista, De primera fuerza a gobierno nacional..., a.g.e., s.9.

[16] Hugo Cores, Bu çalışma için notlar, 9 Ağustos 2001.

[17] A.g.e., s.8.

[18] Franz Hinkelammert, “Nuestro proyecto de nueva sociedad en América Latina: el papel regulador del estado y los problemas de autorregulación del mercado”, Cultura de la esperanza y sociedad sin exclusión, Der.: DEI, Costa Rica, 1995, s.114.

[19] M. Harnecker, La izquierda en el umbral del siglo XXI..., a.g.e., s.184-186, paragraflar 646-651. Bu metin Martín Hernández’in şu analizlerinden yararlanılarak yazıldı: Las democracias protegidas y la dominación democrática del capital financiero, Revista de Ciencias Sociales (Trabajo y Capital), Uruguay, Kasım 1989, s.142-146, ve Germán Sánchez, Problemas de la democracia en nuestra América, National University Siglo XX, Llallagua, Bolivya, 1992, s.25.

[20] M. Harnecker, Introducción a un debate: Los desafíos de la izquierda, Rocinante, C III, N°18, Nisan 2000, s.4.

[21] Mario Unda, El arco iris muestra el país que los poderosos no quieren ver, Por el camino del arco iris..., a.g.e., s.71-72.

[22] M. Harnecker, Introducción a un debate: Los desafíos de la izquierda, a.g.e., p.5.

[23] Marta Harnecker, La izquierda en el umbral del Siglo XXI. ..., a.g.e., s.304.-305. Paragraf 1072.

[24] A.g.e., s.308-309, paragraflar 1087-1089.

[25] Clodomiro Almeyda, Sobre la dimensión orgánica de la crisis de los partidos de izquierda tradicionales, Cuadernos de El Avión Rojo, N° 5, Santiago de Chile, invierno 1997, s.14.

[26] François Chesnais, Propuestas para un trabajo colectivo de renovación programática, Carré Rouge, Not 15-16, Kasım 2000. Yazara göre solun çalışmasını karakterize eden salt ampirizmden ayrılmak gereklidir [...]. Klasiklerin fetişleşmesine son verdirecek şekilde, baştan sona yeniden yapılandırılması gereken programatik kaynakçalarla çalışın.

[27] M. Harnecker, La izquierda en el umbral del Siglo XXI..., a.g.e., s.308-309, paragraflar 1087-1089.

[28] Marta Harnecker, La izquierda en el umbral del Siglo XXI..., a.g.e., s.379-380, paragraflar 1367-1370.

[29] David Hernández Castro, La revolución democrática (Otro mundo es posible), VI Asamblea Federal de Izquierda Unida için hazırlık niteliğinde belge, Molina de Segura (Murcia), 6 Eylül 2000.

[30] A.g.e.

[31] Bu durumun kurumsal Latin Amerika solu için genellenebilir olduğu, sizin de görebileceğiniz gibi, alıntı yapılan metinde Izquierda Unida of Spain’e gönderme yapılırken David Hernández tarafından ortaya kondu.

[32] Carlos Ruiz, La centralidad de la política en la acción revolucionaria, Santiago, Şili, 1998, s.13 (belge I).

[33] Marta Harnecker, La izquierda en el umbral del Siglo XXI..., a.g.e., paragraf 1059.

[34] Enrique Rubio ve Marcelo Pereira, Utopía y estrategia, democracia y socialismo, Der. Trilce, Montevideo, Uruguay, 1994, s.151.

* Yerlilerin Hıristiyanlık öncesi geleneklerinden kalan Süper-Bario dedikleri iktidarın sorgulanmasını temsil eden şapkalar kastedilmektedir (ç.n.).

[35] Marta Harnecker, La izquierda en el umbral del Siglo XXI. Op.cit. s.333, paragraf 1206.

[36] Marta Harnecker, Movimiento de los Trabajadores Rurales Sin Tierra: Construyendo fuerza social antineoliberal, Revista Surda N° 23, Santiago Şili, Kasım-Aralık 1999.

[37] M. Harnecker, La izquierda en el umbral del Siglo XXI..., a.g.e., s.321, paragraflar 1139-1141.

[38] Vertiente Artiguista, De primera fuerza a gobierno nacional..., a.g.e., .12.

[39] Eric Hobsbawm, La Política de la identidad y la Izquierda, a.g.e., s.89.

[40] Enrique Rubio ve Marcelo Pereira, Utopía y estrategia ..., a.g.e., s.151.

[41] Gerekli olan yeni ya da yenilenmiş politik aracın nitelikleri üzerine bakınız: Marta Harnecker, La izquierda en el umbral ..., s.321-355; paragraflar 1132-1292.

[42] Bu konu hakkında, bu değişimlere sentetik bir şekilde yaklaşan şu esere bakınız: El mundo de Hoy, Segunda Parte del libro de M. Harnecker, La izquierda en el umbral del Siglo XXI ..., a.g.e., s.77-273.

[43] A.g.e.

[44] Noam Chomsky, El control de los medios de comunicación, Cómo se vende la moto, Editorial Icaria, Barcelona 1996, s.16.

[45] Carlos Ruíz, a.g.e.. İleride geliştirdiğim fikirlerin önemli bir kısmı onun çalışmasından alınmıştır.

[46] A.g.e.

[47] A.g.e.

[48] A.g.e.. Carlos Ruíz bu listede solun elinde bulunan yerel yönetimleri dikkate almaz.

[49] A.g.e.

[50] Vertiente Artiguista, De primera fuerza a gobierno nacional..., a.g.e., s.1.

[51] A.g.e.

[52] A.g.e.. Vertiente Artiguista tarafından Uruguay için önerilen ve Birikim Platformu’na dahil edilen görüşler arasında şunları bulduk: iş kaynaklarının desteklenmesi; şeffaflık için; korumacılığa, yozlaşmaya, kaçakçılığa ve tefeciliğe karşı mücadele; yüksek gelirler üzerinde “dayanışma vergisi” ya da ilerici bir haraç reformu için mücadele.

[53] M. Harnecker, La izquierda en el umbral del Siglo XXI..., a.g.e., s.349, paragraf 1271.

[54] Ulusal düzeyde halk oylaması yüzde 54’e karşı yüzde 46 ile kaybedilmesine rağmen Montevideo’da kazanıldı ve bu sonuç psikolojik olarak soldaki militanları güçlendirdi. Bu, yeşil oy olarak bilinir çünkü Kanunu reddeden oy pusulasının rengi yeşildi.

[55] Daha önceki değerlendirmelere bakınız.

[56] Francois Houtart, El estado actual de la globalización. Brezilya’nın Sao Paulo kentinde Haziran 2001’de düzenlenen Foro Social Mundial Uluslararası Komitesi toplantısı sırasında ortaya çıkan değerlendirme. Bu belgenin dördüncü görüşü “sermayenin küreselleşmesine karşı mücadele stratejileriyle” ilgilidir.

Okunma 32010 kez
Bu kategorideki diğerleri: ‘Sanayi Öncesi’ Kalabalık »

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.