‘Kültürel Çalışmalar’la ‘Ekonomi Politik’çiler Tartışıyor...

Yazan

Sevilay Çelenk

İletişim çalışmaları alanında, “Marksist ekonomi politik (siyasal iktisat)” yaklaşımı ile “kültürel çalışmalar” yaklaşımları arasındaki tartışma, ekonomi politikçilerin sıklıkla, aslında farklı ya da karşıt konumlamalar olmadıklarına vurgu yapmalarına rağmen devam ediyor. Critical Studies In Mass Communication (CSMC/ 95/ 12/1) dergisindeki tartışma bölümünün ilki olan Nicholas Garnham’ın yazısı ve takip eden yazılar, bu tartışmanın eksenlerini derli toplu bir biçimde izlemeye izin veriyor. Eleştirel ekonomi politik yaklaşım içinden iletişim üzerine yaptığı çalışmalarıyla bilinen Garnham’ın yazısı ve diğer yazılara bir hazırlık oluşturmak üzere her iki yaklaşımın iletişim çalışmaları bağlamında bir araya geldikleri ve birbirlerinden uzaklaştıkları noktaları şöyle özetleyebiliriz:

            Marksist bir toplum eleştirisi içinden geliştirilen bu iki yaklaşım da, liberal çoğulcu perspektiften yapılan ve geleneksel yaklaşımlar olarak adlandırılan medya çalışmalarından radikal bir kopuşu ifade etmek üzere, medya çalışmalarında eleştirel yaklaşımlar olarak sınıflandırılırlar.[1]

            Eleştirel ekonomi politik yaklaşım, klasik ekonomi politik yaklaşımlardan farklılığı temelinde kendini tarif ederken, eleştirelliği, “çözümlemeyi, iletişim ve kültür görüngülerinin incelendiği toplumsal düzenin bir eleştirisine, bu toplumsal düzene ilişkin kuramsal bilgiyle şekillenen bir anlayışa dayandırmak gibi can alıcı bir anlamda eleştirellik”[2] olarak tanımlar. Bu noktada da kültürel çalışmalar ile aynı neo-Marksist toplum görüşü akrabalığının altını çizer.

            Bu bağlamda, ekonomi politik yaklaşım, kapitalist üretim yapısı içinde kültürel üretim ve tüketimin nasıl giderek meta üretim süreçlerine benzediğini ve kültürel pratiklerin onlara eşlik eden üretim süreçleri ve ilişkileri analiz edilmeksizin anlaşılamıyacaklarını açıklamaya çalışır. Bu bakış açısı, kültürel çalışmalar cephesinde ‘indirgemecilik’ ve ‘ekonomizm’ eleştirileriyle karşılanmaktadır. Ekonomi politik yaklaşımın medyaya ilişkin çalışmalarına getirilen eleştiri ise medya karşısında “izleyici, alımlayıcı ya da kodaçıcının güçsüzlüğünü kabul ederek ideolojik sürecin kodlayıcı yanını vurguladığı”,[3] dolayısıyla izleyiciyi anlam üretiminde edilgen varsaydığı ve güdülüp yönlendirmeye açık bir izleyici tarifi yaptığı yönündedir. Onlara göre, ekonomi politikçilerin önerdikleri toplumsal mücadele, ‘yanlış bilinç’ nosyonu etrafında ayrıcalıklı bir konuma oturtulan entelektüellere, ‘bilinç götürme’ misyonu yüklemekte ve “ideolojiyi, güdüp yönlendirme olarak kavrayan bir modele sadık kalmayı sürdürmektedir”.[4]

            Kültürel çalışmalar, ekonomi politik yaklaşımın ‘sınıf’ ve ‘ekonomik belirlenim’ kavramlarının karşısında ırk, cinsiyet, tahakküm ve direniş kavramlarını öne çıkarır. Bu perspektiften yapılan çalışmalar, “temelde anlamın inşasıyla -anlamın belirli anlatım formları içinde ve onlar aracılığıyla nasıl üretildiği ve günlük hayat pratikleri yoluyla sürekli olarak nasıl müzakere edildiği ve yapıbozuma uğratıldığıyla- ilgilenir”.[5] Kültürel çalışmalar bu çerçevede ‘yanlış bilinç’ kavramının kendisini de sorunsallaştırmakta ve mutlak ‘doğru’ tanımlarına yaslanan mücadele biçimlerini reddetmektedir.

            Ekonomi politik yaklaşım ise bu noktada, kültürel çalışmacılara, herhangi bir doğru ya da hakikat temelli bir konumlanış benimsenmeksizin, iktidar, direnme ve gündelik pratiklerin özgürleştirici anlarına odaklanmanın anlamını sorar. Aşk romanları, popüler müzik ve gündelik yaşamın diğer kültürel pratiklerinin, elit ve egemen kültür karşısında bir direniş kültürü olarak -bu kültürel pratikleri provoke eden kapitalist stratejiler analiz edilmeksizin- selamlanmasının yanlışlığına, ve böylesi bir yaklaşımın nasıl giderek baskıcı yapıları sabitlediğine vurgu yapar.

            Garnham’ın yazısı, Lawrence Grossberg’in cevaben kaleme aldığı ve Teori ve Politika’nın gelecek sayısında yayınlanacak olan “Kültürel Çalışmalar Ekonomi Politiğe Karşı: Bu Tartışmadan Başka Sıkılan Var mı?” başlıklı yazısı ile birlikte değerlendirildiğinde, Grossberg’in başlığına rağmen, iletişim alanında “son yıllarda en verimli tartışmaların Marksist yaklaşımların kendi içlerinde sergiledikleri farklılıklardan kaynaklandığı”[6] yönündeki görüşü haklı çıkarmaktadır.

 
 
 


[1] Bu konuda detaylı bilgi için bakınız: Ayşe İnal, “Kültürel Çalışmalar ve İzleyici Sorunu Üzerine”, Kuram 8, Mayıs 1995, ss. 59-73.

[2] Peter Golding - Graham Murdock, “Kültür, İletişim ve Ekonomi Politik”, Çev.: D. Beybin Kejanlıoğlu; Süleyman İrvan (Der.), Medya, Kültür, Siyaset, Ankara 1997, s. 50.

[3] David J. Sholle, “Eleştirel Çalışmalar: İdeoloji Teorisinden İktidar Bilgiye”, Mehmet Küçük (Der.), Medya, İktidar, İdeoloji, Ankara 1994, Ark Yay., s. 217.

[4] David j. Sholle, a.g.e., s.217.

[5] Golding ve Murdock, a.g.e., s.51.

[6] Michael Gurevitch ve diğerleri, Culture, Society and the Media, London and NewYork 1982, Routledge, s. 8.

Okunma 20858 kez

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.