Cuma, 31 Aralık 2021 15:00

TPLF’nin Etiyopya’sında İdeoloji ve İktidar: Oluşmakta Olan Tarihsel Tersinme mi?

Yazan
TPLF’nin Etiyopya’sında İdeoloji ve İktidar:
Oluşmakta Olan Tarihsel Tersinme mi?
 
Tefera Negash Gebregziabher
Çeviri: Eyüp Eser
 
African Affairs, Volume 118, Issue 472, July 2019, Pages 463–484, https://doi.org/10.1093/afraf/adz005
*
TvP’nin Sunuşu
Etiyopya’da, kökeni konusunda etraflı bilgilerimizin olmadığı bir iç savaş sürüyor. Bu ülkeyle özel ilgi, 1990’ların ilk yıllarında başarıya ulaşan ve kendilerini Marksist olarak ilan eden güçlerin iktidara geçme süreçlerinde yaşanmıştı. Bir devrime ilgisiz kalmak düşünülebilir miydi!
Pekâlâ düşünülebileceği görüldü o yıllarda. 12 Eylül’e karşı savaşımsız yenilgiyi içselleştirerek bir tür tasfiyeci sosyalizme kapılanlar için Sovyetler Birliği ve Arnavutluk gibi ülkelerin utanç verici çöküşü, devrimden uzak duruşun parlak kanıtıydı. Ancak tarih, tüy dikercesine, küçük bir örnek nezdinde, bu kesimlerin tasfiyeci sosyalizminin parlak başarısına sahne oldu: Etiyopya’da iktidara gelen “Marksist-Leninistler”, kendilerine sempatiyle bakanları şoke edecek kadar kısa sürede bu eskide kalmış düşünce ve politikalarından vazgeçti ve Batı kapitalizmiyle uzlaşmayı seçti. Şu ya da bu gerekçeyle devrimden umuda kapılanlar bir kez daha ayazda kalmış ve tasfiyeci gerçekçi sosyalistlerin haklı alayına maruz kalmıştı.
İşte bu ülke, Etiyopya, yaklaşık 30 yıl sonra bir kez daha dikkat çeker hale geldi. “Halk Kurtuluş Cephesi” gibi geçen yüzyıldan kalma bir adı koruyan örgütün zapt etmek üzere ülkenin başkentine ilerlediği haberleri geliyordu. İlerlemenin, Türkiye’nin sağladığı SİHA’lar marifetiyle durdurulduğunu öğreniyoruz şu günlerde.
2019’da kaleme alınmış olan aşağıdaki yazı, Etiyopya’nın bu süreci nasıl yaşadığına ilişkin değerlendirmeler içeriyor.
*
Özet
Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) otuz seneye yakın bir süre, Etiyopya Devrimci Demokratik Halk Cephesi (EPRDF) koalisyonunun çekirdek partilerinden biri olarak, Etiyopya’yı yönetti. EPRDF’nin yeni önderliği tarafından şimdilerde sorgulandığı gözlemlenen çeşitli ideolojik iddialar, TPLF’nin iktidarı tahkim sürecine nüfuz etmiştir. Bu makalede parti tarihinin kritik anları saptanacak ve bu anların, parti tarafından ifade edilmiş ideolojik değişimlerden ziyade, nasıl olup da iktidar yoğunlaşmasıyla ilişkili olduğu analiz edilecektir. TPLF’nin ideolojik ‘değişimlerini’ çevreleyen durumların, ideolojilerin, parti içi iktidarı tahkim etmek, sonrasında da devlet seviyesinde hâkimiyet dayatmak için kullanıldığını gözler önüne serdiği iddia edilecektir. Etiyopya kritik bir ideolojik yol ayrımında bulunduğu için TPLF’nin ideolojik tarihi hakkında bütünsel bir araştırma can alıcı öneme sahiptir. Derin bir hermenötik yorumlamayla, öncü yönetim, parti-yönetimindeki ekonomi ve etnisiteye dair Stalinist anlayış gibi solcu ideolojik çizgilerin, TPLF’nin ideolojik değişimlerini boylu boyunca kat ettiği sonucuna varılacaktır. Piyasa sosyalizmi uygulayan pragmatik bir parti bağlamında, kozmetik ideolojik değişimler sentezlenecektir.

etyopya 9

 
I. Giriş
Tigray Halk Kurtuluş Cephesi’nin (TPLF) geçirdiği ideolojik değişimlerin tarihi birkaç sebepten dolayı ilgi çekicidir. Birinci ve en önemlisi TPLF’nin, 1970’lerdeki çıkışından bugüne kadar, bir dizi ideolojik iddia ortaya koymuş olmasıdır. Parti’nin ideolojik konumu, sonrasında ‘Arnavutluk sosyalizmi’ne kayacak olan, etnik-milliyetçi coşkuyla başlamış ve Berlin Duvarı’nın yıkılmasının ertesinde de ‘devrimci demokrasi’ imalarında bulunan bir noktaya gelmiştir. Parti bugün ise ‘demokratik kalkınmacı devlet’in başat savunucusudur. Kabaca, geçen elli yıl dört ideolojik bağlılığa tanıklık etmiştir.
Bazı uzmanlar için Etiyopya’daki en yakın dönem ideolojik tasarı (kalkınmacı devlet), ‘yukarıdan-aşağı ve otokratik devlet’ dolayımıyla şu ana kadar başarılı olsa da, aynı zamanda, ekonomide özel girişimin ve politik sistemde hesap verilebilirliğin eksikliği şeklindeki ikiz zorluklarla yüz yüze kalmıştır [1] . Daha geniş olaraksa, örneğin Elsje Fourie’nin çalışmaları, genel olarak Etiyopya elitlerinin ve bilhassa, uygulamaya koyduğu ‘Çin Modeli’yle [2] , Etiyopya Devrimci Demokratik Halk Cephesi rejiminin (ki TPLF bunun çekirdeğidir) ‘yabancı’ kalkınma modellerine öykünmelerinin tarihi ve politikalarını araştırır. Böylesi bir öykünmenin kalkınmacı başarısı tartışmaya açıktır fakat elinizdeki makalenin odak noktası bu değildir. Bunun yerine, TPLF’nin ideolojik ‘değişimleri’ni çevreleyen durumlar araştırıldığı zaman bu ideolojilerin, önce parti içi iktidarın tahkim edilmesinde, ertesinde ise devlet seviyesinde hâkimiyet dayatılmasında kullanıldığının görüleceğini ileri süreceğim. Başka bir ifadeyle ideolojiler, halka hizmet şartı aranmaksızın, sadece iktidarın tahkimi ve egemenliğin korunması amacıyla kullanılmıştır. Bu ise, TPLF ve elitlerinin politik iktidara ve ekonominin önemine nasıl tutundukları bağlamında incelenmelidir.
Bu makale, TPLF’nin ideolojik dolambaçlarını ve önderliğinin oynadığı rolü araştırmakta ve iktidarın kontrolüyle ve dolayısıyla sürece hâkimiyetle dolaysızca ilgili belli başlı yarı-ideolojik nitelikteki sabit öğelerin devamlılıklarının izini sürmektedir. Bu sabit öğeler, etnisitenin Stalinist tarifi ve bu tarifin Tigray’ın tarihsel bağlamına uyumsuz uygulanışından, solcu ideolojiler bağlamında demokratik merkeziyetçilik vurgusuna ve öncü parti tarafından yönlendirilen ekonomik gelişmeye kadar uzanır. TPLF, ideolojik alet çantasındaki böylesi özgül konuları, iktidar yoğunlaşması amacına uygun hale getirmek için seçerek uygulayan pragmatik bir parti olagelmiştir. Söz konusu pragmatizme, partiyi başlı başına solcu olarak görmeye dair tek boyutlu bir ayak diretmenin dışında bakılmalıdır.
TPLF’nin otuz yıla yakın yönetimi sırasında süren yarı-ideolojik öğelerin bazılarına, TPLF ve parti-devletin ‘ideolojik tarihine’ yeni boyutlar ekleyebilecek biçimde, EPRDF koalisyonu içerisinde yakın zamanda meydan okunmuştur. Genel olarak koalisyonun, özel olaraksa TPLF’nin, uzunca zaman boyunca sıkı sıkıya bağlı olduğu ideolojik verileri bir bütün olarak terk edip etmeyeceği hâlâ belirsizdir. Cephedeki yeni önderlik ve özellikle de Oromo Halkları Demokratik Örgütü’nden (OPDO) gelen liderlik, bugüne kadar bağlı kalınmış ideolojik konumlara bir alternatif sunmakta, koalisyon içerisinde ‘yumuşak bir devrim’ sürdürmektedir. EPRDF’nin yeni başkanı ve Nisan 2018’den beri başbakan Abiy Ahmed, her kesimden Etiyopyalıyı birliğe çağıran ve politik alanı açan, kendi verdiği isimle, ‘toplama politikası’nın (politics of addition) savunuculuğunu yaptı. Başbakan göreve başlangıç konuşmasında, parti-devletin daha önceki grup hakları ve politikanın etnikleştirilmesi vurgusunun tam tersine [3] , ‘yaşarken de ölürken de Etiyopyalıyız’ [4] diye ilan etti. Grup haklarından ziyade Etiyopyalıların birliği ve bireysel özgürlüğe yapılan bu vurgu, EPRFD retoriğinde, Amhara ve Gurage gençliğinin gösterilerinin izlediği, Oromo gençliğinin iki sene içerisinde zirve noktasına varan protestolarının ertesinde belirmeye başlamıştır. Jonathan Fisher ve Meressa Gebrewald’a göre Etiyopya’daki bu protestolar ve takip eden politik dinamikler, ‘iki uzun-erimli olgudan’ meydana gelmiştir –birincisi, ‘EPRDF’nin etnik federalizm projesinin olgunlaşması ve sağlamlaşması ile federal hükümetin bu sürece pervasızca müdahil olması’; ikincisi de ‘Meles’in ölümüyle TPLF’nin hizipçilik ve öz-eleştiri içerisinde çözülmesidir’ [5] . Meles Zenawi Etiyopya’yı 1995 ve 2012 yılları arasında başbakan olarak yöneten TPLF ideoloğudur.

etyopya 6

 
Makalede ideolojinin ‘en başta egemen sınıfın, kitleler, ve elit entelektüeller tarafından şekillendirilmiş diğer şeyler üzerindeki iktidarının korunmasına hizmet ettiğini’ varsayan, Gramscici ideoloji anlayışını takip ediyorum [6] . Partinin entelektüelleri genel olarak eski lider Meles Zenawi’nin katkılarına dayanmışlardır. İktidar partisi ideolojilerinin teorik değerlendirmesine girişmiyorum; bu değişimlere yol açan kritik anları ve süreçleri analiz ediyorum.
Etiyopya’nın geçmiş elli yılının politik tarihiyle uğraşmış sayısız çalışma dikkate alındığında, bu araştırmayı kışkırtan birkaç gözlem mevcuttur. Parti tarafından belli ideolojiler bazı noktalarda aralıksız biçimde ezberden aktarılırken, takip eden momentlerde farklı ideolojiler üzerinde hak iddia edilmektedir. Bu durumda parti kadrolarınca aktarılan ‘ideolojik sloganların’ değişimlerinin arkasında neyin yattığı konusu merak uyandırmaktadır [7] . TPLF’nin iktidarını süreklileştiren ideolojik konumlar arası bağlantı hakkında hâlihazırda bir eser bulunmamaktadır [8] . TPLF’nin Etiyopya’sı bağlamında ideoloji ya da ideolojilerin araştırılması rejimin başarı ya da başarısızlıkları için her zaman ideolojik yanıtlara başvurmuş olmasından dolayı oldukça önemlidir. Aynı biçimde, TPLF Etiyopya’sındaki retorik ve pratik arasındaki uyumsuzluğun araştırılması da ciddi bir analizi de hak etmektedir. Örneğin, tüm etnik ve ulusal gruplar arası eşitlik ve saygı retoriği partinin simgesel sloganı olsa da, pratik oldukça farklıdır. ‘Etnik kartın’ bölerek yönetmek için kullanıldığı hakkında yeterli delil vardır. Bu durum sadece geçmiş yıllarda Amhara ve Oromo gruplarının birbirini takip eden protestoları bağlamında değil, politik elitlerin iş ve ekonomiyi sistematik biçimde ele geçirmesinde de görülebilir [9] .
Etiyopya’nın politik ekonomisinde ideolojinin rolünü eleştirmek ve anlamak teşebbüsü temelinde bu makale, tek bir politik partinin egemen güç olarak yükselmesi bağlamında, ideolojik çizgilerin, aktörlerin ve anların izini sürecektir. Bunu yapabilmek için ilk olarak makalenin kavramsal ve yöntembilimsel temellerinin serimlemesini yapacağım, sonrasında ise, TPLF’nin ortaya çıkışının ve ideolojik başlangıç noktasının arka planını tartışacağım. Bunu takiben partinin, önemli politik-tarihsel zirvelerin kritik anlarına denk düşen ideolojik dolambaçlarını analiz edeceğim. Böylelikle, politik ve ekonomik iktidarı, parti-devleti ve elitlerinin ellerinde tutan ve yoğunlaştıran ideoloji-benzeri izleklerin sürekliliklerini saptayacağım.
II. Kavramsal ve Yöntembilimsel Not
Bu makale, ideolojinin aynı anda her yerde olduğunu ve bu durumun politikayı önemli derecede şekillendirdiğini kabul ederek, kendisini ideoloji konusundaki çalışmanın uzun ve karmaşık tarihi içine yerleştirir [10] . Gramsci’nin iddia ettiği gibi, ‘verili bir yapı için zorunlu olan tarihsel olarak organik ideolojiler ile ihtiyari, akılcı ya da “istemli”’ ideolojiler arasında bir fark olmalıdır [11] . Gerçekten de Jan Rehmann’ın işaret ettiği gibi, Gramsci, Marksizmin eleştirel kavramlarının öğelerini kendi hegemonya kavramıyla birleştirmiş olması nedeniyle, ‘Gramsci’nin sağduyu eleştirisi bir ideoloji-eleştirisi’dir [12] . Tarihsel olarak zorunlu ya da ihtiyari olsunlar, ideolojiler, politik dünyanın temelidir. Michael Freeden’in belirttiği gibi, ‘ideolojiler, politik alanın kusursuz (par exellence) düşünce-ürünleridir: ideolojiler zorunludur, normaldir ve politik eylemi kolaylaştırır (ve yansıtır)’ [13] . Daha da önemlisi, ‘ideolojiler, bizzat tartışmalı olabilen olguları bir araya getiren imgesel haritalardır’ [14] . Yönetici partinin ideolojik tarihinde tekrarlanan bazı konulara ve bunların neden kullanıldıklarına –yani, politik ve ekonomik iktidarın yoğunlaştırılmasında ideolojinin kullanımına– dair tartışmamı, bu argüman hattı uyarınca yapacağım.
İdeoloji ve iktidar arasındaki ilişki, ideoloji yazınındaki merkezi tartışmalardan biridir. Örneğin, John Thompson’a göre, ‘ideoloji çalışması; anlamın, devamlılıklarını sağlamaya hizmet ettiği egemenlik biçimlerinin toplumsal-tarihsel analizinden ayrılamaz’. Thompson devamında ise, ‘ideolojiyi çalışmak demek, anlamın (anlamlandırma) egemenlik ilişkilerini muhafaza etmeye hizmet etme yollarını çalışmak demektir’ diye belirtir. [15] Thompson için, ideoloji çalışmasına, anlamın iktidar/egemenliğe nasıl hizmet ettiğinin ve ne gibi yöntemlerle, ki bu yöntemlerin üçü –meşrulaştırma, farklı gösterme ve şeyleştirme– hayati önemdedir, işlediğinin çalışılması olarak bakılmalıdır. Thompson’ın işaret ettiği gibi, meşrulaştırma Max Weber’in, her sistemin dilde ifadesini bulan, ussal, geleneksel ya da karizmatik temellere başvurarak meşruiyetine dair inanç hasadı yapma isteği hakkındaki iddiasına gönderme yapar. Farklı gösterme, diğerlerinin zararına iken bir kesimin çıkarlarına hizmet eden egemenlik ilişkilerinin, çeşitli yollarla, gizlenebilmesi, inkâr edilebilmesi ya da ‘engellenebilmesi’ olgusunu imlemektedir. Şeyleştirmeden kasıt ise ideolojinin, geçici ve tarihsel bir ilişkiyi kalıcı, doğal ve zaman dışı gibi gösterme yöntemleridir [16] . Meşruiyet arayışında TPLF, ideolojik retoriğini savunurken, güvenilir alternatif basın kaynaklarını, eğitim ve diğer devlet kurumları üzerindeki tekelini kullanarak susturmuştur.
İdeoloji ve egemenlik arasındaki verili etkileşimin karşılıklı ilişkisini serimlemek için kullanılacak yöntem derin bir hermenötik analizdir. Thompson’a göre bu yöntem, ‘açıklama ve anlamayı’, üç-aşamalı bir işlem içeren ‘kapsamlı yorumsal bir teoriye’ entegre eder [17] . Kısaca, ideolojinin yorumu ‘söylemsel analiz ve söylemin üretildiği ve edinildiği koşulların toplumsal analiziyle desteklenen derin hermenötik’ [18] olarak kavranabilir. Diğer şeylerin yanında toplumsal-tarihsel düzeyin derin hermenötik yöntemi, kurumları, söylemleri yapılandırmalarının yanı sıra bunları aktaran yaşamsal araçlar olarak resmeder. Parti-devlet tarafından yönetilen etnik federal sistemin kurulmasıyla TPLF, söylemsel ve maddi egemenliği devam ettirmeyi ve yaymayı becerebilmiştir. Çeşitli uzmanlar Etiyopya etnik federalizm yapılanması ve deneyimi üzerine çalışmış ve iktidardaki parti tarafından iktidarın nasıl merkezileştirildiğini göstermişlerdir [19] .
Derin hermenötik yöntembilimde bulunan toplumsal-tarihsel ve söylemsel analiz hakkındaki düşüncelere ek olarak bu makale, tarihsel kurumsalcılıktan ‘kritik an’ fikrini ödünç almaktadır. Kritik anlarda, insan öznesinin (buradaki anlamıyla, politik aktörlerce yapılan ideolojik seçimler) kullanımı analitik öneme sahiptir. Giovanni Capoccia ve Daniel Kelemen’in işaret ettiği gibi, kritik anlar, kurumları geri döndürülmesi oldukça güç belli bir yola soktukları için, birçok yol-bağımlı sürecin başlangıç noktasıdır [20] . Bu nedenle James Mahoney, ‘kritik anları açıklamak için yol-bağımlı analistler, küçük olaylar, insan özne ya da eldeki teorik çerçevelerin dışında kalan tarihsel özgünlükler üzerine yoğunlaşmalıdır’ iddiasında bulunmuştur [21] . Bunu yapmak için bu makale parti manifestoları ve diğer parti belgeleri, ilgili aktörlerin otobiyografileri, politik hatıratları ve röportajları gibi materyalleri sentezleyecektir.
III. Etnik Milliyetçilik ve TPLF’nin Ortaya Çıkışı
İktidar partisi TPLF entelektüel ve örgütsel öncellerini 1960’ların öğrenci hareketinde buldu. O zamanların Haile Selasiye I Üniversitesi öğrencilerinin çoğunun ideolojik yönelimi ‘milliyetçiydi’ [22] ve milliyetçilikten Marksizm-Leninizme kayış 1960 sonlarında söz konusu oldu [23] . Bu öğrenci hareketi, 1974 yılında Haile Selasiye’nin hükümetini deviren devrimi besledi. Mesay Kedebe’ye göre, Marksizm-Leninizm ülkedeki, ‘eğitimli çevrelerin politik ihtiraslarını kabartmış ve meşrulaştırmış olmasaydı böylesi bir etki doğuramazdı’ [24] .
Kurdukları çalışma gruplarındaki öğrenciler Marx, Engels, Lenin, Mao ve Fanon’u içeren, geniş ölçüde solcu bir yazın okumaktaydı. Bu çalışma grupları, sırası geldiğinde Etiyopya Devrimci Halk Partisi (EPRP) ve Tüm-Etiyopya Sosyalist Hareketi’ni (MEISON) doğuran politik partilere temel oluşturdular. Etiyopya’da hâlâ iktidarda olan partiyi yaratan, bu tarihsel bağlamdır. İlkin, üniversite öğrencilerinden oluşan bir dernek, Tigray Üniversite Öğrencileri Derneği, kurulmuştur. Bu derneğin içinden, ilerici öğrencilerce 1974 senesinde Tigray Ulusal Örgütü isimli sol bir örgüt kuruldu ve bu örgüt Şubat 1975’te partileşen TPLF için sıçrama tahtası işlevi gördü [25] .
Tigray Üniversitesi Öğrenci Birliği’nde örgütlenenler Tigray etnik grubuna mensuptu ve sınıf-temelli ideolojik tartışmalar partinin kurulması sırasında ve öncesinde yaygın olsa da, etnik-milliyetçiliği başlıca ideolojik yönelim yaptılar [26] . Etnik-milliyetçilik, partinin, kuruluşundan itibaren takip ettiği ve bugüne kadar sürdürdüğü açık ara en temel dayanak (ya da birincil ideolojik tabaka) oldu. Jan Abbink’e göre bu ideoloji, ‘ülkenin çehresini tamamen değiştirmek’ ve ‘Etiyopya ulusunun yeniden-tanımlanmasına yol açmak’ sonucunu doğurdu [27] . Pratikte ise halklar, uluslar ve milliyetlerin Stalinist tarifine dayanan bir politik sistem olarak etnik federalizmin kurumsallaşmasına yol açtı [28] . Bu Etiyopya için bir deli gömleği oldu. TPLF önderlerinden biri TPLF’nin başından itibaren Stalin’in ulusal sorun teorisinden nasıl etkilendiğinin ayrıntılı bir tartışmasını sunmuştur. Stalin’in, ulusu, ‘tarihsel olarak zaman içinde gelişmiş kararlı bir dil topluluğu ve tezahürünü bir kültürel toplulukta bulan ülke, ekonomik yaşam ve psikolojik karakter’ olarak tarifi, Tigray etnik grubunun durumuna uygulandı [29] .
TPLF önderliğinin üniversite günlerinde, Walleligne Makonnen isimli üniversite öğrencisinin 1969 Etiyopya’sındaki ‘uluslar sorunu’ üzerine kaleme aldığı ‘kötü şöhretli makale’, Etiyopya’nın kendi kültürü ve dilini üstdayatan Amhara etnik grubunca yönetilen bir uluslar topluluğu olduğunu iddia etti [30] . Makale şüphesiz Lenin ve Stalin’in Rusya’daki etnik soruna getirdikleri açıklamalardan etkilenmişti [31] . TPLF’nin kurucularından birinin iddiasına göre, TPLF’nin sonrasında ulusal soruna ve kendi kaderini tayine ilişkin aldığı konum, Marx’ın İrlanda ulusal sorununa ilişkin konumuna dayanmaktaydı [32] . Böylece partinin birinci manifestosu şu koşulu ortaya koydu:
“Etiyopya’daki uluslar arasındaki anlaşmazlıklar ve karşılıklı şüpheler, Amhara etnik grubunun, özellikle Tigray etnik grubu olmak üzere Etiyopya’daki ezilen uluslar üzerinde giderek kötüleşen baskısının sonucudur. Bu nedenle de, Etiyopya’nın bütün ezilen uluslarının ortak bir sınıf mücadelesine girişemeyecekleri bir aşamaya ulaşmış bulunuyoruz” [33] .
Manifesto, ulusal baskı sorununu vurguluyordu ve özgül olarak Tigray etnik grubunun baskı altında olduğunu öne sürüyordu. Manifesto ile bağımsız bir cumhuriyet çağrısı yapıldı. Tigray cumhuriyeti ve ayrılma fikri 1978’de terk edilse bile, ‘bir zaman daha örgütte [TPLF] takip eden ayrılıkların ve ihanetlerin kaynağı olmaya devam etti’ [34] . Ayrılma fikri ne kadar terk edilmiş olursa olsun, etnik-milliyetçilik cephenin ideolojik temeli olmayı sürdürmüştür. Bazı uzmanlar, Etiyopya’nın solcu elitlerince ortaya konulmuş ulusal sorunun büyük bir hata olduğunu iddia etmişler ve bir grup diğerine etnik ayrımcılık uygulamışsa bile bu ayrımcılığın Tigray etnik grubuna uygulanmadığını söylemişlerdir. TPLF tarafından körüklenmiş Tigray ulusalcılığı, ‘Amharik dilsel baskısı karşısında verilen hegemonya ve mücadele için bir arzu bileşimi’ ve ‘her yerde olduğu gibi, eğitimli modern elit icadıydı’ [35] . Özet olarak etnik-milliyetçilik, Amhara etnik grubunun politik ve kültürel olarak diğer gruplara hâkim olduğu, Haile Selasiye’nin imparatorluk rejiminin karakterinin ulusal baskı olduğu ve dolayısıyla ‘etnik baskıyı’ yenmek için silahlı mücadelenin zorunlu olduğu temelindeki TPFL iddiasının merkezindeydi.  
TPLF’nin politik tarihindeki kritik anların izi, partinin ideolojik değişim iddialarında bulunduğu dönemlere kadar sürülebilir. Kritik an kavramı, ‘öznelerin yapacağı seçimlerin grup çıkarlarının sonuçlarına etki etme olasılığının ciddi anlamda yükseldiği, göreceli olarak kısa süreli zaman dilimlerini’ ifade eder [36] . Böylesi politik-tarihsel anlarda önder kadrolardan bazılarının yaptıkları tercihler, TPLF’deki iktidar yapısını değiştirmiştir. Makalenin takip eden bölümleri kritik anları ve bu anların sırası geldiğinde iktidarı az sayıdaki kişinin elinde yoğunlaştırmak için kullanılan, ideolojik başkalaşım iddialarıyla nasıl ilişkilendiğini yerlerine oturtacak.
IV. Marksist-Leninist Sapak
Geç 1970’lerin tarihsel bağlamı, az sayıdaki parti önder kadrosunun TPLF içerisinde ‘komünist çekirdek’ kurduğu ve Marksizm-Leninizmi partinin kılavuz ideolojisi olarak ilan ettiği birincil kritik anın taşlarını döşemiştir. Böylece birincil ideolojik kayma, komünist çekirdeğin TPLF içerisinde ayrılıkçı bir kılıkta (Tigray bölgesinin Etiyopya’dan ayrılığı) bir araya geldiği ve Haziran 1985’de, cephede olan ve onun liderliğini kontrol edecek Marksist bir parti olan Tigray Marksist-Leninist Birliği’ni (MLLT) kurabildikleri zamanda gerçekleşti. MLLT’nin kurulmasının ardındaki motivasyon, çeşitli ideolojik ve politik yönelimleri barındıran bir cephe fikrini terk ederek ve bunu katı tek parti mantığıyla değiştirerek, cephenin bütün kontrolünü ele almak dileğiydi [37] . İdeoloji ilk kez tam olarak bu anda, önde gelen parti üyelerini ‘pragmatizm, ampirizm ve revizyonizm’ ile suçlayarak tasfiye etmek için kullanıldı [38] . Böylece politik iktidar, MLLT kılığı altında, az sayıdaki TPLF önderinin ellerinde yoğunlaştı. Bu dönem basit etnik-milliyetçilikten Marksizm-Leninizme resmi kayma ile damgalanmıştır fakat Marksizm-Leninizm TPLF diline hâkim olmasına rağmen, etnik-milliyetçilik parti retoriğinden kaybolmadı.
Birincil kritik anın kökeni, parti liderlerinden Meles Zenawi ve Abay Tsehaye’nin önemli roller oynadıkları, MLLT’nin kuruluşunun öncesi ve sonrasına kadar uzanır. TPLF, Derg askeri rejimine karşı silahlı mücadeleye başladıktan sonraki bir sene içerisinde politik bürosunu kurmuş durumdaydı. Abay Tsehaye’nin yönettiği bu politik büro, Meles Zenawi’nin yükselişine katkıda bulunacak bir kadro okulu kurdu, özellikle de kendisine MLLT’nin kuruluş hazırlıklarının sorumluluğunun verilmesinin ardından [39] . Meles, MLLT’ye üye kazandırma yetisine sahip olmasının yanında, diğer TPLF üyeleri askeri rejime karşı mücadele ve savaş verirken, kendi güç tabanı için gizlice sadık kadrolar oluşturmaktaydı [40] .
Teorik olarak Marksizm-Leninizmin çeşitli yorumları olmuştur ve soğuk-savaş sonrası Sovyet Marksizminin tarihyazımı hâlâ daha kutuplaşmış durumdadır [41] . David Priestland’a göre, ‘Sovyet tarihinde ideoloji sorunu’ hakkında çok daha fazla çalışma yapılmalıdır [42] . Priestland için Sovyet Marksizminin birincil endişesi, ‘Sovyetler Birliği’nin… hem sıradışı şekilde üretken hem de bütünsel olarak eşitlikçi bir topluma doğru nasıl ilerleyebileceğini göstermekti’ [43] . Jan Rehmann’a göre, ‘Marksizm-Leninizm, merkezi komünist parti ve despotik-otokratik devlet aparatının kaynaşımının ayrılmaz bir parçası olan, yeni bir devlet-felsefesinin kurulması için tasarlanmış azizleştirme-sürecinin (canonization process) bir sonucudur’ [44] . Yine de Marx için ideoloji, ‘özgül bir düşünce biçimini kavramsallaştırmak için tasarlanmış bir teorik kavram, epistemolojik bir kategoridir [45] ’.
Bu makalede tartışıldığı üzere, genel olarak farklı öznelerce ve özgül olarak da TPLF tarafından bu ideolojinin Etiyopya’daki uygulanımı, bazı Marksist-Leninist varsayımların nasıl oldukça uzun bir zaman sürdüğünü göstermektedir. Aregawi Berhe’ye göre TPLF’nin ideolojik konumu, ‘insanın insan tarafından sömürülmesinden azade planlı bir sosyalist ekonomi kurmak için ulusal demokratik devrimi benimsemeye indirgenmişti [46] ’. TPLF’nin Marksizm-Leninizmden aldığı temel ilkeler ve varsayımlar proletarya diktatörlüğü, disiplini ve merkeziyetçiliğiyle öncü parti, ayrılmaya varacak kadar kendi kaderini tayin hakkının yanı sıra Devletçi ve bağımsız ekonomiyi de içermektedir. TPLF için, politika ve devlet yönetiminde ideolojinin öneminin farkına varılması, partinin Marksist-Leninist ideolojiyi benimsediği bu ana kadar geri gider.
Gerçekten de Marksizm-Leninizm, zamanın Etiyopya’sındaki birçok politik özne tarafından benimsenmiş olan ideolojik konumdu –Abbink’in belirttiği gibi, ‘kuşaksal bir çoşkunluk’ idi [47] . TPLF ve diğer politik öznelerin 1960’lar ve 1970’lerin Etiyopya’sında Marksizmi benimsemesini tarif eden birden çok bilimsel çalışma mevcuttur [48] . Abbink’e göre, ‘o dönem kesinlikle Marksist-Sosyalist eleştiri ve isyanın altın çağıydı’ ve ‘öğrenciler ve yeni yeni filizlenmekte olan eğitimli sınıflar arasında Etiyopya’daki toplumsal adaletsizlik, sınıf çelişkileri, eşitsizlik ve fakirliğe dair derin endişeler bulunmaktaydı [49] ’. Bu politik özneler arasından, İmparator Haile Selasiye’yi deviren askeri komite, Derg, toprak ve sanayinin millileştirilmesi ile Etiyopya sosyalizminin ilanı gibi radikal önlemler aldı [50] .
O vakitler TPLF önderliği, sırasıyla Sovyetler Birliği, Çin ve Arnavutluk’u içeren, uluslararası sistem içerisindeki en meşhur sosyalist partilere hayranlık duymakta ve onlarla bağlantıda bulunmaktaydı. TPLF, Addis Ababa’daki askeri hükümetle olan müttefikliği nedeniyle Sovyetler Birliği’ne olan hayranlığını terk ederek yüzünü Çin modeli yeni demokratik devrime dönmek zorunda kalmıştı. TPLF, sonraları ise, ‘ulusal burjuvaziyle’ işbirliği yaptığını işaret ederek, Çin Komünist Partisinin ideolojik konumundan da yüz çevirdi. Nihai aşamada cephe, özgül bir Stalinizmi kabullenen, Enver Hoca’nın Arnavutluk komünist modelini benimsedi [51] . Arnavutluk modeli, Sovyetler Birliği’nden bağımsız bir öz-yeterlilik örneği olarak alınmıştı [52] . Kassahun Berhanu’ya göre, ‘TPLF’nin oluşum yıllarındaki ideolojik yönelimi, militan yerel milliyetçilikle radikal Marksizm-Leninizmin bir karışımı niteliğindeydi’ [53] . Partinin Marksist ideolojisi önderliğin işçilerle köylülerde olmasını ne kadar savunursa savunsun, pratikte önderlik, ideoloji ve parti makinesini köylülüğü, bizzat her bir köy temelinde, kontrol etmek için kullanan az sayıdaki TPLF elitinin eline geçmişti [54] . TPFL’nin az sayıdaki öğesi tarafından Marksist-Leninist ideolojinin benimsenmesi, iktidarın yoğunlaştırılmasında ve diğerlerinin önderlik pozisyonlarından tasfiyesinde kullanıldı.
V. Devrimci Demokratik Sapak
İkinci kritik an, partinin Marksizm-Leninizmden Devrimci Demokrasi ideolojisine kaymasına şahitlik edildiği 1989-1991 arasındaki dönemdir. Bu döneme yerel ve global değişimler eşlik etmiştir. TPLF Etiyopya’da 17 senelik uzun süreli iç savaşın sonunda devlet iktidarını almaya hazırlanırken, global düzlemde Batı Soğuk Savaşı kazanmıştı. Parti, Soğuk Savaşın muzafferi Batıyı genel olarak memnun etmek için, Marksist ideolojik duruşunu terk ettiğini söyleyerek, kendisini uluslararası sisteme uyarladı. Bu anın simgesi Meles Zenawi’nin 1990’da, partinin Marksist ideolojiden Devrimci Demokrasiye geçişi hakkında bir konuşma yaptığı, 1990 tarihli Washington DC ziyaretiydi [55] . Bir sonraki sene TPLF, ertesi yıl Devrimci Demokrasi ismi verilecek, liberal bir politik ve ekonomik program yayınladı.
Parti liderliği ‘Devrimci Demokrasi’ ideolojik dilini benimseyerek, çekirdek sosyalist değerlerini değiştirmek zorunda kalmadan, parti içi iktidar konumunun korunmasını sağlayacak bir ideoloji ortaya çıkartabildi. Birinci kritik anın aksine, bu, devlet seviyesinde iktidarın yoğunlaştırılması teşebbüsüydü. En iyi durumda bu ideolojik iddia, Batıyı ikna etmeye ve TPLF kadrolarının kafalarını karıştırmaya hizmet etti. Bir TPLF kıdemlisi olan Gebru Asrat politik hatıratında, TPLF’nin dünyaya Devrimci Demokrasinin ‘esasen tipik liberal demokrasiden temelde farklı olmadığını’, sadece verili Etiyopya bağlamında, grup-temelli hakları vurgulayan politik bir yönelim olduğunu söylediğini ortaya koymuştur [56] . Aynı anda Meles Etiyopya’daki kadro çoğunluğuna bunun, orijinal Marksist-Leninist fikri değiştirmeden statükoyu sürdüren politik bir yönelim olduğunu söylüyordu [57] . TPLF, kadrolarını Devrimci Demokrasi ve emperyalizmden türeyen meydan okumalar konularında eğitirken, bir yandan da parti tarafından emperyalist kurumlar olarak algılanan, IMF ve Dünya Bankasıyla pazarlıklar yapıyordu.
Devrimci Demokratik ideolojiye göre, parti önderliği ile kadroları, ülkedeki toplumsal gelişmenin doğası hakkında bilgiye sahip oldukları iddiası gereği, toplumun bütün yönlerini yönetmelidir. Theodore Vestal için Devrimci Demokrasi Etiyopya toplumunu dört geleneksel komünist sınıfa bölmüştü: ‘köylülük, burjuvazi, proletarya ve komprador sınıf [58] ’, buna bir de köylülüğün toplumsal temel olduğu iddiasi eşlik ediyordu. Bir parti kıdemlisi Devrimci Demokrasinin, ‘parti içerisinde Meles Zenawi tarafından yönetilen hizbin hem etnik-milliyetçilikle hem de aşırı-sol duruşlarıyla esastan bağlantılı’ olduğunun altını çizmiştir [59] . Buna ek olarak Devrimci Demokrasi piyasanın işlemesi çağrısı yaparken, bir yandan da güçlü devlet müdahalesi gereği üzerinde durdu. TPFL, cephenin ekonomik hedeflerine ulaşması amacına hizmet eden kritik öznelerin, devlet ve devrimci demokratik güçler olduğunu iddia etti. Devlet, ‘demir, hava ve denizyolu; elektrik, telefon ve su tedariği hizmetleri, tekstil sanayii, mühendislik çalışmaları, kimya sanayii, metal dökümü ve madenciliği’ içeren ‘ihraç gelirlerini ya da geniş sayıda insanın geçimini etkileyen anahtar sanayi ve tarım girişimlerini [60] ’ kontrol etmiştir.
Aynı zamanda parti, uluslararası finans kurumlarının politika reçetelerinin bazılarını kabul etti ve kısmi özelleştirme, liberalleşme ve finansal serbestleşme gibi yapısal reformları uygularken, ‘liberal piyasa-yönlü politikalar’ takip etti [61] . Her ne kadar ilişkileri her zaman dostça olmasa da, TPLF, bağışçılar ve uluslararası finans kurumlarıyla pazarlık yapmayı ve bunları genellikle ikna etmeyi başardı. Bu durum Joseph Stiglitz’in IMF’yi Etiyopya ekonomisini yeterince anlamadığı hakkındaki eleştirilerinde gösterilmiştir [62] . Stiglitz’e göre, Etiyopya, IMF’nin ‘Etiyopya’nın bankacılık sisteminin “açılması” talebine haklı bir nedenle direnmişti çünkü Etiyopya, IMF’nin zorlamasıyla komşu Kenya’daki piyasa liberalleşmesinin 14 yerel bankanın iflasını içeren yıkıcı sonuçlarını görmüş ve ‘kırsal sektördeki vatandaşlarının yaşam standartlarını geliştirmeyi hedeflemişti [63] ’. Sonuç olarak Joseph Stiglitz ve çalışma arkadaşları tarafından yapılan ‘entelektüel lobicilik’, IMF ve Etiyopya arasındaki soğuk ilişkileri çözmeye yardım etmiş ve hem IMF hem de Dünya Bankasınca daha fazla yardım ve kredi verilmesine sebep olmuştur [64] . Bu tür bir uluslararası destek ve yeni kuşak Afrikalı liderlerden sayılan Meles Zenawi gibi insanlarin itibarı, TPLF’nin ekonominin birçok sektöründeki devlet kontrolünü azaltmadan uluslararası kaynaklara erimişini sağlamada önemli bir rol oynamıştır.
Bir diğer TPLF kıdemlisine göre, Lenin’in 1919 tezinden ödünç alınmış Devrimci Demokrasi, Etiyopya bağlamında, ‘“doğru politikaları” dikte eden ve kurallar geliştiren öncü partinin yukarıdan-aşağıya yönetimi’ biçimini almıştır [65] . Partinin inancına göre Devrimci Demokrasi, Etiyopya’da yirmi yıldan daha fazla bir süre boyunca, hızlandırılmış ekonomik gelişme ve demokrasi için bir temel hizmeti görmüş oldukça etkili bir ideoloji ve politik yönelimdi [66] . Jean-Nicolas Bach’a göre Devrimci Demokrasinin merkezi stratejisi, parti fikirlerince şekillendirilmiş ve öncü hizmeti gören üyelerin devşirildiği yukarıdan demokratikleşmeydi [67] ’. Kısaca Devrimci Demokrasi, öncü parti, devletin ekonomik yönetimi ve grup haklarını ilerletmesiyle birlikte, doğal bir sol yönelime sahipti. Belirtilmesi gereken son noktanın altını Abbink çizer, partinin Devrimci Demokrasisindeki ‘devrimci şey’, Etiyopyalıların yurttaştan önce etnik özneler olarak anlaşıldığı etnik-temelli politik yaklaşımdır [68] . Buradan yapılacak çıkarım, Devrimci Demokrasinin, ‘Marksist-Leninist-Maoist’ temele sahip olan ve partinin ellerinde Etiyopya politik ekonomisini piyasa sosyalizmine dönüştürecek bir köprü vazifesi görmek için tasarlanmış bir ideoloji olduğudur.
VI. Demokratik Kalkınmacı Devlet Sapağı
Kalkınmacı devlet söylemi, Etiyopya politik manzarasına TPLF’deki 2001 bölünmesi ertesinde girmiş ve 2005 seçimlerinin ertesinde büyümüştür [69] . Yine bir başka yaratıcı ödünç almayla, TPLF, Devrimci Demokrasi iddiasını terk ederek, kalkınmacı devletin en önde gelen savunucularından biri olmuştur. İktidar partisi –EPRDF– en azından 2007’den beri, adına ‘demokratik kalkınmacı devlet’ dediği politikayı takip etti. TPLF/EPRDF ideoloğu Meles Zenawi’ye göre, kalkınmacı devleti diğerlerinden ayıran şey, ideolojik ve yapısal bileşenler arasındaki rabıtaydı [70] . İdeolojik olarak, kalkınmacı devlet projesinin hedefi, bir çeşit meşruluk kaynağı hizmeti gören, hızlandırılmış kalkınmaydı. Yapısal bileşeni, ‘devletin otonomisine dayanan çeşitli politik, kurumsal ve teknik öğelerin sonucu olarak, politikaları etkili biçimde yürürlüğe koyma kapasitesine’ atıfta bulunuyordu [71] .
Bu cisimleşmeye içkin şekilde rejim, fakirliği varoluşsal bir tehdit olarak gösterirken bu tehdide verilecek cevap kalkınmacı devlet ideolojisinde bulunmuştu [72] . Fakirliğin varoluşsal bir tehdit olarak gösterilmesi Fana Gebresenbet için, sadece, ‘daha geniş devlet kuvvetlerine ve kaynakların yırtıcı seferberliğine olan acil ihtiyaca itimadı aşılayan (...) bir kalkınmanın güvence altına alınması işlemiydi’ [73] . ‘Kalkınmanın güvence altına alınmasının’ özü ise, ‘kaynakları agresif biçimde çıkartma ve seferber etme dürtüsünü rasyonelleştirmenin yanında iktidar koalisyonunun güç ve itibarını arttırmaktı’ [74] . Diğer taraftan parti-devletine göre demokratik kalkınmacı devlet arayışı, Etiyopya devletinin dağılması önündeki yegâne engeldi. Karar almanın merkezileşmesi ile kaynakların devlet eliyle seferber edilmesi, 1991’den beri varolan, bir federal sistem kurmayı öngören merkezsizleştirme (decentralization) teşebbüslerine aykırıydı [75] . Orta ve alt düzey görevliler, yerel düzeyde, yukarıdan-aşağıya yaklaşımına sıkı sıkıya sarıldılar [76] . Genel olarak kalkınmacı devlet retoriğinde, özel olaraksa ‘kalkınmacı demokrasinin’ Etiyopya versiyonunda fakirlik, Etiyopya devletine karşı varoluşsal bir tehdit olarak algılanmış ve iktidar partisi dolayımıyla devletin ekonomiyi örneğine rastlanmamış biçimde yönetmesinin gerekçesi olarak öne sürülmüştür. Söz konusu söylemsel dönüşüm, ‘belki de devlet/parti demokrasisi için yeni bir temel arayışıydı’ [77] .
TPLF içinde, 1998-2000 Etiyopya-Eritre savaşını takip eden 2001 senesindeki dikkate değer bölünmenin gerektirdiği bu üçüncü kritik anda, ideolojik tartışmalar bir kez daha odak noktası oldu. Christopher Clapham’a göre Etiyopya-Eritre savaşı sadece TPLF’de bir bölünmeyi harekete geçirmekle kalmamış, ‘ortak Etiyopya milliyetçiliğinin ortaya çıkması’ ve ‘etnik federalizmi aşan ulusal bir proje ihtiyacına dikkat çekilmesi’ sonucunu doğurmuştur [78] . Parti içi bölünme boyunca ve sonrasında parti başkanı, bir kez daha, ideolojiyi ve Bonapartizm gibi diğer söylemsel dilleri, hem muhaliflerin tasfiyesi hem de kendisini iktidarın merkezine yerleştirmek için kullandı [79] .
Parti şunun altını çizmekteydi:
“EPRDF [çekirdeği TPLF’dir] diğer kalkınmacı devletlerden farklıdır çünkü kalkınmacılığı demokrasiyle birleştirir. Bu nedenle EPRDF sadece kalkınmacı olmakla kalmaz, aynı anda, ‘halk için’, devrimci ve demokratiktir. EPRDF, kalkınmacılığı devrimci demokratik tarzda uygulamaya başladığında, ekonomik politika planlaması hakkında kalkınmacı devletlerin muazzam deneyimlerinden kolayca öğrendi. (…) Dahası, EPRDF’nin politikaları, Tayvan gibi ülkelerin takip ettikleri kalkınma stratejilerini oldukça fazla anıştırmaktadır. Söz konusu demokratikleşme olduğu oranda, kalkınmacı devletlerin çoğunluğunun deneyimlerini edinmek, bu ülkelerin demokratik olmayan niteliklerinden dolayı güçtür. Bu bakımdan EPRDF, ödevini yapmıştır. Böylelikle, bizlerin yenilemesi, bu bakımdan, anahtar bir rol oynadı. Kalkınma ve demokrasi arasındaki kuvvetli bağıntıyı ortaya koydu” [80] .
Bu sebeple, belgenin de serimlediği gibi, 2001 bölünmesinde muhaliflerin rantçılık ve asalaklıkla suçlandıkları sırada parti, ‘kalkınmacı bir çizgiyi’ tercih ettiğini iddia etmekteydi. Bu parti belgesi üyeleri bir tarafta devrimci demokratik kamp, diğerinde ise yıkıcı rantçı ve asalak kamp olarak ikiye böldü [81] . İkinci kamp nihayetinde partiden tasfiye edildi.
Bach’a göre, 2001 bölünmesinin öncesindeki ideolojik mekanizmalar Meles Zenawi, Bereket Simon ve az sayıda hükümet kurumu etrafında (Etiyopya Haber ve Basın Ajansı ve Hükümet İletişim İşleri Ofisi gibi) toplanmıştı. Bölünme ertesinde ise tek bir adamın şahsında yoğunlaşmıştı [82] . Benzer biçimde René Lefort’a göre:
“Ülkenin düşünsel ortodoksisi olacak şeyi, herhangi bağımsız bir düşüncenin filizlenmesini engelleyerek, Meles ve sadece Meles tasarladı ve acımasızca dayattı. Meles, Cepheyi, yukarıdan gelen –ve en ufak köye bile nüfuz eden– emirleri iletecek çoklu-dokunaçlı bir kanal ve nüfusu kontrol edecek bir organa dönüştürdü” [83] .
İdarenin en aşağı seviyelerine kadar inen bu komuta-kontrol, iktidarı parti-devletin başında bulunan başkanın ellerinde yoğunlaştırdı. İktidarda kalmanın gerekçesi (bu sefer için) kalkınmacı devlet projesiydi. Partiye göre kalkınmacı devlet, minimum birkaç onyıl süresince kalkınmacı devlet projesini yönetmek için rejim istikrarına ihtiyaç duymaktaydı. Özellikle ekonomiye parti-devletin böylesi kuvvetli müdahalesi, birçok Etiyopyalı gözlemci tarafindan hiç hoş karşılanmadı. Örneğin Medhane Tadesse, ‘Meles’in, en iyi ihtimalle, Etiyopya’ya kalkınmacı devletinin esaslarını yerleştirdiğini, en kötü ihtimalle ise, bunu göz korkutucu ve boğucu biçimde yaptığına’ işaret eder [84] . Devlet kalkınma projelerinden faydalananların birçoğu, şu ya da bu şekilde, politik partiyle ilişkili olduklarından dolayı yöntem özellikle boğucu idi [85] .
Marksist-Leninist-Maoist fikirler nasıl devrimci demokrasinin kalbinde idilerse, Devrimci Demokratik fikirler de ülkedeki kalkınmacı devlet retoriğinin kalbindeydi. Başka bir ifadeyle, belli başlı temel ilkeler süreklilik gösterdi ve bir sonraki bölümün de göstereceği gibi, iktidarın birkaç kişinin elinde yoğunlaşmasının sürmesinde araçsallık taşıdılar.
VII. Yarı-İdeolojik Çizgiler
Tüm bu üç kritik anda net olan, iktidarın başkan ve yakınındakilerin ellerinde yoğunlaşmaya eğilimli olduğu ve bunun, Meles Zenawi’nin parti tarihi boyunca uyguladığı ideolojik manipülasyon tarafından desteklendiği ve meşrulaştırıldığıdır. Bu itibarla, pragmatik politikaları aralıksız biçimde ideolojik iddialarla maskeleyen parti ve parti-devletin işlerinde varlıklarını sürdüren sabit öğelerin ya da yarı-ideolojik çizgilerin yerlerini saptamak önemlidir.
1975’teki başlangıcından beri bazı kavramlar TPLF için sabit kalmıştır. Bunlar etnik yapı, öncü önderlik ve devletçi ekonomiyi içermektedir. Etnik yapı fikri, Etiyopya’da ulusal baskının var olduğu ve Tigray etnik grubunun ayrımcılığa tabi tutulduğu iddiasına bağlıydı. Söz konusu ‘etnik soruna’ işaret eden politik çözüm partiyi, bireysel haklardansa grup haklarını savunan bir ideolojik konum almaya itmiştir. Bunun içerimi, Tigray etnik grubunun ‘kaybolmuş prestijinin’ politik ve ekonomik biçimde diriltilmesiydi. Kuşkusuz, etnik-milliyetçilik, cephenin askeri rejime karşı verdiği 17 senelik iç savaş boyunca grup seferberliği için kullanılmıştır.
Marksist-Leninizm tarafından biçimlendirilen öncü önderlik fikri, iktidarın pratikte öncü parti ve genellikle parti çerçevesi içinde zekice hareket eden, parti-devlet ile partinin üst kademeleri tarafından kontrolünü içermektedir [86] . Önce TPLF sonrasında da EPRDF tarafından uygulanan temel ilkelerden biri, fikirlerin merkezden filizlenmesi ve yayılmasında araçsal olmaya devam eden demokratik merkeziyetçilikti. John Markakis’e göre, demokratik merkeziyetçiliğin teorideki hedefi hizipçiliği engellemek olsa bile, pratikte, TPLF/EPRDF liderliğine parti içerisinde herhangi bir meydan okumada bulunmamaları konusunda üyeleri disiplin altına almakta kullanılmıştır [87] . Parti disiplinini güvence altına almak için düzenli aralıklarla, üyelerin kendilerini ve diğerlerini eleştirdikleri ‘öz-eleştiri’ toplantıları düzenlenmiştir. Bu kontrol mekanizması, muhalif parti ve hükümet yetkililerinin tasfiyesinde önemli bir araç oldu. Söz konusu ‘eleştiri ve öz-eleştiri toplantıları’ partinin içsel açıklık derecesi hakkında fikir vermektedir [88] . Her durumda, egemenlik için öncü önderliğin anlamı aşikârdır: herhangi bir politik süreç tarafından engellenmeden sonsuza kadar hükmetmek isteyen bir parti.
Devletçi ekonomi fikri, ideolojik yer değiştirmeler boyunca varlığını sürdürdü. İdeolojik retorikteki kesintisiz anti-liberal bakış iddiası ya da liberal politikaların gizlenmiş uygulamaları, gerek politikada gerekse pratikte kabul edilmesi güç içerimler taşımıştır. TPLF’nin retoriği, özellikle devlet iktidarının alındığı 1991’den itibaren (yani Devrimci Demokrasi ve Demokratik Kalkınmacı Devlet ideolojileri altında), politik alanda hiç geçit vermediği liberal görüşleri ekonomik alanda yarı-gönüllü biçimde kabul etmiştir. Dagnachew Assefa’ya göre, ideolojideki kozmetik yer değiştirmelerdeki çelişkiler ve tutarsızlıklar, çeşitli ideolojilerin, yine Assefa’ya göre üç boyut taşıyan, parti retoriğinde gözlemlenebilen yerel inançlarla zaman içerisinde bağdaşmasıyla ilgilidir.
“Birincisi, bu Marksist bir renge sahiptir ve [parti elitlerinin] ideolojik iddiaları Marksizmden bazı izler taşır. İkincisi, Carl Schmitt’in aksiyomunda olduğu gibi, politikayı dost ve düşman arasındaki ayrım olarak ele alır. Parti önderliği ve üyeleri zamanla dostlar ve düşmanlar yarattı –bu bir zihniyet ve aslında metafizik bir zihniyet. Eğer düşman belleyecekleri kimseyi bulamazlarsa, fakirliği düşman olarak nitelerler. Üçüncüsü, onlara göre, tek bir doğru soru ve tek bir doğru cevap vardır. Haliyle, bu, ciddi bir içerime sahiptir –herhangi başka bir anlatıyı yasaklar. TPLF’nin ideolojilerinin payandalarının bunlar olduğunu söyleyebilirim [89] ”.  
Böylelikle, bu ideolojilerden ödünç alınmış fikirlerin parti önderliği ile kadrolarının değerleriyle bağdaştığı görülmektedir. Dagnachew’in iddiasına göre, söz konu bağdaşım partinin, ‘Afrikacı ve [hatta] Tigraycı’ inançlar bağlamına gömülü olan doğasını yakalamaktadır [90] .
Eski başbakan Meles Zenawi için son ideolojik iddia, Demokratik Kalkınmacı Devlet iddiası, Etiyopya’yı aynı anda hem kalkınmacı hem de demokratik bir devlet kılacak biçimde uygulanabilirdi. Demokratik kalkınmacı devlet projesinin bir parçası olarak Meles ve partisi, Etiyopya’nın Güney Kore ve Tayvan gibi kalkınmacı bir devlet olabileceğini ve diğer kalkınmacı devletlerin deneyimlerinde görülmemiş demokratik bir yönetim biçimini cisimleştirebileceğini iddia etmişlerdi. Partinin kayıtları göz önüne alındığında, devrimci demokrasi ve demokratik kalkınmacı devlet terimlerinin kullanımı bir oksimoron teşkil eder. Aynı anda demokrat ve devrimci olduğu iddiası, özellikle TPLF yönetimindeki Etiyopya’nın politik-ekonomik tarihinden bakıldığında, demokrat ve kalkınmacı olmanın aynı anda iddia edilmesi gibi gözükmektedir. Başlangıcından itibaren rejimin idari temeldeki otoriter doğası, araştırmacılar ve insan hakları örgütlerince tekrar tekrar belgelenmiştir. Politik ekonomide ise, ‘devrimci demokratik yıllarındaki’ parti devleti, belli bazı liberalleşmeci ve kısıtlamaları kaldırıcı teşebbüslerde bulunsa da bunlar anlamlı bir şekilde olmamıştır. Diğerlerinin yanı sıra telekomünikasyon, finans ve elektrik, su, gaz servisleri liberalleştirilmemiş sektörleri kapsamaktadır.
Dahası, Abbink’in işaret ettiği gibi, EPRDF rejimi, önceli Derg rejiminin ‘tüm topraklarda devlet mülkiyeti politikasını’ devam ettirdi [91] . Tom Lavers’a göre her ne kadar topraktaki devlet mülkiyeti egemen biçim olsa da, topraktaki nesnel mülkiyet sistemi, Etiyopya’daki etnik federalizme içkin rekabetçi mantıksal temelleri nedeniyle, muğlâk bir niteliğe sahiptir [92] . Abbink için rejim, 2011 tarihli kentsel arazi kiralaması bildirgesinde kural altına alındığı gibi, son zamanlarda devlet mülkiyetini kent arazilerine dek genişletmiş durumdadır [93] . Şimdilerde, ‘Afrika’da benzeri görülmemiş biçimde’, bir evin satışıyla birlikte özel mülkiyetteki parseller devletin malı olacaktır [94] . Böylece rejim, parti ve devletin ekonominin hâkim noktalarını kontrol ettiği bir ekonomiyi savundu ve yürüttü. Demokratik kalkınma yıllarında Meles Zenawi, ‘kalkınmacı bir devlet, rantlarda tekelleşmeli ve uzun-erimli değer yaratımı için bunları stratejik biçimde konumlandırmalı [95] ’ iddiasında bulundu. Yine de pratikte, ekonominin temel oyuncuları olarak ve parti-devletin çekincesiz desteğiyle rantları tekelleştirenler, ‘kalkınmacı kapitalistlerin’ yanında parti ve askeri girişimler olmuştur [96] ’.  
Özetle, uluslar ve milliyetlerin kendi kaderini tayininin Stalinist tanımından kalkınmacı devlete olan kuvvetli sadakate kadar olan sol-eğilimli politik ilkelerin varlıklarını koruması, TPLF’nin politika ve pratiklerinin doğasını ve karakteristiğini açıklar. Sol-eğilimli politikalar burada, tanımlarını etnik-milliyetçilik, Marksizm-Leninizm ve devrimci demokraside bulan sosyalist idealler olarak anlaşılmaktadır. Son ideolojik iddia, demokratik kalkınmacı devlet, devletin yönettiği ve partinin egemen olduğu ekonomi ve iş çevresinin güçlendirilmesi için kullanılan retorik bir araç hizmeti görmüştür. Toni Weis’a göre, ülkenin filizlenen kapitalist sistemi ‘yapısal uyum adı altında tanıtılan serbest-piyasa kapitalizminden ve bunun sonucu olarak diğer Afrika ülkelerinde ortaya çıkan ahbap-çavuş kapitalizmden farklı olduğu kadar Doğu Asya ekonomilerinin bürokratik devlet kapitalizminden de’ ayrıksı olduğundan dolayı, TPLF’nin politik ekonomisinin doğası, ‘öncü kapitalizm’ olarak tanımlanabilir [97] . Weis’a göre bu kapitalizm biçimi, ‘bir devrimci hareket partisi ile onun öncülüğünde rantların yaratılması, ele geçirilmesi ve stratejik biçimde kullanılması yoluyla devlet-toplum ilişkilerinin tekelleştirilmesine odaklanır [98] ’.
Solcu ideolojik iddiaların çeşitli siluetleri, iktidarın parti önderliği ve kadrolar elinde yoğunlaşmasını, demokratik merkeziyetçi yönetim ilkelerini ve ekonominin yakından idaresini kolaylaştırdı. Yarı-ideolojik ve sabit öğeler şu ana kadar iktidarı yoğunlaştırma araçları olmuştur; demokratik kalkınmacı devlete doğru son ideolojik sapağın bu bakımdan herhangi bir farkı yoktur, eski parti-devlet tasavvurunu pekiştirmektedir. TPLF ve EPRDF’nin varlığı boyunca süregitmiş bu çizgiler, TPLF’nin Etiyopya’sında iktidarı ve egemenliği vurgulayan kozmetik ideolojik değişimlerin arkasında varlığını ısrarla sürdüren en önemli kavramlardır.
VIII. Sonuç
TPLF’nin ideolojik çökelmesinin araştırılmasıyla, bu makale, partinin tarihinde asılı kalmış özneleri, dönüm noktalarını ve fikirleri tespit etmiştir. İdeolojik çekirdeğin, Marksizm-Leninizmle tımar edilmiş etnik-milliyetçilik olarak kaldığı sonucuna varmıştır. Yine makale partinin dört ideolojisinin, her ne kadar hegemonik olmayı hiçbir zaman başaramamış olsalar da, gerek parti içinde gerekse de parti-devlette iktidarı tahkim etmekte önemli bir rol oynadıklarını göstermiştir. İdeolojileri ve ideolojideki değişiklikleri inandırıcı biçimde açıklayabilenler sadece parti üst yönetiminde bulunan az sayıdaki kadro idi ve partinin geri kalanı ile genel olarak toplum bunlar hakkında ya çok az bir bilgiye ya da oldukça düşük bir ilgiye sahipti. Önce solcu ideolojileri, sonrasında ise ‘demokratik kalkınmacı devleti’ ezberden tekrarlayarak ekonomide devlet müdahalesini savunan parti, etnik öncü parti olarak, Etiyopya ise etnik öncü parti-devleti olarak kalmıştır.
Bu durum değişiyor olabilir. TPLF’nin ideoloğu Meles Zenawi’nin [2012’deki] ölümü ve daha kritik olarak Etiyopya gençliğinin (genel olarak Oromo, Amhara ve Gurage etnik gruplarından) daha önce şahit olunmamış protestosu, Oromolar ile Amharalar’ın kazanmakta oldukları EPRDF koalisyonu içerisindeki ‘parti-içi’ savaş ve Abiy Ahmed’in yükselişi, EPRDF’yi ve belki de TPLF’yi bir kritik ana daha itmiştir. Abiy’in ülkede devam etmekte olan politik kriz için nihayetinde ‘bir ağrıkesici, plasebo ya da tedavi [99] ’ olup olmayacağı halen belirsizdir. Her ne olursa olsun Abiy Ahmed liderliğinde yeni bir biçime sahip politik ve ideolojik bir değişim yükselmektedir, fakat bunun ‘medemer’in (Ahmarikçede özetleme ya da ek yapma anlamına gelir) müphem tasavvuru’ dışında açık ve net biçimde eklemlenmiş bir ideolojik konumlanış olup olmadığını görmek için henüz erkendir [100] .
Yine de TPLF’nin Etiyopya’sı için yeni olan, kendi başına, iç iktidar mücadelesinin kazanımı amacıyla ideolojinin kullanılması değil, ulusal ekonomiyi ele geçirmeye yönelik istikrarlı teşebbüstür. Silahlı mücadele sırasında Tigray halkını seferber etmek için parti tarafından etnik milliyetçilik kılığında, etnik baskı kullanılmış, sonrasında da kalkınmacı devlet projesi adına ‘fakirliğin kökünü kurutma’ onun yerini almıştır. TPLF’nin etnik kurbanlaştırmadan sağladığı çıkar ve etnik federalizmin gelişigüzel kurumsallaştırılmasının bütünsel sonuçları bütün boyutlarıyla değerlendirilmeyi beklemektedir. Gerçekten de, 1991 sonrasının Etiyopya’sı, ülkenin bazı bölümlerindeki etnik anlaşmazlıklarla doludur. Politik alanın açık politik tartışmalara karşı uysal davrandığının görülmesiyle, ideolojik alternatifler ortaya çıkıyor olabilir. Abiy liderliğinin vaat ettiği açık politik alanın ortaya çıkartacağı sonuç, çeşitli politik güçlerin nasıl öne çıkacaklarına, tartışacaklarına ve ülkede yeni biçime sahip bir politikaya nasıl şekil vereceklerine bağlıdır.
Şimdilik asılı durmaya devam eden, iki ideolojik veridir. Birincisi, Etiyopya toplumunda derin ayrılıklara neden olmuş ve bunları süreklileştirmiş olan politikanın etnikleştirilmesidir. 2018’in başında ülkede meydana gelen en yakın politik gelişmeler ile OPDO’dan gelen yeni başbakanın üstünlüğü, otuz yıla yakındır etnikleştirmeyi desteklemiş bir rejim için göz korkutucu bir görev olan etnik politikaların tersine çevrilmesini başarabilir. Asılı durmaya devam eden ikinci yarı-ideolojik veri ise, parti işletmeleri dolayımıyla TPLF’nin ekonomik gücünü yaratmış öncü parti-devleti ve TPLF hâkimiyeti boyunca kayırılan ‘kalkınmacı kapitalistlerdir’. Bununla birlikte, Abiy Ahmed’in daha liberal bir ekonomi arayışında olmasıyla, iktidar koalisyonunun içerisinde buna karşı bir meydan okuma söz konusu olabilir. Kritik kamu girişimleri ve kamu projelerinin özelleştirilmesi hakkındaki son merkez komite kararı, bu meydan okumanın açık bir belirtisidir. Ülkenin ekonomisinin idaresindeki bir değişiklik, gerek Abiy’in önderliğindeki reformistler gerekse de genel nüfusu da kapsayan diğer politik ve ekonomik aktörler tarafından nasıl şekillendirileceğine bağlıdır. İşsizlik, yetersiz kamu yatırımları, fırsatçı özel yatırımlar, vergi rejimindeki muazzam sorunlar gibi yapısal ekonomik problemlerin yanı sıra EPRDF rejimini köstekleyen rekabet ve verimliliğe bağlı sorunlar varlıklarını sürdürmekte ve hâlâ çözülmeye ihtiyaç duymaktadır [101] . Liderlik değişiminden beri EPRDF’nin retoriği ile bazı kararlarında önemli değişiklikler gözlemlenirken, 2015’den 2018’e kadarki dördüncü kritik an EPRDF ve TPLF içerisinde filizlenmektedir.

[1] Christopher Clapham, ‘The Ethiopian developmental state’, Third World Quarterly 39, (2017), pp. 1–15, p. 12.

[2] Elsje Fourie, ‘China’s example for Meles’ Ethiopia: When development “models” land’, Journal of Modern African Studies 53, 3 (2015), pp. 289–316; Elsje Fourie, New maps for Africa? Contextualising the ‘Chinese Model’ within Ethiopian and Kenyan paradigms of development (University of Trento, unpublished PhD dissertation, 2013).

[3] Hassen Hussein, ‘Full English transcript of Ethiopian prime minister Abiy’s inaugural address’, O Pride, 3 April 2018, https://www.opride.com/2018/04/03/english-partial-transcript-of-ethiopian-prime-minister-abiy-ahmeds-inaugural-address/ (1 July 2018).

[4] Başbakan Abiy’e göre, anavatanı savunurken ölen bir önceki kuşak gibi, Etiyopyalılar öldüklerinde toprağa geri dönerler ve ismi Etiyopya olan alanı kurarlar.

[5] Jonathan Fisher and Meressa T. Gebrewahd, ‘“Game over”? Abiy Ahmed, the Tigrayan People’s Liberation Front and Ethiopia’s political crisis’, African Affairs, ady056 (2018), pp 1–13, pp. 2–3.

[6] Bkz. Michael Freeden, Ideologies and political theory: A conceptual approach (Oxford University Press, Oxford, 1996), pp. 19–20.

[7] Parti elitleri tarafından çeşitli ideolojik konumlanmalardan ödünç alınan bu sloganlar genellikle kafa karıştırıcı ve bazen de Etiyopya politikalarına getirilen tarihsel temelden yoksun açıklamalar olmaktadır.

[8] Bazı yazarlar ideolojilerinden biri ya da diğeri üzerinde özel olarak durur fakat egemenliğini devam ettiren sürekliliklere değinmez. Devrimci demokrasi üzerine, bkz Jean-Nicolas Bach, ‘Abyotawi demokrasi: Ne devrimci ne de demokrasi, EPRDF’nin 1991-sonrası Etiyopya’sındaki devrimci demokrasi kavrayışı hakkında eleştirel bir bakış, Journal of Eastern African Studies 5, 4 (2011), pp. 641–663. Kalkınmacı devlet için Bkz, ‘The Ethiopian developmental state’, and Alex de Waal, The real politics of the horn of Africa: Money, war and the business of power (Polity, Cambridge, 2015).

[9] Parti tarafından zenginliğin yoğunlaştırılmasının mekanizma ve nüfuz mekanizmaları Tefera N. Gebregziabher ve Wil Hout tarafından tartışılmıştır, ‘The rise of oligarchy in Ethiopia: The case of wealth creation since 1991’, Review of African Political Economy 45, 157 (2018), pp. 501–510.

[10] Örneğin Bkz. Michael Freeden, ‘Ideology and political theory’, Journal of Political Ideologies 11, 1 (2006), pp. 3–22.

[11] Antonio Gramsci, Selections from the Prison Notebooks of Antonio Gramsci, edited and translated by Quintin Hoare and Geoffrey Nowell Smith (International Publishers, London, 1971), pp. 376–377.

[12] Jan Rehmann, ‘Ideology-critique with the conceptual hinterland of a theory of the ideological’, Critical Sociology 41, 3 (2015), pp. 433–448, p. 442.

[13] Freeden, ‘Ideology and political theory’.

[14] Age, p. 20.

[15] John B. Thompson, Studies in the theory of ideology (University of California Press, Berkeley, 1984), pp. 129–35.

[16] Thompson, Studies in the theory of ideology, p. 131.

[17] Thompson’a göre (age, s. 199) bu aşamalar; (i) ‘öznelerin eylediği ve etkileşime girdikleri toplumsal-tarihsel koşullarla’ meşgul olan ‘toplumsal analiz’ aşamasıdır çünkü ‘egemenlik ilişkilerini çalışmadan ideolojiyi çalışamayız’. (ii) ‘üçüncü bir analiz aşamasınca –(iii)  yorum– tümlenmek ve tamamlanmak zorunda olan dilbilimsel yapının’ çalışılmasını talep eden ‘söylemsel analiz. Thompson’a göre, ‘ideolojinin ifade edildiği söylem yapısının çalışması, söylemin anlamı (anlamlandırma) ve bu anlamın sürmesine hizmet ettiği egemenlik ilişkileri arasındaki bağlantının tefsir süreci olan ideolojik yorumlama sürecine vasıta olabilir’.

[18] Age, p. 11.

[19] Örnek olarak bkz. Merera Gudina, ‘Elections and democratization in Ethiopia, 1991–2010’, Journal of Eastern African Studies 5, 4 (2011), pp. 664–680; Berhanu Balcha, Restructuring state and society: Ethnic federalism in Ethiopia (Aalborg Universitet, unpublished PhD dissertation, 2006); Sarah Vaughan and Kjetil Tronvoll, The culture of power in contemporary Ethiopian political life (Sida studies, Number 10, Stockholm, 2003).

[20] Giovanni Capoccia and R. Daniel Kelemen, ‘The study of critical junctures: Theory, narrative, and counterfactuals in historical institutionalism’, World Politics 59, 3 (2007), pp. 341–369.

[21] James Mahoney, ‘Path-dependent explanations of regime change: Central America in comparative perspective’, Studies in Comparative International Development 36, 1 (2001), pp. 111–141, p. 113.

[22] Bir etnik grubun diğerini ayrımcılığa uğratması üzerine eğilen Etno-milliyetçilerden farklı olarak.

[23] Bahru Zewde, The quest for socialist utopia: The Ethiopian student movement, c. 1960–1974 (Boydell & Brewer Ltd, New York, 2014).

[24] Mesay Kebede, Ideology and elite conflicts: Autopsy of the Ethiopian revolution (Lexington Books, New York, 2011), p. 147.

[25] Aregawi Berhe, ‘The origins of The Tigray People’s Liberation Front’, African Affairs 103, 413 (2004), pp. 569–592; Zewde, The quest for socialist utopia.

[26] Berhe, ‘The origins of the Tigray People’s Liberation Front’.

[27] Jan Abbink, ‘The Ethiopian revolution after 40 years (1974–2014): Plan B in progress?’ Journal of Developing Societies 31, 3 (2015), pp. 333–357, pp. 341–344.

[28] Örnek olarak Bkz. Christophe Van der Beken, ‘Federalism and the accommodation of ethnic diversity: The case of Ethiopia’, in Proceedings of the 3rd European Conference on African Studies, 2009, pp. 8–10.

[29] Aregawi Berhe, A political history of the Tigray People’s Liberation Front (1975–1991): Revolt, ideology and mobilization in Ethiopia (Free University Amsterdam, unpublished PhD dissertation, 2008), pp. 5–9.

[30] Bu makale öğrenci hareketi sırasında etnik-milliyetçilik tartışmasının mızrak başı oldu. Birçokları tarafından kınanırken diğerlerince ayrımcılığa uğramışların kutsal çığlığı biçiminde görüldü. Zamanında aynı üniversitenin öğrencisi sonrasında ise Derg askeri rejiminin lideri olan Fiker-Selassie Wogderes, yazdığı yakın zamanlı hatıratında, bu makaleyi amaçlarına ulaşmak için öğrenci yapısındaki tartışmalara etnik sorunları kabul ettirmeye çalışan Eritrelilerin politik stratejisi olarak reddetmişti. Fiker-Selassie Wogderes, Egnana Abyotu (Tshai Publishers, Los Angeles, CA, 2013). Abbink için makale, tarihdışı, üstünkörü ve adıyla sanıyla ideolojik bir pozisyondu. Bkz. Abbink, ‘The Ethiopian revolution after 40 years’.

[31] Randi Ronning Balsvik, Haile Selassie’s students: The intellectual and social background to the revolution, 1952–1974 (Addis Ababa University Press, Addis Ababa, 2005), pp. 33–34.

[32] Berhe, ‘The origins of the Tigray People’s Liberation Front’, p. 591.

[33] TPLF, Manifesto of the Tigray People’s Liberation Front (Unpublished manifesto, NA, February 1976). Author’s translation.

[34] Berhe, ‘The origins of the Tigray People’s Liberation Front’, p. 591.

[35] Teshale Tibebu, The making of modern Ethiopia: 1896–1974 (The Red Sea Press, NJ, 1995), pp. 172–175.

[36] Capoccia and Kelemen, ‘The study of critical junctures’, p. 348.

[37] Berhe, A political history of the Tigray People’s Liberation Front.

[38] Bach, ‘Abyotawi democracy’.

[39] Dönemin ayrıntılı bir tartışması için bizzat cephenin kurucularından biri olan Berhe tarafından kaleme alınmış tez, ‘A Political history of the Tigray People’s Liberation Front’a bakılabilir.

[40] Age, p. 215.

[41] Ana yorum kategorilerinin bir özeti için Bkz. David Priestland, ‘Marx and the Kremlin: Writing on Marxism–Leninism and Soviet politics after the fall of communism’, Journal of Political Ideologies 5, 3 (2000), pp. 377–390.

[42] Age, p. 387.

[43] Age, p. 389.

[44] Jan Rehmann, Theories of ideology: The powers of alienation and subjection (Brill, Leiden, 2013), pp. 69–70.

[45] Bhikhu Parekh, Marx’s theory of ideology (Johns Hopkins University Press, Baltimore, MD, 1982), p. i.

[46] Berhe, A political history of the Tigray People’s Liberation Front (1975–1991), p. 213.

[47] Abbink, ‘The Ethiopian revolution after 40 years (1974–2014)’, p. 337.

[48] Bahru Zewde, ‘The quest for socialist utopia’; Abbink, ‘The Ethiopian revolution after 40 years (1974–2014)’; Berhe, ‘The origin of The Tigray People’s Liberation Front’, Paulos Milkias, ‘Ethiopia, the TPLF, and the roots of the 2001 political tremor’, Northeast African Studies 10, 2 (2003), pp. 13–66.

[49] Abbink, ‘The Ethiopian Revolution after 40 years (1974–2014)’, p. 336.

[50] Örnek olarak bkz. Messay Kebede, ‘The civilian left and the radicalisation of the Dergue’, Journal of Developing Societies 24, 2 (2008), pp. 159–82.

[51] Berhe, ‘A political history of the Tigray People’s Liberation Front’.

[52] Clapham, ‘The Ethiopian developmental state’.

[53] Kassahun Berhanu, Returnees, resettlement and power relations: The making of a political constituency in Humera, Ethiopia (Free University Amsterdam, unpublished PhD dissertation, 2000).

[54] Kassahun Berhanu, Returnees, resettlement and power relations: The making of a political constituency in Humera, Ethiopia (Free University Amsterdam, unpublished PhD dissertation, 2000).

[55] Andargachew Tiruneh, The Ethiopian revolution 1974–1987: A transformation from an aristocratic to a totalitarian autocracy (Cambridge University Press, Cambridge, 1993), p. 362.

[56] Asrat, Sovereignty and democracy in Ethiopia, p. 124.

[57] Age.

[58] Theodore M. Vestal, Ethiopia: A post-cold war African state (Praeger, London, 1999), p. 64.

[59] Berhe, ‘The origins of the Tigray People’s Liberation Front’, pp. 519–592.

[60] Vestal, Ethiopia: A post-cold war African state, p. 70.

[61] Bkz. Kassahun Berhanu, ‘Ethiopia: The quest for transformation under EPRDF’, in Redie Bereketeab (ed.), National liberation movements as government in Africa (Routledge, London, 2018), p. 208.

[62] Joseph E. Stiglitz, Globalization and its discontents revisited: Anti-globalization in the era of Trump (W.W. Norton and Company, New York, 2018), pp. 122–133.

[63] Age, pp. 128–129.

[64] Age, p. 129.

[65] Berhe, A political history of the Tigray People’s Liberation Front.

[66] Yeni Vizyon, ’TPLF ve Tigray Halkının 40 yıllık mücadele, azap ve zaferi’, özel sayı Şubat 2015. Yeni Vizyon (Amharikçe de Addis Ra’ey) EPRDF’nin gazetesidir.

[67] Bach, ‘Abyotawi democracy’, pp. 641–663.

[68] Abbink, ‘The Ethiopian revolution after 40 years (1974–2014)’.

[69] TPLF önderliğinde ortaya çıkmış en önemli ayrılıklardan birisi olan bu bölünme partinin önde gelen önderlerinin ‘büyük tasfiyesiyle’ sonuçlanmıştır. Bölünmenin kökeni, Eritre’nin 1998’de Etiyopya’yı işgalinde Zenawi’nin aldığı tutumda yatar. Ayrıntılı bir tartışma için Bkz. Milkias, ‘Ethiopia, the TPLF, and the roots of the 2001 political tremor’.

[70] Meles Zenawi, ‘States and markets: Neoliberal limitations and the case for a developmental state’, in Akbar Noman et al. (eds), Good growth and governance in Africa: Rethinking development strategies (Oxford University Press, Oxford, 2012), pp. 141–174.

[71] Age. p. 167.

[72] Örnek olarak bkz. Asnake Kefale, ‘Narratives of developmentalism and development in Ethiopia: Some preliminary explorations’ (Paper presented at the European Conference on African Studies, Uppsala, Sweden, 2011).

[73] Örnek olarak bkz. Fana Gebresenbet, ‘Securitisation of development in Ethiopia: The discourse and politics of developmentalism’, Review of African Political Economy, 41, s1 (2014), pp. s64–74, p. s 66.

[74] Age, p. s 64.

[75] Aalen and Asnake cited in Fana Gebresenbet, ‘Securitisation of development in Ethiopia’.

[76] Rene Lefort, ‘Powers–mengist–and peasants in rural Ethiopia: The May 2005 elections’, Journal of Modern African Studies 45, 2(2007), pp. 253–273. Bu makale kalkınmacı devletin çiftçi derekesinde uygulanması ve kavranışının yanı sıra, kalkınmacı retoriğinin aşılanmasına, parti-devletinin nasıl dâhil olduğunun oldukça güzel bir özetini vermektedir.

[77] Abbink, ‘The Ethiopian Revolution after 40 years (1974–2014)’

[78] Clapham, ‘The Ethiopian developmental state’, p. 5.

[79] TPLF için kökleri ondokuzcu yüzyıl Fransız tarihinde bulunan Bonapartizm, ‘birincil devrimci çizginin takip edilememesi anlamına gelmekteydi’. Bkz. Bach, ‘Abyotawi democracy’, p. 65.

[80] EPRDF, ‘Development, democracy and revolutionary democracy’, p. 113.

[81] Age, p. 114.

[82] Bach, ‘Abyotawi democracy’.

[83] Rene Lefort, ‘Ethiopia after its electoral drama: second “renewal” imminent?’, Open Democracy, 7 July 2015, https://www.opendemocracy.net/en/ethiopia-after-its-electoral-drama-second-renewal-imminent/(2 August 2018).

[84] Medhane Tadesse, ‘Meles Zenawi and the Ethiopian State’, ethiopiafirst.info, 24 October 2012, <http://www.ethiopiafirst.info/news/Documents/Meles-Zenawi-and-theEthiopian-State.pdf> (9 July 2018).

[85] Partiye bağlı şirketler için bkz. Berhanu Abegaz, ‘Political parties in business: Rent seekers, developmentalists, or both?’ Journal of Development Studies 49, 11 (2013), pp. 1467–1483; Etiyopya’da kırsal öncü elitlerin yaratımında partinin rolü için bkz. René Lefort, ‘Free market economy, “developmental state” and party-state hegemony in Ethiopia: The case of the “model farmers”’, Journal of Modern African Studies 50, 4 (2012), pp. 681–706.

[86] En tepedeki önderlik arasındaki reel-politik, kan ya da evlilik bağlarına dayalı ittifakların manipülasyonunun yanında devlet kurumlarını kullanmak ve ülke üzerinde etki doğurmayı da kapsamaktadır.

[87] John Markakis, Ethiopia: The last two frontiers (Boydell & Brewer Ltd., London, 2011), p. 244.

[88] Bu eklemeyi, makalenin isimsiz eleştirmenlerine borçluyum.

[89] Söyleşi, Dagnachew Assefa, public intellectual in Ethiopia, 25 Februray 2016, Addis Ababa.

[90] Age.

[91] Abbink, ‘The Ethiopian revolution after 40 years (1974–2014)’, p. 345.

[92] Tom Lavers, ‘Responding to land-based conflict in Ethiopia: The land rights of ethnic minorities under federalism’, African Affairs 117, 468 (2018), pp. 462–484.

[93] Abbink, ‘The Ethiopian revolution after 40 years (1974–2014)’.

[94] Age.

[95] Waal, The real politics of the horn in Africa, p. 164.

[96] Parti ve iş elitleri hakkında bir tartışma için bkz. Gebregziabher and Hout, ‘The rise of oligarchy in Ethiopia’. Askeri işletmeler hakkındaki tartışma için bkz. Tefera N. Gebregziabher, ‘Soldiers in business: The pitfalls of METEC’s projects in the context of Ethiopia’s civil-military relations’, Review of African Political Economy, forthcoming.

[97] Toni Weis, Vanguard capitalism: Party, state and market in the EPRDF’s Ethiopia (University of Oxford, unpublished PhD dissertation, 2016), p. 77.

[98] Age, p. 106.

[99] Fisher and Gebrewahd, ‘“Game over”?’ pp. 12–13.

[100] Age.

[101] Getachew T. Alemu, ‘How to address the five structural economic issues a transitioning Ethiopia’, Addis Standard, 2 February 2019, (1 February 2019). 

Okunma 719 kez