Bu sayfayı yazdır

Ne Yapsalar Fark Etmez!

Yazan

Akın Can

Halkevi Üyesi

Ağaçlarına, parkına ve de şehrine sahip çıkanların eylemi olarak başladı. İnsanlar yaşam alanlarına sahip çıkmak istiyorlardı. Yaşamımızla ilgili kararları biz veririz, diyorlardı. Fakat “Ben ne dersem o olur” diyen iktidarın en ufak bir itiraza dahi tahammülü yoktu. Gezi Parkında yapılan eylemlere bütün şiddeti ile saldırdı. İnsanlık dışı görüntüler ortaya çıktı. AKP faşist yüzünü bir kez daha tüm çıplaklığıyla gösterdi. Üç-beş ağaç için yapılan çevreci bir eylem olarak görünüp küçümsenen eylemler bir anda tüm Türkiye’yi yangın yerine çeviren ayaklanmaya dönüştü. İnsanlar AKP iktidarının 11 yıldır uyguladığı politikalara ve baskılara karşı sokaktaydı. Tayyip Erdoğan’ın da dediği gibi evet hesaplaşılıyordu. AKP Hükümeti’nden halk 11 yılın hesabını soruyordu. 4+4+4 gerici ve piyasacı eğitim sistemine, hızla yaygınlaştırılan taşeronlaştırmaya ve güvencesizleştirmeye, işsizliğe, sağlıkta dönüşüm politikalarına, kadına yönelik şiddete ve kadına ikinci sınıf davranılmasına, üniversitelere yapılan baskılara, Alevilerin yok sayılmasına ve de yaygınlaşan yasaklara karşı olan binlerce insan sokakları dolduruyordu. Toplumun her kesimi; kadınlar, liseliler, üniversiteliler, işçiler, memurlar, Aleviler, yaşlılar ve gençler hep birlikte ayaktaydılar. Mizah ve sosyal medya ayaklanmanın en başat aktörleri oldu.

AKP iktidarı sokağa en iyi bildiği şekilde karşılık verdi. Polis terörü en üst noktaya ulaştı. Binlerce kişi yaralandı, dört arkadaşımız polisin uyguladığı şiddet sonucu hayatını kaybetti. Binlerce kişi gözaltına alındı. Tayyip Erdoğan’ın, “Liste yaptık, hesap soracağız” söylemi ile saldırı şekil değiştirdi. Her zaman olduğu gibi iktidar saldırıyı ilericiler ve sosyalistler üzerinden başlattı. Cadı avı başlamıştı. Başta Ankara ve İstanbul olmak üzere onlarca ev ve işyeri polis tarafından basılarak gözaltılar yapıldı. Bizler de Ankara’da ilk dalga olarak 25 kişi gözaltına alındık. Ev aramalarımızda ve gözaltında ilk 24 saat dosyada kısıtlama ve gizlilik kararı olduğu gerekçesiyle avukatlarımızla görüştürülmedik. Polisin hazırladığı, savcının da kes-kopyala yaptığı neredeyse Türk Ceza Kanunu’ndaki tüm suçlamalar ile suçlanarak tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildik. Sonucu baştan belirlenmiş bir oyun oynanıyordu. Hakim de bu oyundaki rolünün hakkını vererek 25 kişiden 22’imizi tutukladı. Başbakanlarından aldıkları emri başarıyla yerine getirmişlerdi.

Ama bunların hepsi nafile çabalar. Artık iktidar ne yapsa fark etmez. Korku duvarı aşıldı ve de halk yan yana gelmeyi, sokağa çıkmayı tekrar hatırladı. Sesler artık daha gür çıkıyor. Bizler Sincan 1 No’lu F Tipi Hapishanesinde direnişe devam ediyoruz. Buradan haykırıyoruz:

Diren Dikmen!

Diren Ankara!

Diren Türkiye!

Diren Sincan!...

Okunma 8220 kez