Bu sayfayı yazdır

Devrimden Sonra Devrimci

Yazan

Devrimden Sonra Devrimci*

 

V. İ. Lenin

Amerika Birleşik Devletleri’nde yüzden fazla gazetede, bütünüyle yayınlanacağına dair yazılı vaadin tutulması şartıyla bana yöneltilen sorulara cevap veriyorum:

 1.Rusya Sovyet Cumhuriyeti hükümetiniz iç ve dış siyaset ile ekonomiye dair ilk programında herhangi bir değişiklik yapmış mıdır? Yapıldıysa, ne zaman ve ne gibi değişiklikler yapılmıştır?

Sovyet hükümetinin uygulamaya koyduğu program, reformist değil devrimci bir programdı. Reformlar, egemen sınıftan, iktidarı sürerken alınan tavizlerdir. Devrim ise, egemen sınıfı tamamıyla yıkmaktır. Buna göre de reformist programlar genellikle ayrıntılı birçok maddeden oluşur. Bizim programımız, devrimci program, aslında genel bir maddeden, mülk sahiplerinin ve kapitalistlerin zulmüne son vermek, emekçi kitleleri bu sömürücülerden özgür kılmaktan ibaretti. Bu programı hiçbir zaman değiştirmedik. Bu programın hayata geçirilmesi için gerek duyulan detay önlemler ise çoğu zaman değiştirilmiştir; bu uygulamaların yazılı belgeleri toplansa bir cilt oluşturur. Ancak şunu kaydedeyim ki, bizim hükümet programımızda, bazı tedbirlerin sık sık değiştirilmesine sebep olan daha genel bir madde daha vardır. Bu madde, sömürücülerin direnişinin nasıl kırılacağı üzerinedir. Ekim Devriminden sonra biz, burjuva gazetelerini dahi kapatmadık ve hükümetimizin hiçbir terör uygulaması da yoktu. Biz Kerenski’nin bakanlarından birçoğunu, hatta bize karşı vuruşmuş Krasnov’u da serbest bıraktık. Ancak, ne zaman ki, sömürücüler, yani kapitalistler, devrime karşı direnişlerini artırmaya yeltendiler, biz bu direnişi muntazam biçimde kırmaya, hatta terör uygulamaya başladık. Bu uygulamalar, Rusya’da hakimiyetini yeniden kurmak için burjuvazinin Alman, İngiliz, Japon, Amerikan ve Fransız kapitalistleri ile birlikte tertipler düzenlemesine, İngiliz-Fransız parası ile Çekoslovakları, Alman ve Fransız parası ile Mannerheim’i, Denikin’i satın almasına ve bu gibi diğer eylemlerine proletaryanın cevabıydı. Hükümet uygulamalarındaki “değişikliğe”, yani Petrograd’ta burjuva unsurlara karşı terör önlemlerinin güçlendirilmesine yol açan gelişmelerin nedeni, burjuvazinin bazı askeri birlikler ve Menşeviklerle birlikte Petrograd’ı teslim etme planı, Krosnaya Qorka’nın tertipçi subaylar tarafından alıkonulması, İngiliz ve Fransız kapitalistleri tarafından İsviçre Sefirliğindeki hizmetlilerin ve başka Rus hizmetlilerin birçoğunun parayla satın alınması gibi olaylardı.

2.Sovyet Rusya Cumhuriyeti’nin Afganistan, Hindistan ve Rusya’ya komşu Müslüman ülkeler hakkındaki düşünceleri nelerdir?

Sovyet Cumhuriyeti’nin Afganistan, Hindistan ve diğer Müslüman ülkelerdeki faaliyeti, Rusya içinde Müslüman ve Rus olmayan diğer halkların içindeki faaliyetimiz gibidir. Mesela, Başkırt halkına Rusya içinde özerk cumhuriyet kurma imkanı verdik, bütün halkların bağımsız, özgür gelişmesine, kendi anadillerinde edebiyatlarının gelişmesi ve güçlenmesine her türlü araçla yardım ediyoruz. Sovyet Anayasamızı tercüme ve tebliğ ediyoruz. Bu anayasa, yeryüzündeki sömürge halklarına, acılı, mazlum, yerleşmiş bir hukuk sisteminden yoksun halklara mensup bir milyardan fazla kişi için, Batı Avrupa ve Amerika’nın burjuva "demokratik" devletlerinin anayasalarından daha caziptir. Çünkü, onların anayasası toprak ve sermaye üzerinde özel mülkiyeti güçlendirir, yani bir avuç "uygar" kapitalistin kendi ülkelerindeki emekçilere ve aynı zamanda Asya ve Afrika’daki sömürgelerin yüz milyonlarca insanına zulümden başka bir şey vermez.

3. Birleşik Devletler ve Japonya hakkında hangi siyasi ve ekonomik amaçları güdüyorsunuz?

Birleşik Devletler ve Japonya hakkında güttüğümüz siyasi amaç her şeyden evvel, onların Rusya üzerinde uyguladıkları azgın, caniyane, soyguncu, baskıcı, sadece onların kapitalistlerinin zenginleşmesine hizmet eden politikayı defetmekten ibarettir. Bu devletlerin her ikisine de defalarca ve gösterişli biçimde barış teklif ettik. Onlar ise bize cevap dahi vermediler. Bize karşı savaşı devam ettirerek, Denikin’e ve Kolçak’a yardım ettiler. Mormanı ve Arxangelski, özellikle Japonya’nın ve Amerika Birleşik Devletleri’nin haydut kapitalistlerini arkalarına alarak Rus köylülerinin Doğu Sibirya’daki kahramanca direnişini dağıtıyorlar.

Bütün halklar ve aynı anlama gelmek üzere Birleşik Devletler ve Japonya hakkında bizim tek bir siyasi ve ekonomik gayemiz var: İstisnasız bütün ülkelerin işçileri ve emekçileri ile kardeşlik.

4) Kolçak, Denikin ve Mannerheiml’e hangi şartlarla barış yaparsınız?

Barış için şartlarımızı birçok kez, mesela, Birleşik Devletler hükümeti adına bizimle (Moskova’ya gelerek şahsen benimle) konuşan Bullit’e, keza Nansen’e mektupla, tamamıyla dürüst, açık ve yazılı şekilde bildirdik. Eğer Birleşik Devletler’in ve başka ülkelerin hükümetleri bütün antlaşmaları açıkça yayınlamaktan korkuyor ve hakikati halktan gizliyorlarsa, bunun kusuru bizde değildir. Asıl şartımızı bir daha hatırlatayım: Biz Fransa’ya ve başka devletlere Rusya’nın bütün borçlarını ödemeye hazırız, bir şartla ki, barış yalnız sözde değil, fiiliyatta olsun, yani bu barış, İngiltere, Fransa, Birleşik Devletler, Japonya, İtalya hükümetleri tarafından resmi biçimde imzalanıp onaylansın. Çünkü Denikin, Kolçak, Mannerheim ve başkaları bu hükümetlerin elinde sadece alettir.

5) Amerikan kamuoyuna başka mesajınız var mı?

Amerikan kamuoyuna her şeyden önce şunları iletmek isterim:

Feodalizme göre kapitalizm, "özgürlük", "eşitlik", "demokrasi", "uygarlık" yolunda ileriye atılan dünya tarihsel bir adımdı. Fakat buna rağmen kapitalizm, ücretli kölelik sistemi, milyonlarca emekçiyi, proleteri ve köylüyü modern haydutların, mülk sahiplerinin ve kapitalistlerin esareti altına sokan kısmi özgürlüklerden ibaret bir sistem olmuştur ve böyle de kalacaktır. Burjuva demokrasisi benzer iktisadi kölelik için, feodalizme göre biçim değiştirmiş bu kölelik için özellikle mükemmel bir perde yaratmış, fakat onun mülkiyet biçimini değiştirmemiştir ve değiştiremezdi. Kapitalizm ve burjuva demokrasisi, ücretli köleliktir.

Teknoloji ve özellikle de ulaşım ile mali sermaye ve banka sistemindeki büyük gelişmeler sonucu kapitalizm kendi sınırlarını zorlar hale gelmiştir. Artık onun geride bırakılması gerekmektedir. Kapitalizm, insanlığın gelişmesinin önündeki en büyük haline gelmiştir. Kapitalizm, emperyalist yağmayı, sömürgeler üzerindeki egemenliği, mali “imtiyazlar”ı veya “idari mandalar”ı Alman saldırganlarının mı, yoksa İngiliz ya da Fransız saldırganlarının mı gerçekleştireceğini kararlaştırmak amacıyla halkları katliama sevk eden bir avuç milyarder ve milyonerin mutlak hükümranlığına dönüşmüştür.

1914-1918 yılları arasında devam eden savaş sırasında, on milyonlarca insan öldürülmüş veya yaralanmıştır. Savaşın yıkıcılığı bütün ülkelerde emekçi kitleler içerisinde önü alınmaz bir şekilde anlaşılmaktadır. Savaş, misli görülmemiş bir yıkıma yol açmakla kalmadı; bir de şimdi, faiz ödenmesi gündeme getirildi. Peki bunlar neyin faizidir? Bu faizler –kapitalistlerin çıkar paylaşımı kavgasını çözüme kavuşturmak amacıyla on milyonlarca işçi ve köylünün birbirlerini öldürmesine olanak tanıma iyiliğini göstermiş olan sayın milyonerlere verilen milyarlar tutarında haraçtır.

Kapitalizmin çöküşü kesindir. Kitlelerin devrimci bilinci her yerde artmaktadır. Bunun binlerce belirtisi var.

Kapitalistler, şu veya bu ülkede sosyalizmin galibiyetini engellemek için daha yüz binlerce işçi ve köylüyü katletmekten çekinmezler. Fakat kapitalizmi hiçbir şey kurtaramaz. Artık Sovyet Cumhuriyeti var; bu cumhuriyet egemenliği emekçilere ve yalnız emekçilere veriyor. Emekçilerin özgürleşmesinde öncülük proletaryanındır. Proletarya toprak, fabrikalar ve diğer üretim araçları üzerinde özel mülkiyeti ortadan kaldırıyor. Çünkü özel mülkiyet, çoğunluğun azınlık tarafından sömürülmesinin kaynağıdır, kitlelerin dilenci durumuna düşmesinin kaynağıdır, sadece kapitalistleri zenginleştirmek için halklar arasında yapılan soygun savaşlarının kaynağıdır.

Uluslararası Sovyet Cumhuriyetinin zaferi güvence altındadır.

Son olarak küçük bir örnek: Amerikan burjuvazisi, halkı, özgürlük, eşitlik ve demokrasi olduğunu söyleyerek aldatıyor. Ama ne Amerikan burjuvazisi, ne de dünyanın herhangi bir ülkesinin burjuvazisi ve hükümeti, gerçek özgürlük, eşitlik ve demokrasi konusunda bizimle yarışamaz, yarışmaktan korkar. Bizim hükümetimizle başka bir hükümetin, her bir ülkenin yasa ve anayasa metinlerinin birbirlerine üstünlüklerinin kıyaslandığı ve her bir dilde basılacak broşürler yayınlanması konusunda anlaştıklarını varsayalım.

Dünyada hiçbir burjuva hükümeti böyle açık, uygar, özgür, eşit, demokratik bir sözleşme bağıtlamaya cüret edemez.

Niçin? Çünkü, Sovyet hükümeti dışındaki bütün hükümetler, kitleleri zulüm altında tutabileceğine ve aldatabileceğine inanıyor. Ama 1914-1918 yılları arasındaki büyük savaş bu büyük aldatmayı boşa çıkardı.

 



* United Press temsilcisi tarafından Lenin’le yapılan röportaj.

20 Temmuz 1919, Lenin, Tüm Eserler (Azerbaycan baskısı), Cilt 39 (Haziran-Aralık 1919). Başlığı biz koyduk.

Okunma 14150 kez